thejrc.org
Bugun...
Bizi izleyin:


Tuygan Çalıkoğlu


Facebookta Paylaş









“Ak Parti’nin Özgürleşmiş Zihinleri Kandırma İhtimali Yok”
Tarih: 13-05-2023 09:52:00 Güncelleme: 13-05-2023 09:52:00


Freedom House dünyanın önde gelen bir düşünce kuruluşu. Siyasi haklar ve sivil özgürlükler üzerinde araştırma yapıyor. “Demokrasi Mücadelesinde 50. Yıl başlıklı 2023 raporunda, Türkiye yine “Özgür Olmayan Ülke” olarak sınıflandırıldı. Türkiye’deki 2016 darbe girişimine değinilen raporda; bu olayın, ülkedeki siyasi haklar ve sivil özgürlükleri nasıl gölgelediği yorumu yapıldı. 2018 yılından bu yana “Kısmen Özgür Ülke” kategorisinden “Özgür Olmayan Ülke” kategorisine düşürülen Türkiye, o yıldan bu yana bu kategoriden çıkamıyor. Dahası, Türkiye, 2023’de özellikle incelenmesi gereken ülkeler arsında yer aldı.

 

Türkiye’nin “Özgür Olmayan Ülke” kategorisinde olması şaşırtıcı değil. Çünkü insanları dar kalıplara hapsederek özgürleşebileceğini düşünen bir iktidar var. 21 yıllık ülke yönetiminde başarısız bir iktidar. Fanatik olmayan Ak Partililer bu durumun farkındalar. İnandırıcılığını kaybetti Ak Parti, güven kalmadı. Millet İttifakı, sağduyu sahiplerinin bu ihtiyacını gördü ve ciddi bir seçenek haline gelmeyi başardı.

 

Bu seçimde seçmen çok daha özgür hareket edecek. Çünkü seçim sonucunu belirleyecek olanlar,“kalıplarından sıyrılmış” olanlar. Tabi ki hala cemaatçi kimlikleriyle oy kullanacaklar var, ancak bunlar belirleyici olamayacaklar. Çok uzun zamandır beklenen değişimin,14 Mayıs’ta gerçekleşme şansı yüksek. İnsanların artık ideolojik olarak davranmayacaklarına dair fazlasıyla gösterge var. Nedir bu durumu yaratan? Gelişmeleri tarihsel süreçte birlikte sorgulayalım.

 

Cumhuriyetin resmî ideolojisi olan “Kemalizm” 28 Şubat’ta yönetme gücünü kaybetti. Bu durum Ak Parti’nin iktidara gelmesine yol açtı. İlk dönemde; AB yasalarına uyum çerçevesinde reformlar yapıldı. Ancak ikinci dönemden itibaren, iktidara geliş söylemini terk eden bir Ak Parti ortaya çıktı. Özellikle 2016 darbe girişimi sonrasında, bambaşka bir yola girdi. 2018’den itibaren yürürlüğe giren Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde ise, “milliyetçiliğin” yeniden tanımlandığı bir dönem başladı. Erdoğan için özel olarak tasarımlanan “Tek Adam” rejimi, başkanlık sisteminde olması gereken denge ve denetlemeden yoksundu. O günden bu yana Türkiye’nin makro ekonomik göstergelerinin nasıl alt üst olduğunu, insanların nasıl yoksullaştığını, bürokrasinin nasıl erozyona uğradığını ve kurumların sadece “lidere sadakat” temelinde nasıl hareket ettiğini hep birlikte gördük. 14 Mayıs’ta bu iktidara yeniden oy vermek demek, bunların devamını onaylamaktan başka bir şey değil. Değişim bu kez de sağlanamazsa, bundan sonra bu şansın yakalanma olasılığı çok düşük Sağduyu sahibi olan partili partisiz herkes bu durumu görüyor. Dolayısıyla; bu seçim,“geriye dönüşü mümkün olmayan” bir yol ayrımı. Entelektüel bakış açısıyla ile dikkat çeken Yazar Etyen Mahçupyan’ın çarpıcı bir tespiti var; “İttifakların kaybetme korkusu, kazanma isteğinden daha fazla”. Yani her iki ittifak da bu seçimi, asla kaybetmemesi gereken bir seçim olarak tanımlıyor. Gerginliğin artmasının temel nedeni bu.

