thejrc.org
Bugun...
Bizi izleyin:


Tuygan Çalıkoğlu


Facebookta Paylaş









“Hiçbir Acıya Kör, Hiçbir Feryada Sağır Kalmayacağız”
Tarih: 08-01-2023 09:16:00 Güncelleme: 08-01-2023 09:16:00


Cumhuriyet’in 100. Yılına ulaşacağımız 2023 yılında, Türkiye’de pek çok anlayışı temelden değiştirmemiz gerekli. Başta demokrasi, adalet, hak ve özgürlükler olmak üzere temel konuları ele almak ve 85 milyonu kapsayacak yeni bir yaklaşımı hayata geçirmek zorundayız.

 

Ali Babacan bu hafta başında, DEVA Partisi’nin ‘Temel Haklar Eylem Planı’nı kamuoyuna açıkladı. Eylem Planları DEVA Partisi’nin kendi çalışmaları, ancak 6’lı Masa’ya sunuyor ve müzakereye açıyor. Üzerinde uzlaşılan maddeler “mutabakat metninde” yer alacak. Türkiye’deki22 adet sorun alana yönelik bu kapsamlı çalışmaları, Cumhuriyet tarihinde ilk kez görüyoruz. Bu çok önemli. Bir başka boyut; bu çalışmalar, bütün iktidar ve muhalefet partilerine gönderiliyor. Eylem Planları; sadece partili uzmanların değil, parti dışından yüzlerce akademisyen ve uzman kişilerin katkılarıyla yapılıyor. Amaç daha iyi bir Türkiye. Her kesimden, her görüşten insanlar var bu çalışmaya katkı verenler arasında. İktidara geldiklerinde; 180 günde ve 360 günde neyi, nasıl yapılacağını ortaya koyuyor. Hatta özgürlüklerin ve yargı bağımsızlığının önünü açmak için, ilk 90 dakikanın bile yeterli olacağından emin. DEVA Partisi ezber bozan, sıra dışı bir siyasal parti.

 

Bugünkü yazımda “Temel Haklar Eylem Planı” üzerinde durmak istiyorum. Çünkü özünde, 85 milyon vatandaşının “güçlü ve eşit” vatandaş olma meselesi var. Önce bu konuda mutabık kalmamız gerek. Devlet ayrımcılık yapmamalı, haksızlığı karşı çıkmalı, insan haklarını korumalı, gençliğe kendisini özgür hissettirmeli, herkesin güvende olmasını sağlamalı. Ancak devletin bunları yaptığını söylemek zor. Sorun da burada. Babacan çok haklı olarak; “Vatandaş zayıfsa, hakkı yeniliyorsa, güçlü devletten söz edemeyiz.” diyor ve ekliyor “Hangi sorunu ele alırsanız alın, temelinde mutlaka “hukuksuzluk” var.”

 

Hukuk tanımayanların bu ülkeye, bugüne dek verdikleri zararlar ortada. Geçmişte dar ağacına gönderilen başbakan ve bakanlar, hayatının baharındaki gençler, kıyafetinden dolayı dışlananlar, faili meçhul cinayetler, gözaltındayken kaybolanlar, boşaltılan köyler, hak engellemeleri vs. saymakla bitmez. Babacan bütün bunların, hukuk tanımazlıktan kaynaklandığını söylüyor. Demokrasiyi kesintiye sokan askeri darbeleri yapanlar, işkence tezgahlarını kuranlar hepsi bu hukuksuzluğun temsilcileri. Türkiye’de hukuk yerle bir edildi, adalet çiğnendi, hak çiğnendi. Bütün bunlar insan hakları ihlalleri ve ülkeye büyük zararlar verdi.

 

Türkiye insan hakları kavramını ele almak ve yükseltmek zorunda. Temel hakların güvence altında olduğu bir koruma sistemine ihtiyaç var. Babacan; “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de ‘özgürlükler’ esas, ‘sınırlamalar’ istisna olacak, eğer bir tereddüt varsa, yorum hep özgürlükler lehinde olacak” diyor. Bu nokta önemli. 85 milyon vatandaşımızın ifade özgürlüğüne sahip çıkmak, bugüne dek görülmüş değil. Demokrasiye sahip çıkmak; basın özgürlüğünü güçlendirmekle, toplantı ve gösteri hakkına sahip çıkmakla mümkün. Bu haklar asla keyfi olarak sınırlanmamalı. Vatandaşın özgürlük alanı mutlaka genişletilmek zorunda. Hiç kimse özgürlüklerden korkmamalı.

