thejrc.org
Bugun...
Bizi izleyin:


Tuygan Çalıkoğlu


Facebookta Paylaş









Depremin Düşündürdükleri
Tarih: 19-02-2023 09:08:00 Güncelleme: 19-02-2023 09:08:00


Deprem 13,4 milyon kişinin yaşadığı bir bölgede oldu. Toplam nüfusun yüzde 15,7’sini oluşturan ve GSYH’sinin yüzde 9,3’ünü yaratan bir bölge. Ağırlıklı olarak tarımsal faaliyetin olduğu bu bölgede, imalat sektörünün de önemli bir payı var. Deprem, bölgedeki yaşamı yerle bir etti. Başta ekonomik olmak üzere, sosyal ve siyasal olarak önemli sonuçlar doğuracak ve bölgedeki yaşam asla eskisi gibi olmayacak. Kahraman Maraş depreminin etkilerine ve bize vermesi gereken derslere birlikte bakalım.

 

Depremin yarattığı zarar100 milyar dolara ulaşıyor. Bu çok büyük bir rakam. Zarar nasıl karşılanacak? Hangi kaynaklardan finansman sağlanacak? Devletin kasasında kendine ait parası yok, borç içinde. Kamu bütçesi perişan. 2023 yılı için öngörülen bütçe açığı 600 milyar liraydı, ancak1 trilyon liranın üzerine çıkması kaçınılmaz. Deprem zararını; her zaman olduğu gibi yine para basarak, zam yaparak ve vergilerle karşılanacaksa, enflasyon resmen patlar. TÜİK rakamlarıyla bile “hiper” enflasyon yaşarız. Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde de derin bir yoksullaşma başlar. Bu durum deprem bölgesinin olumsuz etkiler. Bu nedenle Ak Parti, başka yollar bulmak zorunda. Son yıllarda devlet ihaleleri, KKM vs. üzerinden, zenginlere inanılmaz servet transferleri yapıldı. Kamu vicdanı çok rahatsız oldu. Çünkü zenginler; hakları olmadan, devletten, yani halkın üzerinden gelir elde ettiler. Yoksul daha yoksullaşırken, zengin daha da zenginleşti. Zaten zengin olanlar, servetlerine servet kattılar. Bu nedenle; deprem zararının finansmanı için, Ak Parti’nin bu gruplara yönelik yeni bir vergi çıkartması şart. Bütün siyasal partiler, seçim söylemlerin igüncelleyerek, derhal bu öneriyi yapmalılar.

 

Deprem seçim tartışmalarını başlattı. Ak Parti’nin; 14 Mayıs’ta yapmayı düşündüğü seçime, TBMM’den karar çıkarabilse bile, yetiştirmesi imkânsız. Ayrıca, 7 Mayıs’a kadar OHAL sürecek. Ayrıca14 Mayıs, TBMM tarafından saptanmış bir seçim tarihi değil. Dolayısıyla, Erdoğan “mücbir sebep” gerekçesiyle seçimi “yasal” olarak erteleyemez. Yasalara rağmen seçim 6 ay ertelense, ekonomik tablo daha da kötüleşeceği için, bu karar iktidarın lehine olmaz. Böyle bir seçimde, Ak Parti baraj altında bile kalabilir. Seçimin 18 Haziran’da yapılması zorunlu ve herkes için tek seçenek.

 

Deprem Türkiye’ye çok önemli bir ders verdi; “liyakatin” ne anlama geldiğini ve bu ilkeye uyulmadığı zaman nasıl sorunlar yaşandığını herkese gösterdi. Liyakat; sadece işe girişlerde, kişinin iş için yeterli, eğitimli, bilgili ve donanımlı olması anlamına gelmiyor. Aynı zamanda, bürokrasisinin her kademesinde, başta siyasi yöneticiler olmak üzere, devletin geleceğini ve bekasını önceleyen bir insani sorumluluk anlayışını ifade ediyor.  Aristoteles devlet yönetimini; ortak çıkar, adalet, erdem ve liyakat olmak üzere dört ölçüte dayandırır. Adalet; hakkı, hak edene vermeyi gerektirir. Hak bir ilke olarak kabul edilir, insanın liyakatine göre pay alması ve vermesi esastır. Farabi; bir toplumda liyakati olmayanlara paye verilmesinin, o toplumun “zihin sağlığını” yok edeceğini söyler. Çünkü niteliksiz ve ehli olmayanlara verilen unvanlar ve görevler toplumu kaosa sürükler. Deprem, bu gerçeği bize tekrar hatırlattı. Ak Parti’nin “liyakati” yok sayarak; yeterliliği olmayan, beceriksiz, yeteneksiz ve bilgisiz kişilerle devleti yönetemediğini herkes gördü. Hem Akşener hem de Babacan’ın ifadesiyle söyleyeyim; “Devlet enkaz altında kaldı”.İnsanlar; yalnızlığı, çaresizliği ve sahipsizliği yaşadılar. AFAD, afet ve acil durumlara ilişkin tek yetkili kurum. Görevi afet ve acil durumlarda; harekete geçmek ve koordinasyonu sağlamak. AFAD’ın başında, deprem sürecinde hiç görmediğimiz, hiç duymadığımız bir ilahiyatçı var. Yani, konu ile ilgili hiçbir bilgisi, hiçbir deneyimi olmayan, yetersiz bir kişi. Böyle bir kişi neden bu göreve getirilir? Hangi mantıkla getirilir? Anlamak mümkün değil. Eski genel müdüre bakıyorsunuz, o da Tanzanya’ya büyükelçi olarak atanmış. Nereden nereye?  Dışişleri Bakanlığı’nda bu işi yapacak adam mı kalmadı? Son dönemde atanan büyükelçilere bakarsak, bunun pek çok örneği var. Çünkü yapılan atamalar siyasal. Çok vahim, çok düşündürücü.

