thejrc.org
Bugun...
Bizi izleyin:


Tuygan Çalıkoğlu


Facebookta Paylaş









Seçim Sonrası Ekonomi
Tarih: 30-04-2023 09:46:00 Güncelleme: 30-04-2023 09:46:00


14 Mayıs sonrası için birden fazla senaryo var. Seçim 1.turda sonuçlanır mı? Yoksa 2. tura mı kalır? Kim kazanır?  TBMM’de çoğunluğu kim alır? Bu soruların cevaplarını bilmiyoruz. Son anketlerin tümünde Kılıçdaroğlu önde ve 1.turda bile kazanabilir. Seçim 2. tura kalırsa, nasıl bir durum ortaya çıkacak, kestirmek zor.

 

Öncelikle, Kılıçdaroğlu’nun kazanma olasılığını değerlendirmek istiyorum. Türkiye’de, 2018 yılından bu yana ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ var. Adı farklı da olsa, bu bir başkanlık sistemi. Hem de eşi, benzeri dünyada olmayan bir sistem. Tayyip Erdoğan ve onun ‘tek adam’ iktidarı için, özel olarak tasarımlanmış ‘otoriter’ bir sistem. Başkanlık sistemiyle yönetilen Brezilya’da, geçen yıl yapılan seçimleri solcu aday Lula Da Silva kazandı. Hem de halen başkan olan sağcı aday Jair Bolsonaro’ya karşı kazandı. Başkan seçilen Lula’nın, iktidarı devralmak için nasıl kaotik bir süreç yaşadığını bütün dünya gördü. Kılıçdaroğlu’nun kazanması durumunda da geçiş süreci kolay olmayacak. Çünkü siyasi iktidar değişse bile; karşımızda, devletin yeniden yapılanma meselesi var. Sıkıntılı bir süreç bizi bekliyor. Devletten kastettiğim; Merkez Bankası, TÜİK, BDDK, SPK, Kamu Bankaları, Varlık Fonu’nda yer alan Türk Telekom, Türkcell ve MİT başta olmak üzere stratejik öneme sahip birçok devlet kurumu. Kılıçdaroğlu, 14 ya da 28 Mayıs’ta seçimi kazansa bile, bu kurumların oluşturduğu mikro belirsizlikleri aşmak bir zaman meselesi. Bu belirsizliklerin piyasaları etkilemesi de kaçınılmaz bir gerçeklik.

 

Bu süreçte, iki çeşit istikrarsızlık söz konusu olabilir. Birincisi, 21 yıllık Ak Parti döneminin bitişi ile ilgili istikrarsızlıklar. Diğeri ise; Kılıçdaroğlu’nun adaylığını destekleyen Millet İttifakı’nı oluşturan altı partinin, hatta ona HDP’yi de ekleyelim, yaratacağı istikrarsızlıklar. Bunların ekonomiye getireceği sorunlar olacak. Küçük çaplı da olsa bir dizi krizlerin yaşanması kaçınılmaz.

 

Türkiye’de ekonominin en önemli göstergesi “dolar kuru”. Beklentiler; Kılıçdaroğlu kazandığı takdirde, dolardaki yükselişin daha sınırlı olacağı, Erdoğan’ın kazanması halinde ise, bu yükselişin çok daha fazla olacağı yönünde. Erdoğan kazanırsa, sermaye kontrollerinin katılaşması ve Türkiye’nin dış dünyaya kapanması bekleniyor. Ancak Erdoğan’ın son dönemde adını gündeme getirdiği Mehmet Şimşek ekonominin sorumluluğunu alma olasılığı az da olsa var. Bu duruda; Türkiye’nin mevcut “heterodoks” ekonomi politikalarını terk ederek, “Ortodoks” politikalara dönmesi sürpriz olmaz. Bunun anlamı; Erdoğan’ın, ekonomiyi alt üst eden politikalardan dönmeyi kabul ermesi demek.