 

Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu barış ve eşitlik için, yeni bir yaklaşıma ihtiyaç var. Babacan; Türk, Kürt, Arap, Laz, Çerkez demeden, Sağcı- Solcu, Sünni- Alevi, İnançlı- İnançsız demeden herkesin eşit ve onurlu vatandaş olduğu bir Türkiye hedefliyor. Kimsenin kimseye üstünlük taslamayacağı bir Türkiye. Etnik, dinsel, mezhepsel, kültürel çeşitliliği sahiplendiğimiz bir Türkiye. Bunun için yeni bir sözleşmeye ihtiyaç var. Bu amaçla Babacan, Türkiye’yi “tam demokrasiye” davet ediyor. Nedenini söyle açıklıyor; “Tam demokrasi sadece iyi niyetli bir söylem değil, ertelenemez bir beka meselesi.”

 

Bu beka meselesi; Erdoğan’ın siyasal destek arayışlarında, sıklıkla dile getirdiği bir mesele. Beka derken, Türkiye’nin nasıl ayrıştırıldığı ortada. Beka, ülkeyi kutuplaştırarak, ayrıştırarak sağlanamaz. Babacan “Toplumun bazı kesimlerini, vatandaşların bir kısmını elinin tersiyle iterek, yok sayarak, haklarını, hukuklarını her gün çiğneyerek sağlayamazsınız” diyor. Türkiye’nin bekası adalettir, insan haklarıdır. Babacan, “85 milyon için eşitlik ve özgürlük” diyor. Türkiye Kürt meselesini de Alevi meselesini de çözmek zorunda. Yaşam tarzı da artık bir sorun alan olmaktan çıkmalı. Refah ve güvenlik ise, sadece bir bölüm insanın değil, 85 milyon vatandaşımızın hakkı olmalı.

 

Anayasa’nın 66. Maddesi ile ilgili öneri çok konuşuluyor. DEVA Partisi, ülkede hiç kimsenin ayrımcılığa maruz kalmaması için, güçlü bir vatandaşlık anlayışını yerleştirmek istiyor. Herkesin kendini bu ülkenin eşit ve özgür bir vatandaşı olarak hissetmesi önemli. İşte bu kapsamda Anayasa’nın 66. Maddesini, çağın gereği olarak yeniden ele almayı öneriyor. Ayrıca, “anadili” hakkını da işaret ediyor; “Herkesin anadili, anasının ak sütü kadar helaldir” diyor. “Bu topraklarda konuşulan diller bizim dilimiz. Bütün bu dillere aynı yakınlıktayız” demesi çok önemli. Polemiğe gerek yok. Türkçe “ana dil” ve ülkenin resmi dili. Bunu tartışmıyoruz, ancak “ana dille eğitim” göz ardı edilemeyecek evrensel bir insan hakkı. Anayasanın 42. Maddesinde bu doğrultuda bir değişiklik öneriliyor. Türkçe ’ye ek olarak, eğitim ve öğretimde “ana dilin geliştirilmesi ve kullanılması hakkı, anayasal güvence altına alınmak zorunda. Ayrıca, talepler doğrultusunda yerleşim yerlerinin isimlerinin aslına döndürmek de bir hedef.

Babacan’ın yıllardır tekrarladığı çok değerli bir söz var;“Hiçbir acıya kör, hiçbir feryada sağır kalmayacağız.”Bu bağlamda Cumartesi Annelerinin sesine kulak vereceklerini söylüyor. Evladı dönsün diye kapısını gece- gündüz açık tutan anne- babaların, mezar taşına bile hasret kalan kardeşlerin, eşlerin acısına sessiz kalmayacaklarını ifade ediyor. Birleşmiş Milletler’ in bütün kişilerin zorla kaybedilmeden korunmasına dair Uluslararası Sözleşme ’sini imzalayacaklarını söylüyor. Bunun için ceza kanununda, “zorla kaybetme fiili” müstakil bir suç olarak düzenlenecek ve zaman aşımı kapsamında olmayacak. Dahası, bu bir insanlık suçu olarak tanımlanacak. Hukuk devletin onurunu kurtarmak böyle bir şey olmalı.

 

Türkiye, Babacan’ı önyargısız dinlemeli. Babacan kimseyi kimliğinden dolayı dışlamıyor, kafasında “öteki” yok. Bunun en somut örneği de kurduğu DEVA Partisi’nin üye yapısı.  2018 seçimlerinde kullandıkları oya göre, üye dağılımı şöyle; Yüzde 30 Ak Parti, yüzde 20 CHP, yüzde 10 İYİ Parti, yüzde 10 HDP ve yüzde 5 MHP. Bu üye yapısında bütün Türkiye var, her bölgeden, her kesimden, her düşünceden insanlar bir araya gelmişler. Güven var, sevgi var. Ortak payda demokrasi. Herkes demokrasiye saygılı olursa, farklılıklar bir arada yeni enerjiler oluşturabilir.