 

İnsanlar çok yorgun, psikolojik olarak tepkisel davranıyor. Anlama, öğrenme, analitik düşünmek yok. Değerlendirmek, sorgulamak yok. Bir an önce bu sürecin bitmesi isteniyor. Kimsenin tahammülü kalmamış durumda. Bu durum insanların içine kapanmasına yol açıyor. Görüşmelerini kendilerine benzeyenlerle sınırlıyorlar. Artık kimse başka düşünceleri dinlemek istemiyor. Seçmen grupları arasında kırılmayı yaratan, kendi içine sıkışmış bir ruh hali bu. Yoksa bir mücadelenin, bir davayı sürdürmenin yarattığı bir durum değil.

 

Bu arada, Millet İttifakı’nın gövdesini oluşturan laik kesimde görülen bir korku dikkat çekiyor. Kazanmaları halinde görevi devir almalarında bir sorun çıkmasına dair bir korku. Ancak karşılığı olmayan gereksiz bir korku.

 

Ak Parti bugüne dek girdiği bütün seçimleri kazandı. Sandık sonuçları, laik kesimde hep “yenilme” duygusu yarattı. Şimdi devletle daha bir bütünleşmiş, daha iç içe geçmiş bir Ak Parti var. Bu nedenle “Bunlar iktidarı bırakmaz” diyorlar. Ayrıca, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde, kazanılmış seçimin tekrarlanması kararının da etkisi büyük. Ancak Ak Parti iktidarı boyunca demokrasiyi sandığa indirgedi. Demokrasi adına pek çok ilkeyi çiğnedi, değerleri yok saydı ve hep “sandık” dedi. Sandığı resmen kutsadı. Bu nedenle sandıktan çıkacak sonuca uymaması beklenemez. Dahası, iktidar sadece Ak Parti’den oluşmuyor, bu iktidar bir koalisyon. Devletin içindeki birtakım gruplarla bir siyasal partinin, yani MHP’nin oluşturduğu bir koalisyon. Millet İttifakı seçimi kazanırsa, Ak Parti’nin “Gitmiyorum” deme şansı yok. Çünkü koalisyonu oluşturan dinamiklerin bu tavra katılması mümkün gözükmüyor. Devletin içindeki gruplar sağ duyulu davranacaklardır. Bunu yapmazlarsa, devleti kamuoyu önünde “gayri meşru” bir konuma düşürecekleri kesin.

Devletin içindeki gruplar “Müesses Nizamı” mı temsil ediyor? Türkçesi “kurulu düzen” anlamına gelen müesses nizamın mecazi anlamı, “derin devlet” demek. Etyen Mahçupyan, “2000’li yıllara kadar müesses nizam vardı, bunu “Yargı”dan aldığı destekle “ordu” temsil ediyordu. Herkesin bildiği bir statüko durumuydu. Ancak 2016 sonrasında yaşananlara bakalım; Fettullahçıların birçok kurumu ele geçirmeleri, sonrasında uzaklaştırılmaları ve yerine MHP’nin geçmesi. Ak Parti,MHP ile bir koalisyonu gerçekleştirerek, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile “Tek Adam” rejimini başlattı. Bu durum mevcut ‘müesses nizamı’ yerle bir etti. Devlet bugün heterojen, konjonktürel olarak belli gruplar etkili.

 

Müesses nizamın değişime uğraması, yeni bir anlayışın devlete yön vermesi, etkili olması demek. Ak Parti ile koalisyon oluşturan bu grupların varlığı bir gerçek. Bu gruplar geçmişte olduğu gibi, devlete tümüyle hâkim değiller. Bu nedenle de hâkim olamadıkları kesimlerin de desteğini alma zorunluluğu var. Geldiğimiz aşamada, bu kesimlerin desteğini almak ise artık “imkânsız”. Nedeni ekonomik çöküş. Mahçupyan çok önemli bir tespit yapıyor; “Eğer Ak Parti ekonomide başarılı olsaydı, çok rahatlıkla seçimi tekrar kazanırdı. Hatta 6’lı Masa bile kurulamazdı” diyor.

 

Yaşanan ekonomik başarısızlıklar; iktidara destek veren bu grupların desteğini “yok etme” noktasına getirdi. TÜİK rakamlarıyla bile çok yüksek enflasyon, inanılmaz bir hayat pahalılığı, yüksek cari açık, devasa dış borç stoku, MB’nin eksi rezervleri aslında ortada devletin bir “beka” sorunu olduğunu gösteriyor. Eğer Erdoğan tekrar kazanır da aynı politikalara devam ederse Türkiye’nin temerrütte düşmesi, iflas bayrağı çekmesi kaçınılmaz. Bunu koalisyonu oluşturan gruplar da görüyorlar ve Erdoğan’ın seçimi tekrar kazanmasına bu nedenle ikna olmuyorlar. “Devlet aklını” temsil eden aktörler değişiyor. Önümüzdeki dönemde, daha “melezleşmiş”, daha “çoğulculaşmış” bir devlet aklı ortaya çıkacak. Yeni müesses nizamı da bu aktörler oluşturacaklar.

