Bugun...
Bizi izleyin:


Tuygan Çalıkoğlu


Facebookta Paylaş









“Erdoğan İş Başında Kaldıkça Ekonomi Düzelmez”
Tarih: 09-01-2022 08:45:00 Güncelleme: 09-01-2022 08:45:00


DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın geçtiğimiz Kasım ayında, Halk TV’de Liderler Özel programında kullandığı sözlerini, yukarıdaki başlıkta kullandım. Ali Babacan o programda, pek çok kişinin gördüğü halde dile getiremediği bir gerçeği açıkça ortaya koydu. Üstelik bunları söylerken, 20 Aralık gecesinin malum operasyonu daha yaşanmamıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisine görev teklif etmesi halinde cevabının ne olacağı sorulduğunda verdiği cevap çok çarpıcı; “Asla kabul etmezdim. Sayın Erdoğan işin başında olduğu sürece bu ülkenin ekonomisi düzelmez. Ben değil, 10 tane Nobel ödüllü iktisatçı gelsin onlar da bir şey yapamaz.” Ali Babacan herhangi birisi değil, Erdoğan’ın kurduğu hükümette tam 13 yıl görev yapmış bir kişi. Hem de ağırlıklı olarak ekonomiyi başarıyla yönetmiş bir siyaset insanı. Bugün Türkiye’yi uyarıyor; ”Dünyanın bildiği bu gerçeği bizim de kabul etmemiz gerek” diyor. Çünkü Erdoğan’ın sergilediği yaklaşım, Türkiye ekonomisini her geçen gün daha büyük bir çıkmaza sürüklüyor. Babacan görev yaptığı dönemde, yürürlüğe koyduğu tutarlı politikalar ile Türkiye’ye rekor düzeyde yabancı sermaye çektiğini biliyoruz. Enflasyon bu süreçte tek haneye indi. Kişi başı gelir 10 bin doların üzerine çıktı. Bu başarılara imza atmış Babacan şimdi Erdoğan’a karşı en sert ve en etkili muhalefeti yürütüyor. Çünkü ülkeyi, hem de koruma ordusu olmadan dolaşıyor, halkı dinliyor ve ekonomik kaygıların toplumda nasıl rahatsızlık yarattığını görüyor. Babacan kaygılı, çünkü rahatsızlığın giderek yaygınlaştığını görüyor.

 

Enflasyona teslim olmanın, paranın aşırı değer kaybetmesinin ne demek olduğunu en iyi bilen ülkelerden biri Türkiye. Çünkü geçmişte yaşadığı acı deneyler ve ödediği yüksek bedeller var. Yine bir kısır döngünün içine girdi Türkiye ekonomisi. Finans piyasalarında itibarımızın çok düşmesi, risk primini tırmandırıyor. Bu dış kaynağa erişimi zorlaştırıyor ve maliyetleri artırıyor. Peki, Türkiye tasarruf açığını nasıl kapatacak? Bunun için yapısal reformların gerçekleşmesi gerekiyor. Ancak Ak Parti bu reformları bugüne dek yapmadı; vatandaşı ve kurumları borçlandırarak tüketim üzerinden büyüme çabasına girdi. Bu kalitesiz bir büyüme demek, yani, istihdam yaratmayan büyüme. Parayı betona yatırarak, iç tüketimi kredilerle teşvik ederek ekonomik faaliyeti artırmak. İş dünyasının bir bölümünü, iktidarın kendisine yakın kesimi memnun eden bu uygulama sadece enflasyonu azdırır, lirayı dolar karşısında en çok değer kaybeden para haline getirir. Geldiğimiz yer, tam da bu. Bugün dünyada 19 Merkez Bankası enflasyonun artma eğiliminden dolayı faizleri yükseltme kararı alıyor. Türkiye ise; TÜİK’in, artık hiç kimsenin inanmadığı enflasyon oranı bile yüzde 36.03 iken, gerçekte yüzde 82,81, Türkiye MB kendisine gelen talimatlarla faizi daha da düşürmeye devam ediyor. Bu karar iktisat bilimine aykırı bir durum.

 

Şimdi birlikte Ak Parti’nin seçim zaferiyle sonuçlanan 3 Kasım 2002 yılı gecesine gidelim.  Erdoğan yaptığı konuşmada, öncelikli hedeflerinin Avrupa Birliği (AB) yolunda adımlar atmak olduğunu özellikle vurguladığını hatırlayalım. O gece birçok kişi gibi ben de çok şaşırdığımı itiraf etmeliyim. İçinden çıktıkları Fazilet Partisi’ne benzememeye çalışan bir parti vardı karşımızda. Hemen sonrasında Ekonomiden sorumlu Bakan Ali Babacan ilk canlı TV programı olan “Ekodiyalog”da çok etkileyici bir performans sergilediğini gördük. Türkiye’nin en saygın ekonomi profesörlerinin önünde bu genç siyaset insanı, ekonomide Türkiye’nin önünü açmakta ne denli kararlı olduklarını söylüyordu. Bunlar Ak Parti iktidarının, “yeryüzü aklıyla” ve bilimin rehberliğinde hareket edeceğinin işaretleri olarak algılandı. Gerçekten de, AB ile ilişkileri geliştirmesi ve Türkiye’nin tam üyeliği ile ilgili önemli adımlar Ak Parti iktidarının ilk yıllarında atıldı.

