thejrc.org
Bugun...
Bizi izleyin:


Tuygan Çalıkoğlu


Facebookta Paylaş









İslamcılar Dönüşebilir Mi?
Tarih: 02-04-2023 09:31:00 Güncelleme: 02-04-2023 09:31:00


Türkiye tipik bir otoriter rejim görüntüsü veriyor. Nedeni bu tür rejimlerin pek çok unsurunu bünyesinde barındırması. Örneğin, medyanın neredeyse tamamı iktidarın kontrolünde. Kuvvetler ayrılığı yok, dolayısıyla yargı ”bağımsız” değil. İfade özgürlüğü sınırlı; muhaliflerin başına her şey gelebilir. Ancak Türkiye’de seçimler yapılıyor, göstermelik olmayan seçimler. Türkiye’yi diğer otoriter rejimlerden ayıran en büyük fark da bu. Bu fark çok önemli, çünkü “seçimle” iktidarı uzaklaştırmak mümkün. Önümüzdeki seçim, Ak Parti iktidarının evirileceği yeri gösterecek. Beklenen iktidar değişikliği gerçekleşmezse; işte o zaman Türkiye’de rejim, gerçek anlamda otoriter bir rejime dönüşebilir. Çünkü otoriterleşme süreci devam ederse, bu dönüşüm kaçınılmaz olur.

 

Ak Parti’nin iktidara geldiğinde, Türkiye’yi tabulardan ve yasaklardan kurtarma hedefi vardı. Böylelikle demokrasi standardı, AB kriterlerine erişebilecekti. Çok sayıda insan buna yürekten inanıyordu. İslam dünyasında yaşanmamış bir liberal demokrasinin “gerçekleşeceği” beklentisi vardı. Aradan yirmi yıldan fazla zaman geçti. Ancak bırakın bu hedeflere ulaşmayı, Türkiye eskisinden beter bir hale geldi. Şimdi bu düşüncenin savunucuları, o yıllarda Ak Parti’nin nihai rotasını kestiremediklerini itiraf ediyorlar.

 

Mustafa Akyol bu isimlerden biri. ABD’de din ve bilim ilişkisi üzerinde çalışmalarıyla tanınan, konu ile ilgili uluslararası pek çok konferanslar veren bir gazeteci. İslam’ın özgürlükçü yorumunun nasıl mümkün olacağını tartışan, sıra dışı bir düşünce adamı. Liberal felsefeyi savunan düşünce kuruluşu olan Cato Institute’de “İslam ve Özgürlük” üzerine teorik çalışmalar yapıyor. İlk yıllarında Ak Parti’ye destek vermiş önemli isimlerden biri. Geçtiğimiz günlerde, Murat Aksoy ile yaptığı söyleşide bir özeleştiride bulunuyor; “Daha dikkatli olmalıydık. Biz Ak Parti’yi eski rejimin otoriter yönlerini tasfiye etmesi için destekledik. Ancak kendi otoriterliğini giderek geliştirdiğini fark edemedik”. Ve ekliyor;” Kötülükler ortaya çıktığında biz bunları dile getirdik, uyardık, ancak dikkate almadıkları gibi, bizi hedefe koydular. Ak Parti’de bu kötülükleri alkışlayanlar çok fazla. Bunlar zaman içinde omurgasız dalkavuklara dönüşmüş kişiler. Kanımca onların sorunu, ihtiyatsızlık değil, dalkavukluk”.

 

Ak Parti, 2011 seçiminden sonra rotasını değiştirdi. AB kriterleri “hedef “olmaktan çıktı ve kendi ideolojisine dönüş başladı. “Gezi Olayları” kırılma noktası oldu. Türkiye’de gerçek bir demokrasi olsaydı, bu olaylara; bir protesto, bir gösteri olarak bakardı. Bakmadı; vatandaşın anayasal hakkı olan bu demokratik eylemlere hoşgörüyle yaklaşmadı. Diyalog yoluyla çözüm aramadı. Aslında Ak Parti içinde, böyle düşünen demokrat kimlikler de vardı, ancak etkili olamadılar. Sonrasında olaylar çığırından çıktı. Dış güçler dendi, içerdeki hainlerin komplosu dendi ve zorla bastırılmaya çalışıldı.

 

Hatırlarsak,2010’larda Arap Baharı yaşanıyordu. Dikta rejimleri, Mısır ve Suriye’de sokaklara çıkan insanlara aynı tepkiyi vermişlerdi. Yani Ak Parti iktidarı;2013 yılındaki Gezi olaylarına, “Baas” rejimlerine benzer bir tepki verdi. Bu tarih; Türkiye’nin hukuktan, hak ve özgürlüklerden uzaklaşmaya başladığı tarihtir.

