Bugun...
Bizi izleyin:


Tuygan Çalıkoğlu


Facebookta Paylaş









Hedonist Yaşam Sona Eriyor
Tarih: 10-10-2021 08:39:00 Güncelleme: 10-10-2021 08:39:00


1980’den bu yana küresel ölçekte bir bolluk yaşadık.  Her ne kadar gelir dağılımda adaletsizlikler olsa da, genel olarak hane halkı bu süreçte temel ihtiyaç maddelerine erişebildi, yaşam kalitesi hiçbir dönemde görülmemiş düzeye yükseldi. Ürünler çeşitlendi, yeni teknolojiler ürünlerin uzun süre saklanmasını ve sevk edilmesini sağladı. Hemen her köşe başındaki marketlerden istediğimiz ürünleri, istediğimiz zaman satın alabildik, stoklama ihtiyacı olmadan, gelecek kaygısı hissetmeden her şeyi tükettik. Tükettikçe var olduk, hiç sınır koymadık, hep daha fazlasını istedik. TV ya da cep telefonlarından istediğimiz programları ayağımızı uzatarak izledik. Üstelik üreterek değil, borçlanarak yaptık bunları, yani bizim olmayan paraları harcayarak. Tam anlamıyla hazza dayalı bir yaşam sürdürdük bu dönemde. Bu yaşam biçimini savunan felsefi görüşün adı hedonizm, yani hazcılık. Hayatı haz peşinde koşmak olarak görüyor, ahlaki olarak her şeyin değerini, sağladığı tatmin duygusu belirliyor. İyi ya da kötünün kriteri de alınan hazla ilgili bir durum. İşte insanın hazza dayalı bu hayatı artık bitiyor. Bitmek zorunda, çünkü sürdürülebilir değil. Mevcut para sistemi resmen çökmüş durumda, uzatmalar oynanıyor. Bugün devletler, kuruluşlar, şirketler, hane halkları,  herkes, ama herkes borçlu ve borçların ödenebilirliği yok. Tam anlamıyla kaotik bir döneme girdik; tüm sistemlerin, tüm alışkanlıklarımızın kökten değişeceği yeni bir dönem.

Küresel elitlerin temsil ettiği “üst akıl”,uzun yıllardan beri üzerinde çalıştığı,yeni bir para sistemini yürürlüğe koymak için 2020’de start verdi.Önce kendi ürettikleri ve Covid19 adını verdikleri virüs sahne aldı ve küresel ölçekte müthiş bir korku ve panik yarattı. Şimdi sırada yeni krizler var, hepsi birden sahne alacaklar. Dünyada bu konuyu ilk dile getiren kişilerin başında Türkiye’den Ekonomi Gazetecisi Erkan Özvar. 2013 yılında, hiç kimsenin bu konuları konuşmadığı bir dönemde yazdığı “Finansal Tufan” adlı kitabında hayatımızın nasıl değeceğini bize anlatmıştı. Bu yazının konusu yeni finansal sistemin ayrıntısına girmek değil, onu bir başka yazıda ele almak gerek. Bugünkü yazım, içine girdiğimiz devasa enerji krizi üzerine; dünyanın nasıl bir kaosa gireceği, yaşamımızı nasıl değiştireceği ile ilgili.

 

Bir taraftan gelmekte olan kış sezonu, diğer taraftan tedarikten kaynaklanan sorunlar nedeniyle doğal gaz ve elektrik fiyatları küresel ölçekte rekor üzerine rekor kırıyor. Herkes şaşkın, ne yapacağını bilmez halde.  Avrupa’da doğal gaz, Çin’de yoğunlaştırılmış doğal gaz (LNG) 2020 yılına göre tam 5 kat arttı. İleri teknoloji kullanarak kaya gazını keşfeden ABD’de bile doğal gaz fiyatları son 10 yılın en yüksek seviyesine çıktı.Çin hükümeti, fiyatlara bakılmaksızın LNG, kömür, petrolün tedarik edilmesini ve stokların doldurulmasını istedi. Fiyatlar dünyanın her yerinde astronomik bir biçimde artıyor ve dünyanın 10 yıldan fazla bir süredir görmediği tam bir kaos ortamı var. Avrupa’da hane halkının ısınma amacıyla kullandığı doğal gaz faturası bir yıl içinde 6 kat arttı. Isınmanın dışında elektrik üretiminde kullanılan doğal gaz fiyatlarındaki bu artışlar, özellikle İngiltere’de rekor yükselişlere yol açtı. 10 yıllık ortalama fiyatlar 4 kat arttı. Küçük ölçekli 10 elektrik dağıtıcısı batmış durumda. Bloomberg’in yaptığı ilginç bir hesaplama var; 100 Euro’luk doğal gaz fiyatı, Brent petrolünün 190 Dolar olması anlamına geliyor. Ancak Brent petrolünün fiyatı bugün 80 Dolar düzeyinde. Doğal gaz fiyatlarındaki anormalliğin boyutlarını bu örnekle daha iyi anlamak mümkün.

