thejrc.org
Bugun...
Bizi izleyin:


Dr. Naci Hasanefendi


Facebookta Paylaş









Umutlarımızın Yeşermeye Başladığı Aylar: Mart ve Nisan
Tarih: 01-03-2015 09:28:00 Güncelleme: 01-03-2015 09:28:00


Mart ve Nisan ayları bütün dünyada baharın gelişini, toprağın uyanışını, bereketi ve ılık günleri müjdeler.

 

Ancak bu güzel müjdeleri veren aylar bir o kadar da güvenilmezdirler. Çiçeklerin açmaya başladığı, güneşin yüzümüzü ısıttığı bir Mart-Nisan gününde beklenmedik fırtına veya ünlü bir nisan yağmuru sürprizi ile bütün programlarımızı değiştirdiğimiz çok olmuştur. Bu aylar bahar aylarıdır ancak ‘Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.’,‘Kork april’in beşinden, öküz ayırır eşinden.’, ‘Mart ayı dert ayı.’ gibi özdeyişler bu ayların sürprizlerle dolu olduğuna vurgu yapar. Bu aylara özgü ani hava değişimleri birçok hoş söylencenin üretilmesine de neden olmuştur. Denir ki Mart ayının biri güneş kadar güzel, diğeri buz gibi soğuk olan iki karısı varmış. Mart’ın yanında hangi karısı varsa havası da ona benziyormuş. Diğer bir söylencede ise arkadan bakıldığında çok güzel, önden bakıldığında çok çirkin olan bir tek sevgili karısı varmış Mart’ın. Mart karısının hangi yüzüne bakıyorsa o anda havada ona göre değişiyormuş. Günlük güneşlik veya buz gibi. Mart’ın ilkbaharın en gereksiz ayı olduğu da söylenegelmiştir. Mart ayını, kadındaki ani ve anlamsız değişkenliği vurgulamak için kadına benzeten de çoktur.

 

Mart-Nisan aylarında kış aylarının durgunluğundan sonra dünyanın yeniden canlanmaya başlaması bütün önemli kadim kültürlerin ve semavi dinlerin ilgi odağı olmuştur.

 

Mart ve Nisan ayları kadar bayram-üreten başka ay yoktur. Antik çağlarda mart ayında kutlanan Dionysia Bayramı önemli bayramlardandır ve şarap tanrısı Dionysios’a adanmıştır. Romalıların 4-10 Nisan arası kutladığı bolluk bereket bayramı Megalesia Tanrıça Kibeley’e şükran duygularının sunulduğu bayramdır. Yahudilerin ünlü Pesah (Fısıh) veya Hamursuz Bayramı 14 Nisan günü bir törenle başlar. Bir diğer bayram Lavatio Bayramı yine Romalılar tarafından 21-22 Martta kutlanırmış.

 

Hıristiyan dünyasının Noel kadar popüler bayramı Paskalya 22 Mart-25 Nisan tarihlerinde kutlanmaktadır. Eski Mezopatamyada baharın bir diğer deyişle yeni tarım mevsiminin başlangıcı Nisanun, (Nisan) ayının 25-27 günlerinde Akitu Bayramı olarak kutlanırmış.

 

Kuzey Suriye Bereket Tanrısı Dağan için yine bu mevsimde Zukru Bayramı 14-15 Mart günlerinde kutlanırmış. Hititlerin AN.TAH.SUN, Purulliyas, KI.LAM Bayramları yine hep bu aylarda kutlanan bayramlar imiş.

 

Sabırsızlık ve heyecanla beklediğimiz Nevruz, Hıdrellez yine bu mevsimin önemli bayramlarıdır. Köy hayırları da bu çerçevede değerlendirilebilir.

 

Bütün bu bayramların ortak özelliklerinden biri çağlar boyu insan topluluklarını derinden etkileyen-doğanın muhteşem uyanışı, İsrail oğullarının Mısırdan çıkışı, İsa’nın Çarmıha Gerilişi gibi önemli olaylar ve kutsal tarihlerle ilişkili olmalarıdır. Diğer dikkate değer ortak özellik tamamının Mart-Nisan aylarında kutlanıyor olmasıdır.

 

Üçüncü özellik bu törenlerde sunulan yiyeceklerin birbirine çok benzemesidir. İstisnasız her bayramda kurban kesme ve Tanrılara sunma ritüelleri vardır.

 

Bütün bayramların olabildiğince çok insanın paylaşımı ile açık havada, dağda, ırmak-göl kenarında, piknik tarzında kutlanıyor olması, o çağın önemli ve dikkat çekici ortak özelliklerinden biridir.

 

Bu bayramların günümüze yaptıkları yolculuklarında birtakım değişimlere uğramış olsalar bile kutsiyetlerini ve özelliklerini koruduklarını görmekteyiz.

 

Bugün hala eski çağlarda olduğu gibi bu güzelim bayramlarda mezarlıklar ziyaret edilir, çiçekler, özellikle güller bırakılır, müzik çalınır, şarkı söylenir, dans edilir, ateş üzerinden atlanır. Dileklerimizi başka inanç sahibi insanların Noel ağacına astığı gibi gül dallarına, ağaçlara asar, denizlere bırakır, taş diplerine saklarız. Dileklerimizi resmedip toprağa gömeriz.

 

Eski çağlardan günümüze kadar değişik inanç ve kültürlere sahip insan topluluklarının doğayla olan ilişkileri ve bunun sonucunda ortaya çıkmış yeme-içme alışkanlıklarındaki benzerlikler hepimizi tekrar düşünmeye davet etmektedir.

 

Büyük heyecan ve umutlarla Nevruz ile Hıdrellezi beklerken neden hala kavga ediyor, birbirimizi yok etmeye çabalıyoruz?

 

Oysa doğa onbinlerce sene zamanı gelince uyuyor, zamanı gelince uyanıyor.

 

Hiç kimseyle kavga etmeden beslenmemiz için bizlere her biri ayrı mucize olan ürünlerini sunuyor. Bu kavga neden?

 

Keyifli hoş sürprizlerle dolu bir hafta sonu dileklerimle…

 

 



Bu yazı 5734 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
FOTO GALERİ
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • FANTASTİK
    FANTASTİK
  • ATATÜRK
    ATATÜRK
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Doğtaş Mobilya'dan 18 Mart'a Özel Video
    resim yok
  • 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi 108'nci Yıldönümü
    18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi 108'nci Yıldönümü
  • Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
    Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
  • Barışın ve Özgürlüklerin Kenti "Çanakkale"
    Barışın ve Özgürlüklerin Kenti
  • TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
    TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
  • Çanakkale Gangnam Style
    Çanakkale Gangnam Style
VİDEO GALERİ
YUKARI