 

Ak Parti’yi yozlaştıran asıl neden, çok uzun süre iktidarda kalması oldu. İlk yıllarında “yeni” olan ve “yenilikçi” iddiasıyla iktidar olan bu parti, bırakın eski kötülüklerle mücadele etmeyi, giderek kendi kötülüklerini üretmeye başladı. “Mutlak gücün” yozlaşması kaçınılmazdı ve ilk kez yaşanmıyordu.

 

Türkiye’de son dönemde, büyük destek bulan bir “kanaat” var. Ak Parti iktidarının, en büyük zararı İslam’a verdiğine dair bir kanaat. Çünkü Ak Parti, fazlasıyla İslami unsurları kullanan bir iktidar. İslamcıların, demokrasi içinde evirilebileceği tezini savunan bir iktidar. Ayrıca; İslamcıların demokrasiyi, kendi iktidarlarını kurmak için “araç” olarak gördüğü de sıklıkla dile getiriliyordu. Halkımız bu gerçeği, zaman içinde ve büyük bedel ödeyerek öğrendi.

Çok dile getirilen bir başka görüş; “Alnı secdeye değenlerin” haksızlık ve yolsuzluk yapmayacağına dair görüştü. Bu bir inanç olarak, geniş kitlelerce paylaşılıyordu. Ancak Ak Parti iktidarında yerle bir oldu bu görüş. İslam adına; ahlaksız, içlerinde her türlü kötülükleri barındıran insanlar ortaya çıktı. Vicdansız insanlar, her türlü zulmü, ahlaksızlığı, haksızlığı yapan insanlar.

 

Bu gelişmeler, pek çok insanı dinden soğuttu. “Deizm” taraftar bulmaya başladı. Yani; din, peygamber veya vahiy aracı olmaksızın, bireyin akıl ve gözlem yoluyla Tanrı’ya olan inancını esas alan felsefi görüş, Ak Parti iktidarında, özellikle gençler arasında yükselmeye başladı. Bunun sorumluları, Ak Parti’yi iktidar yapan, ancak zulüm, yolsuzluk ve kibirle ahlaki üstünlüklerini kaybeden dindarlar. Benzer durum yıllardır İran’da da yaşanıyor. İslam referanslarıyla ülke yöneten otoriter rejim, toplumun önemli bölümünü dinden soğutmuş durumda. Bu insanlar resmen savruluyorlar. Ateist olan, deist olan, hatta Hıristiyan olanların sayısı her geçen gün artıyor.

 

Ak Parti iktidarında, muhafazakâr dindar sınıf “egemen sınıf” oldu. Bunların sergiledikleri savunma refleksi çok çarpıcı; “Zamanında bize de haksızlıklar yapıldı. Şimdi bizim devrimiz, bizim intikamımız” diyorlar. Anlaşılan egemen sınıf olmuş bu insanlar, pozisyonlarını kaybetmek istemiyorlar. Bütün olup bitenlere ses çıkarmamalarının temelinde, bu gerçek yatıyor. Dindarların bir bölümü ise; yapılan bir haksızlık olduğunu bile kabul etmiyor. Ak Parti’nin uzun zamandır sergilediği “Gerçek Ötesi” siyasetin bir sonucu bu. Tüm eleştirilerin dış mihraklı ve yalan olduğunu düşünüyor. Yalan ürerine kurulu “Gerçek Ötesi” siyaset, ne yazık ki dünya genelinde taraftar buluyor. Kamu politikasını görmezden gelerek, duygulara hitap ederek ve olgularla desteklenmeyen bir mesajı tekrar tekrar öne sürerek siyaset yapma kültürü. Kişisel duygular ve çeşitli çıkarlarla nesnel geçeklik karartılıyor. Halk manipüle ediliyor. Nasıl yapılıyor? Medya kullanılarak, inanılmaz bir propaganda ile yapılıyor. Bu bir “algı operasyonu “. Ak Parti ile gönül bağı olan, hiçbir şeyi sorgulamayan, aklını yedeğe almış, duygularla hareket eden insanlar da bunlara inanıyorlar.

 

Mustafa Akyol; “Eski Türkiye’nin katı laikçi uygulamaları, toplumda az destek bulan, ancak ordu ve yargı iş birliği ile dayatılan zorbalıklardı” diyor ve devam ediyor “Bu mekanizmaların geri dönmesi mümkün değil. Dahası katı laikçiliği temsil eden CHP büyük ölçüde dönüşmüş, hatalarıyla yüzleşmiş durumda. Hatta “helalleşme” ile yoluna girmiş durumda” diyor.