 

Doğal gazdan üretilen elektrikte kar marjı çok düşünce, üreticiler kömüre yöneldiler. Bu kez Avrupa’da karbon emisyon kontratlarının fiyatı patladı ve bir yılda iki katını aştı. Çünkü kömürden elektrik üretmek isteyen üreticilerin uymak zorunda oldukları bir kural var; fazladan neden oldukları her bir ton karbon için emisyon izni almaları şart. Artan karbon salınımı nedeniyle karbon izinlerine olan talep, izin kontrat fiyatını da ikiye katladı. Ne oldu? Kömürden üretilen elektriğin maliyeti çok arttı. Avrupa’da ve İngiltere’de elektrik fiyatlarının ana nedeni artan maliyetler. Bu arada doğal gaz arzındaki sıkıntılar, yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektrik miktarının azalması ve Avustralya ile Çin arasındaki kriz Avrupa’da kömür fiyatlarının 4 kat artmasına yol açtı. 2020 yılında tonu 40 Dolar olan kömür bugün 160 Dolara çıktı. Çin’in Avustralya’dan kömür ithalatını kesmesi, Çin piyasasında kömürün tonun 250 Dolar’a çıkarttı. İnanılacak gibi değil. Bu arada Çin’in Avustralya’dan kömür alımını durdurması siyasi bir karar. Çünkü Avustralya Covid 19 pandemisi ile ilgili olarak Çin’i sorumlu buluyor ve virüsün kaynağının araştırılmasını istiyor. Ayrıca Çin’e karşı, ABD ve İngiltere ile yaptığı “savunma işbirliği anlaşması” da işin tuzu biberi oldu.

 

Türkiye’ye gelince, biz enerji bağımlısı bir ülkeyiz, bu nedenle enerjiyi ithal etmek zorundayız. Bu gelişmelerin bizi olumsuz etkilemesi kaçınılmaz. BOTAŞ’ın, sanayi ve elektrik üreten kuruluşlara verdiği doğal gaza yaptığı yüzde 15 zam Ekim ayında yürürlüğe girdi. Hane halkı şimdilik bu zamdan etkilenmese de yakında nasibini alacak. Sonrasında yeni elektrik zammı da kaçınılmaz olacak. Türkiye’nin bu zamlarla başa çıkma kabiliyeti hidroelektrik kapasitesi ile sınırlı. Ancak sezonda yaşanan kuraklık, doluluk seviyesini çok düşürdüğünden hükümetin fiyat artışlarını dengeleme şansı pek yok. Bu zamlar her şeyin fiyatını artıracak, hem de ne artırmak.  Enerji fiyatlarındaki rekor yükselişler enflasyonu her ülkede yükseltecek. Merkez bankalarının pandemi sürecinde bastığı paraların enflasyonu artıracağı bekleniyordu, ancak ABD’de yüzde 5’in, Almanya’da yüze 4’ün üzerinde enflasyon anlaşılır ve sürdürülebilir değil. Euro bölgesinde enflasyon 2008’den bu yana en yüksek düzeyine ulaştı. Türkiye’de TÜİK’in açıkladığı yüzde 19,58 oranına kimse inanmıyor, çünkü gerçeği yansıtmıyor. Bağımsız Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENA) hesaplamasına göre gerçek tüketici enflasyonu Eylül 2021 itibarıyla yıllık yüzde 44,70 olarak gerçekleşti. İşte bu oran önümüzdeki aylarda nereye gidecek Allah bilir. Her yerde kriz var; mülteci, enerji, petrol, iklim, gıda, su, para krizleri hepsi bir arada. Enerjideki sorunlar maliyetleri artırmanın yanında tedarik sorunu da yaratıyor. Yakında raflarda ürün çeşitliliği azalacak. Bu arada tüketicide korku ve paniğin oluşturulmaması gerek. İşin hiç şakası yok, insanların stoklama çabası işi kontrolden çıkartabilir. Bakın İngiltere’de neler oluyor? İstasyonlarda akaryakıt yok, millet birbirini bıçaklıyor. Başbakan Boris Johnson güvenlik ve akaryakıt ikmali için askeri şehre indirdi.