 

Deprem trajedisinin temelinde liyakatsiz kadrolar yatıyor. Organizasyonsuzluklar, koordinasyonsuzluklar, gecikmeler hep bu nedenle yaşanıyor. Sorumlusu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi. Çünkü merkeziyetçi bir yapı. Her türlü karar için Cumhurbaşkanının talimatı gerekiyor. Deprem sonrasında, hayati öneme sahip “iki gün” gecikmenin temel sorumlusu. Gecikmeseler binlerce insanımız kurtarılabilirdi. Liyakatsizliğin ve sistemin yol açtığı sorunları herkes gibi, Ak Partililer de görüyor. Toplumda çok büyük bir öfke ve kızgınlık var. Ak Parti milletvekilleri bu tepkileri genel merkezlerine iletiyorlar. Deprem bölgesi çok yüksek oy aldıkları bir bölge. Ak Parti şaşkın, ne yapacağını bilmez halde. Bu arada, iktidar ortağı Bahçeli deprem bölgesine hiç gitmedi, ortalarda hiç gözükmedi. Ancak grup toplantısında, depremzedelere kızarak çok sert konuştu;“Devlet nerede diyenlerin kanı bozuktur, işbirlikçi sefillerdir”. Bahçeli ile ilgili değerlendirmeyi Babacan’a bırakalım; “Osmaniye’deki konutunun karşısında, yıkılan evin önünde bekleyen sakinlerine, konutunun tuvaletine kullanım izni verilmemiş. Siz neden bahsediyorsunuz? Bahçeli tek bir depremzedenin halini bilmeden ahkâm kesiyor”.

Depremin, Millet İttifakı’nı kenetlemesi gerek. İttifak partileri, aralarındaki her türlü tartışmayı noktalamak zorundalar. Özellikle, son dönemde kamuoyunu meşgul eden İYİ Parti kaynaklı tartışmaların bitmesi şart. Çünkü deprem bize “Türkiye’nin yönetilemediğini” çok somut biçimde gösterdi. Liyakatsizliğin yol açtığı sonuçları gördük. Kamu yönetiminde “nepotizm” yani akraba, adam kayırma, adil olmayan ayrımcılık had safhada. Artık Ak Parti iktidarın sürdürülebilirliği yok.

 

Bu felaket yaşanırken, ülkem ile ilgili umutlarımın artığını da dile getirmek istiyorum. Toplumun refleksleri; bize, toplumsal bilincin ne denli yüksek olduğunu gösterdi. Sokaklarda yardım için koşturan her kesimden insanlarımızı gördük. Muhafazakâr, laik, milliyetçi, Türk/ Kürt, Alevi/ Sünni, kadın/ erkek, genç/ yaşlı her kesimden insanlar. Farklılıklarına rağmen tam bir kenetlenme içindeydiler, hiçbir menfaat beklemeden yardım yapma çabasındaydılar. Devleti yönetenlerin bu bilinçte olduklarını söylememiz zor. Deprem bölgesine gelen yardımları bile, “kendi” yardımları gibi gösterme çabaları, anlaşılabilir değil. Siyasal hesaplarla, özellikle muhalefet belediyelerinden gelen yardımların dağıtılmasını engellediler. Kolilerdeki belediyelere ait logoları çıkararak, yerine valiliklerin logolarını koydular. Böylesine bir acı yaşanırken bile siyasi hesaplar yapmak. Ancak halkın tepkisi çok yüksek ve bunları unutması kolay değil. Sergilenen bu tavrın Ak Parti’ye maliyetini, seçimlerde göreceğiz.