 

CHP örgütünün tümünün bu dönüşümü benimsediğini ya da desteklediğini söylemek zor. Bilinen CHP, meşruiyetini devlette arayan ve toplumun farklı kesimleriyle bağını kopartmış bir partiydi. Kılıçdaroğlu; bir kimlik partisi olan bu CHP’yi, bir kitle partisine dönüştürmeye başladı. Daha önce hiç teması olmayan kesimlere açıldı, meşruiyetini toplumda aradı. Hayli de yol aldı. Kendi başına iktidar olamayacağını görerek, yeni bir kazanma stratejisi geliştirdi. Muhafazakâr, dindar, milliyetçi ve liberal eğilimli partilerle ittifak kurdu. Bugün Türkiye’nin, Erdoğan karşısında kazanma şansı olan bir alternatifi varsa; bunu Kılıçdaroğlu’na borçlu. Çünkü CHP’yi “radikal” biçimde dönüştürüyor. CHP artık klasik bir devletçi parti değil; toplumun geniş kesimleriyle konuşabiliyor, sosyal demokrat “özgürlükçü” bir parti olma yolunda ilerliyor.

 

Türkiye ne eski ne de Ak Parti’nin yarattığı Türkiye olmalı. Bize hoşgörülü, adaletli ve herkes için özgürlükçü bir Türkiye gerek. Cumhurbaşkanı Adayı Kılıçdaroğlu halkın içinden gelen, her kesimi kucaklayan, mütevazı yaşamı olan bir insan. Millet İttifakı; Türkiye’nin bütün seslerini, bütün renklerini temsil ediyor. İYİ Parti; “merkez partisi” olma potansiyeli yüksek, milliyetçilerin merkez sağ çizgisine yakınlaşmasında önemli bir misyonu üstlenmiş bir parti. DEVA Partisi; kimliği ya da düşüncesi nedeniyle hiçbir insanı dışlamayan, hazırladığı eylem planlarıyla dikkat çeken bir parti. Saadet ve Gelecek Partisi’nin ise dayandığı taban çok önemli. Temsil ettikleri muhafazakâr ve dindar kesimin toplam seçmen içindeki oy potansiyeli, laik ve milliyetçi kesimden de büyük. Liberal demokrasiyi savunan DP’nin, “nostaljik anlamı” var. 1946’da Türkiye siyasetine damgasını vurmuş DP’nin devamı niteliğinde. Dolayısıyla Millet İttifakı tüm Türkiye’yi temsil ediyor. Önümüzdeki süreci iyi yönetirse, bugüne dek hiç yaşanmamış bir sinerji yaratabilir. Bu ise, Türkiye için tarihi bir fırsat demektir.

 

Cumhur İttifakı, kendilerinden olmayan herkese hınç ve nefret besleyen bir ittifak. Baskın karakteri sert ve haşin olması. Üstelik çok yorgun ve sağlıklı düşünme yetisini büyük ölçüde kaybetmiş gözüküyor. Bu seçimde yanlarında, “Akıl hocası” diyebileceğimiz Doğu Perinçek de var. Ayrıca, Hizbullah’a yakınlığı ve parti programında federasyonu savunduğu için eleştirilen, Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) var. Bunlara son olarak, “İslam Birliğini” savunan Yeniden Refah Partisi eklendi. Önemli siyaset adamı merhum Necmettin Erbakan’ın oğlunun partisi. Ancak oğul Erbakan, babası Erbakan’ın; Ak Parti için yaptığı uyarılara ve Erdoğan için kullandığı çok ağır ifadelere hiç kulak asmıyor. Halkın bu ittifaka ne denli destek vereceğini, seçim akşamı birlikte göreceğiz.

 

Türkiye’de halkımız çok yoruldu ve rahatlamak istiyor. Bilmeliyiz ki; 14 Mayıs gecesi yeni ve temiz bir sayfa açmak halkımızın elinde.

 

Tuygan ÇALIKOĞLU



Bu yazı 19914 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
FOTO GALERİ
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • FANTASTİK
    FANTASTİK
  • ATATÜRK
    ATATÜRK
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Doğtaş Mobilya'dan 18 Mart'a Özel Video
    resim yok
  • 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi 108'nci Yıldönümü
    18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi 108'nci Yıldönümü
  • Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
    Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
  • Barışın ve Özgürlüklerin Kenti "Çanakkale"
    Barışın ve Özgürlüklerin Kenti
  • TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
    TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
  • Çanakkale Gangnam Style
    Çanakkale Gangnam Style
VİDEO GALERİ
YUKARI