 

Çok yüksek enflasyon, işsiz, yoksul ve umutsuz insanlar, yolsuzluklar, hukuksuzluklar, batmış firmalar, zombi şirketler, kullanımdan kalkacak iradi paralar, nakitsiz toplum, dijital cüzdan artık hayatımızın yeni gerçekleri. Bu arada, Uluslararası Gazeteciler Konsorsiyumu Pandora Belgelerini yayınlayarak yeni bir dönemi başlattılar. 35 den fazla yeni ve eski başbakanın yer aldığı rüşvet ve yolsuzluk belgelerinde yöneticilerin halkın paralarını nasıl kaçırdıklarını açıkladılar. Türkiye’den de başta Cumhurbaşkanlığı Sarayı, şehir hastaneleri olmak üzere pek çok kamu ihalesini alan Rönesans Holding var. Milyonlarca Dolar vergi kaçıran bu holdingin, bir “isimsiz hesaba” da tam 105 milyon Dolar aktardığı iddiası dikkat çekiyor. Üstelik “Daha bunlar bir şey değil, arkası gelecek” deniyor. Yolsuzluklar, rüşvet yeni düzende de olacak, ancak daha sınırlı sayıda insanlarla yapılacak, geri kalanlar ise sisteme hizmet edecekler. Neyin karşılığı? Mülkiyetin olmadığı, mirasın kalktığı, nakitsiz ve kontrollü bir yaşam için. İhtiyaç duyulan her şey kiralanacak ve George Orwell’in ünlü romanı 1984’de anlatılanın çok üzerinde mutlak kontroller olacak. HES kodu ile süreç başladı zaten.

 

İnsanlık bildiğimiz kapitalist sitemin sonuna geldi. Küresel ölçekte yaşanan yoksulluk, yoksunluk ve kaygılar bildiğimiz kapitalizmi kökten değiştirecek. Bu nedenle “tüketici” haline getirilmiş vatandaşın alışkanlıkları ve davranışları dönüşmek zorunda. İnsanlardaki daha fazla tüketme iştahının frenlenmesi gerek. Hem devamlı tüketmenin getirdiği bir bıkkınlık söz konusu hem de dünyanın kaynakları sonsuz değil. Yeni bir bilincin yaratılması şart. Tüm zamanların en önemli bilim adamlarından Philip Kotler’e kulak verelim; “Her ülke, her vatandaş neyi ne kadar tüketeceğini bilmek ve bu tüketimlerinin sosyoekonomik sınırlar ve eşitlik bağlamında ne anlama geldiğini gözden geçirmek zorunda.”

 

Tuygan ÇALIKOĞLU

 



Bu yazı 1562 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
FOTO GALERİ
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • FANTASTİK
    FANTASTİK
  • ATATÜRK
    ATATÜRK
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
    Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
  • Barışın ve Özgürlüklerin Kenti "Çanakkale"
    Barışın ve Özgürlüklerin Kenti
  • TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
    TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
  • Çanakkale Gangnam Style
    Çanakkale Gangnam Style
  • HASTANEDEN KAÇIRILAN BEBEK BULUNDU
    HASTANEDEN KAÇIRILAN BEBEK BULUNDU
  • CEPA AVM'de Çanakkale Türküsü
    CEPA AVM'de Çanakkale Türküsü
VİDEO GALERİ
YUKARI