 

Babacan çok iyi eğitim almış, çok nitelikli ve pek çok alanda deneyimli bir kişi. Uluslar arası saygınlığı olan bir kimlik. Çin dahil, pek çok ülkeye“konuşmacı” olarak davet edilen bir kişi. Üstelik devleti ve bürokrasiyi çok iyi biliyor. Dürüst ve güvenilir. Siyasette yer alması Türkiye için bir şans. Önce liyakat diyor, istişare ve ortak akıl ile yönetmeyi şart koşuyor. Bağırmıyor, örseleyici dil kullanmıyor. Geleneksel siyaset anlayışından uzak. Sıra dışı konuşma tarzı, mütevaziliği, beyefendiliği önce yadırgandı. Ancak kitleler onu tanımaya ve fikirlerini önyargısız dinlemeye başlayınca önemini ve değerini anlamaya başladı. Dikkat ederseniz; Ekrem İmamoğlu için düzenlenen Saraçhane mitinginde yaptığı etkili konuşmayla, kitleleri nasıl heyecanlandırdığını ve hareketlendirdiğini hep birlikte gördük.

 

6’lı Masa’da aday olarak, henüz hiçbir isim zikredilmedi. Görevi en iyi yapacak kişi üzerinde mutabakata varılması gerek. Adayın popüler olması yetmez. Aday olacak kişinin hem uzlaşma metninde hem de geçiş sürecinin yol haritasında 6’lı Masa ile mutabakatı şart. Adaylık sonraki aşama. Önce yapılacak işi tanımlamak ve ona göre adayı belirlemek gerek.

 

Ekrem İmamoğlu’na yapılan muamele kabul edilebilir değil. İktidarın gözü kara ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni tekrar ele geçirmek istiyor. Hem de büyük oy farkıyla kaybettikleri seçimi, aklın kabul etmeyeceği bir biçimde ele geçirmek. Çünkü seçimlerde, İBB’yi kaynak olarak kullanma ihtiyacı var. Yapamazlar demeyin, yaparlar. Neyi yapmadılar ki? Bu durumda İmamoğlu’nun adaylık şansının kalmadığını ya da adaylığının çok riskli olduğunu düşünüyorum. Mansur Yavaş ile ilgili olarak, Kürt seçmeninin ne yapacağı belli değil. Dolayısıyla oda riskli. Üstelik Mansur Yavaş’ın; ülkenin ve dünyanın temel sorunlarıyla ilgili, hiçbir düşüncesini bilmiyoruz. Çünkü konuşmuyor. Tüm bildiğimiz; dürüst, işini düzgün yapan, mütevazi ve milliyetçi bir kimlik olduğu. Hepsi bu. Bunların yeterli olduğunu düşünmüyorum. Eğer eski sistemde bir “Cumhurbaşkanı” seçecek olsak, Kılıçdaroğlu ile birlikte benim favori adayım olurdu. Çok da iyi yaparlardı. Ama biz; Recep Tayyip Erdoğan için özel olarak dizayn edilen bir başkanlık sistemi olan,‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini’ yönetecek bir insan arıyoruz.

 

Kılıçdaroğlu aday olmakta kararlı. Seçimi alabilir mi? Alabilir. Alır diyemiyorum, alabilir. Ancak muhalefet seçimi farklı kazanmak zorunda. Yoksa kazanılan seçim elden gidebilir. İstanbul seçiminde bunu yaşadık. Kılıçdaroğlu bu riski görür de aday olmaktan vazgeçerse,“iş tanımına en uygun kişi” olarak Ali Babacan’ı önermesi akılcı olur. Erdoğan’ı çok rahatsız eden, onun bütün karizmasını sarsacak bir kimlik Babacan.  85 milyonu kucaklıyor, kimseyi dışlamıyor, bağırmıyor, hakaret etmiyor. Yüreğinde insan sevgisi var. Bilgisiyle, deneyimiyle, özgüveniyle, Erdoğan’ın bütün seçim stratejisini alt üst edecek bir siyaset insanı. Erdoğan’ın, rakip olarak asla görmek istemeyeceği bir isim.

 

Tuygan ÇALIKOĞLU



Bu yazı 20676 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
FOTO GALERİ
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • FANTASTİK
    FANTASTİK
  • ATATÜRK
    ATATÜRK
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Doğtaş Mobilya'dan 18 Mart'a Özel Video
    resim yok
  • 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi 108'nci Yıldönümü
    18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi 108'nci Yıldönümü
  • Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
    Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
  • Barışın ve Özgürlüklerin Kenti "Çanakkale"
    Barışın ve Özgürlüklerin Kenti
  • TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
    TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
  • Çanakkale Gangnam Style
    Çanakkale Gangnam Style
VİDEO GALERİ
YUKARI