 

Ak Parti 3 Kasım 2002’de tek başına iktidara geldi, ancak Erdoğan 2003’den itibaren başbakan olarak bu ülkeyi yönetiyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yürürlüğe girmesinden sonra, karşısına çıkan bütün engelleri aştı ve bugün Türkiye gibi çok önemli bir ülkenin geleceğini, tek başına belirleme noktasına ulaştı.  Erdoğan sıra dışı bir kişilik, farklı yetenekleri var kendisini rakiplerinden ayıran. Doğru bildiği yolda yürümeyi seviyor, ancak pragmatik bir yanı da var. Bu özelliği onu, her an kararından değiştirme noktasına getirebiliyor. Geçen 19 yılın Erdoğan’a aşırı bir özgüven kazandırdığı çok açık. İçeride ve dışarıda karşısına çıkan insanları iyi tanıyor, onların pek de büyütülecek insanlar olmadığını düşünüyor. Bu süreçte hep yeni hedefler koyduğu için bugüne kadar ayakta kalabildi. Erdoğan’ın 19 yıl iktidarda olmasının temel nedeni karşısına hiçbir ciddi rakibin çıkmamış olması. Aslında muhalefet 7 Haziran 2015’de yapılan genel seçimlerde iktidar olma fırsatı yakalamıştı, ama kullanamadı. Sonrasında da, Ak Parti Kasım 2015’de tekrarlanan seçimi kazanarak Erdoğan’ın “Tek Adam”  sürecini başlattı.

Peki, Erdoğan neden Türkiye’yi yıkıma götüren ekonomi politikasında ısrar ediyor? Erdoğan 2018 yılından bu yana, dünyanın finans otoritelerine, kendi geliştirdiği “faiz teorisini” anlatmaya başladığını biliyoruz. Peki, Erdoğan’a tepki neden çok yüksek? Çünkü günümüzde sanayi devriminden bu yana yürürlükte olan kapitalizmin, küresel boyutunu yaşıyoruz. Bu noktaya gelinmesinin temelinde Batı’nın iktisat biliminin öngördüğü faiz teorisi yatıyor. Erdoğan bu faiz teorisini reddederek herkesi şaşırtıyor ve kaygılandırıyor. Ancak o bildiği yoldan yürümeye devam etmek konusunda bugün itibarıyla kararlı görünüyor. Nereye kadar sürdürebilir? Önümüzdeki aylarda hep birlikte göreceğiz. Uluslararası finansal yayınlarda, Erdoğan’ın kendi geliştirdiği ve savunduğu bu “iktisat teorisi”, üzülerek söylüyorum mizah konusu haline gelmiş durumda. Dış basında Türkiye ekonomisinin bugün içinde bulunduğu kaosun sorumlusu olarak da, Merkez Bankası’na faizleri düşürme talimatını veren Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğu belirtiliyor. Erdoğan’a karşı en anlamlı, en rasyonel ve en sert eleştirileri Al Babacan yapıyor. O Babacan ki, 3 Kasım öncesinde Ak Parti kurucusu olarak ABD ve Avrupa finans çevrelerinde temaslar kurmuş, IMF ile yapılmış programı tamamlamak için çaba göstereceklerinin güvencesini vermiş bir kişi. Bu temaslardaki en önemli boyut, Ak Parti’nin piyasa ekonomisine bağlı kalarak ekonomiyi geliştireceği ve yöneteceği konusunda uluslararası finans çevrelerine verdiği bu sözler. Türkiye’nin çıkmazı olan finansman açığı ve uluslararası piyasalardan bunu sağlama şansının sürdürülebilmesi bağlamında bunlar doğru adımlar.