Doların lira karşısında değeri, olması gerekenin çok altında. ABD Yatırım Bankası Morgan Stanley; Kur Korumalı Mevduatın (KKM) devreye alındığı2021 Aralık’tan, bu yılın başlarına kadar geçen sürede, bu oranı yüzde 23 olarak açıkladı. Dolayısıyla; seçim sonrasında TL’deki değer kaybının, yüzde 20- 25’lerde olacağına dair yaygın bir kanaat var. Ancak Millet İttifakı seçimi kazandığı takdirde; Citibank ve bazı önemli iktisatçılar, yurt dışından 45- 50 milyar dolar bir para girişi bekliyorlar. Millet İttifakı seçimi kazanırsa, Ekonomi Bakanı olmasına kesin gözüyle bakılan İYİ Partili Bilge Yılmaz’ın beklentisi daha da yüksek. 50- 60 milyar dolar bekliyor. Bu beklenti gerçekçi bile olsa, paranın ne zaman geleceği belli değil. Seçim sonrasında, ihracatçıların ertelenmiş döviz talepleri ortaya çıkacak. Nedeni geçtiğimiz aylarda Ak Parti’nin getirdiği olağandışı yasaklar. Nedir bu yasaklar? En önemlileri, ihracatçıların döviz gelirlerinin yüzde 40’ını MB’na satma zorunluluğu ve ihracatçıların reeskont kredileri kullanma zorlukları. Bunlar, Ak Parti’nin uyguladığı resmi yaptırımlar. Ayrıca, telkinler var, telefonlarla yapılan baskılar var. Yurt dışına belgesiz 50 bin doların üzerinde para transferi bile yasak. Bunlar normal uygulamalar değil. Türkiye ile aynı kategoride yer alan hiçbir ülkede, böyle uygulamalar yok. Bunlar sürdürülebilir uygulamalar değil. Millet İttifakı kazanırsa derhal kaldırılması bekleniyor. Bu uygulamalar nedeniyle, ihracatçıların Türkiye’de üretim yapmaları giderek rasyonel olmaktan çıkmış durumda. Bu şartlarda neden üretim yapsınlar? Zaten başta emek yoğun sektör olan tekstilciler, yurt dışında üretime başladılar bile. Başka türlü faaliyetlerini sürdürmeleri mümkün değil. Bu nedenle; Millet İttifakı seçimi kazandığı takdirde, ihracatçı şirketlerin seçim sonrası döviz talepleri çok yüksek olacak. Piyasalardaki genel beklenti; kurun yükselmesi sonucu enflasyonun artacağı ve her zaman olduğu gibi halkın olabildiğince tüketim harcamalarına yöneleceği. Bu durum, her türlü mal ve hizmet fiyatlarının daha da artmasına yol açacak. Yani hiper enflasyon.

 

Hükümet kurulduktan sonra hemen sıcak para gelecek mi? Bu ciddi bir tartışma konusu. Gelecek diyenler siyasiler ve daha çok seçmene umut vermek için bunu söylüyorlar. Türkiye’deki iktidar değiştiği için, milyarlarca doların hemen gelmesini beklemek gerçekçi değil. Yabancı yatırımcıların, en azından makul bir süre Türkiye’deki gelişmeleri izleyecekleri kesin.

 

Peki, Erdoğan seçimi kazanır ve aynı ekonomik politikaları sürdürürse ne olur? 2024 Mart sonunda yerel seçimler var. Ayrıca Erdoğan’ın faiz ve enflasyonun düşeceği açıklamaları var. Erdoğan’ın seçimi kazanması, Türkiye’nin ekonomisini alt üst eden ekonomik modelin halk tarafından onaylanması demek. Seçim yüzde 50’nin üzerinde oyla kazanılıyor. Dolayısıyla Erdoğan kazanırsa, sürdürdüğü politikaların çoğunluk tarafından destekleniyor kanaati ortaya çıkacak. Vahim, ama gerçek.

 

Seçim 2.tura kalırsa; 15 gün içinde ekonomide bir şok yaşanır mı? Bu sorunun cevabını, ancak 1. tur sonucunu gördükten sonra verebiliriz. Eğer Kılıçdaroğlu yüzde 48- 49’lara ulaşırken, Erdoğan yüzde 41- 42’lerde kalırsa Merkez Bankası kur şoku yaşatabilir. Nasıl olsa seçim kaybediliyor ve “gidiyoruz” psikolojisiyle bunu yapabilir. Ancak iki aday arasındaki oy farkı çok az olursa, Erdoğan’ın seçim şansı devam edeceği için, daha akılcı davranacaktır.

 

Sonuç olarak, Erdoğan kazanırsa mevcut politikalar devam edecek. Ekonomist Mahfi Eğilmez bu durumu “mevcut politikasızlık” olarak tanımlıyor. Yani ortada bir politika yok, Ak Parti ekonomi yönetimi “Kervan yolda düzülür” modeli ile hareket ediyor. Seçimi muhalefet kazanırsa; bugüne dek yaptıkları açıklamalara ve ortak mutabakat metnine göre, yeni bir ekonomi politikasını beklememiz gerek. Ancak, “ekonomi” sadece ekonomi politikalarıyla yürütülemez. Bunun yanında, hukuk reformu, eğitim reformu, siyasal partiler reformu, tarım reformu gibi reformlar yer almak zorunda. Bunların kısa süre içinde yürürlüğe girmesi şart. Aksi takdirde başarı beklemek gerçekçi değil.