 

Ak Parti’nin 2018’den itibaren ortağı olan MHP, seçime kendi adıyla ve kendi listeleriyle girme kararı aldı. Eğer Cumhur İttifakı listelerinden girseydi; ittifak, rahatlıkla TBMM’de çoğunluğu ele geçirebilecekti. Bu çoğunluk; Meclisin, Cumhurbaşkanı kararnamelerini geriye çevirme gücü demek. Yani Kılıçdaroğlu’nun kazanması halinde, TBMM kararnameleri geri çevirebilir, bütçesini reddedilebilir ve ülkeyi isterse erken seçime götürebilir. Ama Bahçeli; kendi listeleriyle seçime girerek, ittifakın bu güce sahip olmasını istemedi. Bu karar, MHP’nin “nötr” kalma” isteği olarak yorumlanıyor. Kararın rasyonel bir açıklaması yok. Çünkü MHP, bu kararla çıkarabileceği milletvekili sayısının, ancak yarısını çıkartabilecek. MHP neden bu kararı aldı? Çünkü 6- 7 yıldır birlikte yol aldığı AK Parti ile ilişkisini “daha sağlam” bir zemine taşıma çabasında. Bütün gücüyle Ak Parti’yi desteklemek istemiyor. Devletin “beka sorunu” ile karşı karşıya kalabileceğini görüyor. Bir başka neden; bugüne dek Ak Parti’ye destek vermiş devletin içindeki diğer grupların, Millet İttifakı ile de çalışabileceklerine dair oluşan kanaatleri. Bu çerçevede müesses nizamın yeni sahipleri, önümüzdeki dönemi risk almadan, Millet İttifakı’na verecekleri destekle geçirebileceklerine inanıyorlar. Yani bir tür normalleşme isteği, daha geniş bir yapıya geçiş. Bu anlaşılabilir bir durum. Devlet böylelikle kendini yeniden inşa edebilir, toplum nezdinde yok olan meşruiyetini kazanabilir.

 

Ak Parti çok istediği halde MHP’yi ikna edemedi. Meclis çoğunluğunu elde etme şansını kaybetti. Çünkü geçmişte Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini ve100 maddelik anayasa taslağını gerçekleştirmek için Bahçeli’ye misyon yükleyen devlet içindeki gruplar, bu kez Bahçeli’yi kendi listesiyle seçime girmesini söylediler ve ikna ettiler. Üstelik bu karar parti içinde tartışılmadı ve kararı Bahçeli kendisi aldı. Dahası listeleri YSK’ye, son gün olan pazar günü değil, iki gün önce cuma günü teslim etti. Protokolün de önünü kesti. Yani değişiklik yapma şansını ortadan kaldırdı.

 

Devlet içindeki gruplar, Bahçeli üzerinden topluma bir mesaj verdiler. Ak Parti’ye yeni dönem için açık bir destek vermediklerini gösterdiler. Yeni dönemde TBMM’de çoğunluk, Millet İttifakı ile Yeşil Sol Parti’nin eline geçecek. Kamuoyu araştırmalarına göre; Kılıçdaroğlu ilk turda olmazsa bile, ikinci turda büyük bir olasılıkla seçilecek. Çünkü; Mahçupyan’ın sözleriyle, Ak Parti’nin özgürleşmiş zihinleri kandırma ihtimali yok”.

 

Tuygan ÇALIKOĞLU



Bu yazı 19020 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
FOTO GALERİ
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • FANTASTİK
    FANTASTİK
  • ATATÜRK
    ATATÜRK
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Doğtaş Mobilya'dan 18 Mart'a Özel Video
    resim yok
  • 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi 108'nci Yıldönümü
    18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi 108'nci Yıldönümü
  • Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
    Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
  • Barışın ve Özgürlüklerin Kenti "Çanakkale"
    Barışın ve Özgürlüklerin Kenti
  • TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
    TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
  • Çanakkale Gangnam Style
    Çanakkale Gangnam Style
VİDEO GALERİ
YUKARI