 

Ak Parti 23. Dönem Bursa milletvekili ve Gazeteci/ Yazar Mehmet Ocaktan’ın köşesinde yaptığı çarpıcı bir analize de yer vermek istiyorum. “Şu anda yaşanan derin ekonomik krizin, toplumun önemli bir kesiminde, özellikle adalet ve özgürlükler konuşunda yeni farkındalıklar oluşturduğunun altını çizmek gerekiyor. Galiba ekmeğimiz küçüldükçe, demokrasiyi de keşfedeceğiz.”Ocaktan yazısında,” Hemen belirtelim, demokrasiye özgürlüklerle ilgili farkındalığın esas itibariyle ülkeyi yönetenlerin nezdinde oluşması gerekiyor. Ne yazık ki, Türkiye’nin esas talihsizliği de bu noktada başlıyor.” Türkiye bugün iktidarın söylemlerinin ötesinde, hukukun işleyişi açısından da ciddi riskler içeren bir ülke haline geldiğini 2021 Hukukun Üstünlüğü Endeksine ( Rule of Law Index) bakarak görebiliriz. Türkiye bugün 139 ülke arasında 117. Sırada yer almakta.  Hukuk devleti en temel tanımıyla, “Temel hak ve özgürlükleri tanıyan,  bu hak ve özgürlükler için güvence sistemi oluşturan ve böylece bireylerin hukuki güvenliğini ve yargı bağımsızlığını sağlamayı taahhüt eden devlettir.” 

 

Hukuksuzlukla, ekmeğin ya da yoksulluğun ne alakası var diyenlere şunu hatırlatmak istiyorum.  Bir ülkede hukuk güvenliği yoksa yani yargı bağımsız hareket edemiyorsa, o ülkeye yabancı yatırım gelmez ve uluslararası piyasalarda ülkenin kredibilitesi kalmaz. Yatırım için yabancı sermaye gelmeyince, ekmeğin küçülmesi ve fukaralığın artması da kaçınılmaz olur.

 

Bugün gerek Türkiye’de gerekse dünyanın karşısında, 2002 yılındaki Erdoğan’dan çok farklı bir Erdoğan var. Herkesi şaşırtan, kaygılandıran, sistemin odağında yer alan teorilere karşı çıkan bir Erdoğan. Geçmiş yıllarda paranın değerini düşürerek ihracatı artırmaya çalıştığımız ve yüksek enflasyonla yüksek büyüme yakaladığımız, ancak fiyat istikrarını büyümeye feda ettiğimiz bir dönem yaşadık. 2021 yılında yine bu noktaya dönüyoruz, devalüasyon yaparak, ihracatı artıma hayali kuruyoruz. Bu eski modelin tekrar gündeme gelmesi büyük talihsizlik. Çünkü hiçbir karşılığı yok. İstanbul Sanayi Odası Başkanı Erdal Bahçıvan “Biz bu zihniyetle yaşamak, yani finansal istikrardan uzaklaşarak devalüasyonlardan medet uman sanayici ve ihracatçı olmak istemiyoruz” diyor. Böyle giderse iş dünyası da Ali Babacan’ın başlıktaki sözlerine katılacağı noktasına gelmesi sürpriz olmaz.

 

Bu makalemde Erdoğan’ın, 19 yıllık iktidarında nereden nereye geldiğini referanslar kullanarak anlatmaya çalıştım. Diğer yandan Ali Babacan yönetiminde DEVA partisinin çok farklı bir siyaset ürettiğini ve kitleler üzerinde giderek daha etkili hale geldiğini görüyorum. Gelecek Partisi de takdir ettiğim önemli işler yapıyor ve ciddi bir mesai harcıyor. Seçmen geçişlerinin neredeyse kalmadığı bir dönemdeyiz, bu nedenle Ak Parti’de yer almış devlet deneyimine sahip aktörlerin verecekleri katkıları çok değerli buluyorum. Ak Parti’den ekonomik nedenlerle uzaklaşan seçmenin gideceği yer ağırlıklı olarak DEVA’dır, Gelecek Partisi’dir. Oy tercihiniz ne olursa olsun, bu aktörleri izlemenizi tavsiye ediyorum. Sadece dinlemek, önyargılardan olabildiğince arınarak dinlemek ve nesnel değerlendirmeler yapmak. Siyasal partiler “hasar tespiti” diye tanımladığım herkesin bildiği sorunları dile getirmek yerine, bu sorunlara ne çözüm önerdiklerini bize anlatmalarının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Demokrasimizi geliştirmek, seçimi kazanabilmek için  “Atatürkçü- laik” mahallenin, bugüne dek hep  “öteki” olarak kabul ettiği bu aktörlere kulak vermesi gerekiyor.

Tuygan ÇALIKOĞLU



Bu yazı 1974 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
FOTO GALERİ
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • FANTASTİK
    FANTASTİK
  • ATATÜRK
    ATATÜRK
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
    Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
  • Barışın ve Özgürlüklerin Kenti "Çanakkale"
    Barışın ve Özgürlüklerin Kenti
  • TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
    TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
  • Çanakkale Gangnam Style
    Çanakkale Gangnam Style
  • HASTANEDEN KAÇIRILAN BEBEK BULUNDU
    HASTANEDEN KAÇIRILAN BEBEK BULUNDU
  • CEPA AVM'de Çanakkale Türküsü
    CEPA AVM'de Çanakkale Türküsü
VİDEO GALERİ
YUKARI