 

Ekonomist Mahfi Eğilmez’in yaptığı çok önemli bir uyarı var; “Türkiye, bugün bir krizin zaten içinde. Ama insanlar 2001 krizinde olduğu gibi işsiz kalmadıkları ve düşük faiz nedeniyle yüksek karlar sağlayan şirketlerin, çalışanlarına yaptıkları ücret artışları nedeniyle, krizin farkında değiller. Türkiye ‘ertelenmiş bir kriz’ yaşıyor.‘Gelecekte daha pahalı olacak’ endişesiyle öne çekilmiş tüketim, ekonomiyi canlı tutarak, krizin fark edilmesini engelliyor. Krizin gerçekten farkına varılması “seçimden sonra” olacak. Bugün mevduata verilen faizler, enflasyonun 30 puan altında. Kredi faizleri ise 15- 20 puan altında. Ancak bankalar kredi vermek istemiyorlar. Çünkü faiz artarsa, düşük faizle verdikleri krediler sorun olacak.”

 

Mahfi Hoca, yeni bir kadro ile faizlerin yavaş yavaş enflasyon düşene kadar artırılmasını savunuyor. Ancak ‘MB tam anlamıyla bağımsız kılınmış olmalı’ diyerek, kişilerin ve kurumların itibar sorunu olmaması gerektiğine vurgu yapıyor. Doğru ekonomik politikalar yürürlüğe sokulursa; bunlar siyasal ve yapısal reformlarla desteklenirse dış kaynak geleceğini söylüyor. Çünkü Türkiye’nin bugünkü görünümü, yabancı yatırımcı açısından istikrarsız bir ülke görünümüne sahip.

 

Enflasyon Türkiye’nin temel sorunlarının başında yer alıyor. Ancak, hükümetler büyümeyi teşvik ettiğinden, harcama eğilimi yüksek, tasarruf yapılmıyor. Hayat pahalı, ancak mağazalarda yoğun kalabalıklar hiç azalmıyor. Özellikle lüks tüketim mallarına ilgi büyük. Lüks restoranlarda yer yok. Olağanüstü pahalı cep telefonları ön siparişle satılıyor. Bu tabloya bakarak, Türkiye’de kriz mi var diye soran pek çok insan var. Enflasyon toplumun tüketim alışkanlıklarını artırıyor. Herkes elindeki parayı çıkartmak istiyor ve ihtiyacı olmadığı halde harcayarak “talep” yaratıyor. Artan talep ise “fiyatı” artırıyor. “Talep enflasyonu” dediğimiz durum ortaya çıkıyor. Bu bir kısır döngü ve faiz artırarak bu döngüden çıkmak mümkün değil.

 

Kılıçdaroğlu “Sana söz, yine baharlar gelecek” diyor. Muhalefet seçmeninin beklentileri yüksek. Umutla seçimin sonucunu bekliyor. “Marketing” eğitimimde beni çok etkileyen ve sık kullandığım bir ilkeye yer vermek istiyorum; “Beklentileri doğru şekillendirmek gerek, yoksa düş kırıklıkları kaçınılmaz olur”. Halkımız 21 yıllık Ak Parti iktidarında çok yoruldu, çok kaybetti. Kimyası bozuldu. Ancak, Millet İttifakı’nın seçimi kazanması, işin sadece ilk aşaması. Her şey ondan sonra başlayacak. Sorunları çözmek, seçim sonrası yapılacaklara bağlı. Kılıçdaroğlu’nun işi çok zor. Bilmeliyiz ki; önümüzdeki iki yıl hiç kolay geçmeyecek. Bu nedenle, beklentileri doğru şekillendirmek şart.

 

Tuygan ÇALIKOĞLU



Bu yazı 21238 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
FOTO GALERİ
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • FANTASTİK
    FANTASTİK
  • ATATÜRK
    ATATÜRK
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Doğtaş Mobilya'dan 18 Mart'a Özel Video
    resim yok
  • 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi 108'nci Yıldönümü
    18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi 108'nci Yıldönümü
  • Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
    Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
  • Barışın ve Özgürlüklerin Kenti "Çanakkale"
    Barışın ve Özgürlüklerin Kenti
  • TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
    TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
  • Çanakkale Gangnam Style
    Çanakkale Gangnam Style
VİDEO GALERİ
YUKARI