 

Liyakatsizliğin ekonomik sonuçları, bürokrasinin ne denli geleneklerin dışına çıktığını gösteriyor. Karşımızda yeterli olmaktan çok uzak, beceriksiz, başarısız bir bürokrasi ve siyaset yönetimi var. Yetersizliklerin en iyi ortaya çıktığı anlar kriz dönemleridir. İstanbul Borsa’sında yaşanan “rezalet” bunun en somut örneği. Gölcük depreminde; hiç gecikmeden 9 gün kapatılan İstanbul Borsası, çok daha büyüklükteki K. Maraş depreminden sonra hemen kapatılmadı.Tam3 gün boyunca açık kaldı. Bunun sonucu, afet bölgesindeki 400 bin yatırımcının çok büyük kayıpları oldu. Birilerine yine servet transferleri yapıldı. Bu kadar beceriksizlik çok fazla. Geçmişte orman yangınlarında, sel felaketlerinde bu yetersizliği hep yaşadık. Halkımız büyük bedeller ödedi, ancak iktidar bir türlü “ders” almıyor. Hep geç kalıyor. Kurumsal hafıza yok, bürokraside geçmiş deneyimlerden yararlanmak gibi bir bilinç yok.

 

Ak Parti seçim öncesinde yine bir imar affı çıkarma hazırlığındaydı. Herkeste bu beklenti vardı. Ak Parti şimdi bu affı çıkarabilir mi? Çıkarırsa, sandıkta ne sonuç alır? Müteahhitlik; yüklenilen işin, sözleşme ve kontrata uygun olarak yapılmasını üstlenmek demek. Artık müteahhitlik kavramının algısı kalmadı, içi boşaltıldı. Prof. Naci Görür ’ün dile getirdiği bir gerçek var; 1999 depreminden sonra, 2010’a dek, konuya gösterilen hassasiyet giderek yok oldu. Her seçim döneminde çıkarılan imar afları bunun en önemli nedeni. Belediyelerin ihlalleri var. Bizzat başkanların karıştığı yolsuzluklar, usulsüzlükler var. Merkezi yönetimlere dek uzanıyor. İnsani değerlerden uzak, liyakatsiz kişilerle, kamunun çıkarlarını korumak, savunmak mümkün değil. Türkiye’de her alanda kuralsızlık var. Siyasetçinin desteğine sahip insanlar, yasaları hiçbir şekilde dikkate almıyorlar. Tam bir vurdumduymazlık içindeler. Dahası, ihlaller yapanın yanında kar kalıyor, caydırıcı nitelikte hiçbir cezai yaptırım yok. Siyaset oy uğruna sürekli af ilan ediyor; mali af, imar affı, hapishane affı, sicil affı vs. Kurallara uyanlar “enayi” yerine konuyor, kuralları çiğneyenler ise resmen ödüllendiriliyor. Dünyada, kendini “hukuk devleti” olarak tanımlayan hiçbir ülkede görülebilen bir durum değil bu.

 

Son olarak iktidarın akıl almayacak bir açıklamasına yer vermek istiyorum. Bir yıl içinde, yıkılan binaları yeniden inşa edileceği söylendi. Anlaşılan yıkılanların yerlerine, yenilerini yapmayı düşünüyorlar. Bu nasıl bir açıklamadır? Bilim insanlarının reddettiği böyle bir şey nasıl söylenir? Yıkılan illerin “Merkez illere” entegrasyonlar ya da başka çözümler tartışılmadan, uzmanlar dinlenmeden böyle bir açıklama nasıl yapılır? Sözün bittiği yer burası.

 

Bütün sorunların temelinde “Tek Adam” rejimi yatıyor. Deprem öncesi zaten zorda olan bir ekonomi vardı; şimdi daha da zora girdi. Devasa sorunlar var çözüm bekleyen. Her kesimden insanımızın; deprem bölgesinde, büyük bir özveriyle ve hiçbir menfaat beklemeden sergilediği kenetlenmeyi, bu kez ülke genelinde gerçekleştirmek zorundayız. Çözümü siyasi partilerden beklersek, işimiz çok zor.

 

Tuygan ÇALIKOĞLU



Bu yazı 18605 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
FOTO GALERİ
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • FANTASTİK
    FANTASTİK
  • ATATÜRK
    ATATÜRK
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Doğtaş Mobilya'dan 18 Mart'a Özel Video
    resim yok
  • 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi 108'nci Yıldönümü
    18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi 108'nci Yıldönümü
  • Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
    Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
  • Barışın ve Özgürlüklerin Kenti "Çanakkale"
    Barışın ve Özgürlüklerin Kenti
  • TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
    TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
  • Çanakkale Gangnam Style
    Çanakkale Gangnam Style
VİDEO GALERİ
YUKARI