Bugun...
Bizi izleyin:


Tuygan Çalıkoğlu


Facebookta Paylaş









Linç Girişimi Ekonomiyi Nasıl Etkileyecek?
Tarih: 23-04-2019 08:36:00 Güncelleme: 23-04-2019 09:21:00


Katıldığı şehit cenazesinde bir grup insanın Kılıçdaroğlu’nu linç etmeye çalışması, üzerinde çok düşünülmesi gereken vahim bir olaydır. Dahası Ankara Valiliği’nin linç girişimini “bir protesto eylemi” olarak değerlendirmesi, Milli Savunma Bakanı Akar’ın saldırganlara “değerli arkadaşlar” diye seslenerek “mesajınızı verdiniz, dağılın” demesi anlaşılabilir değildir. Bu vahim olayı şehit cenazesini istismar eden, Türkiye’nin normalleşmesini baltalayan üç- beş kişinin işi diye geçiştiremeyiz. Kılçdaroğlu bu ülkenin ana muhalefet partisinin lideridir, bu nedenle ona yapılan saldırı bütün topluma yapılmış demektir. Kılıçdaroğlu’nun ifadesiyle şehit 82 milyonun şehididir ve hepimizin onurudur. Bu nedenle, hiç kimse Kılıçdaroğlu’ndan şehit cenazelerine katılmamasını isteyemez. Ancak, İçişleri Bakanı Soylu’nun Haziran 2018’de Doğubayazıt’ta “CHP’lileri şehit cenazelerine alınmaması için valilere, müsteşarım üzerinden talimat gönderdim “sözü hala hafızalardadır.

 

Türkiye bugüne nasıl geldi? Ak Parti 2018’den itibaren, CHP’yi terör örgütleriyle ilişkisi olduğuna dair suçlamalarının dozunu her geçen gün artırdı. İktidar yanlısı gazete ve TV’lerin yayınları sonucu, zaten kutuplaşmış olan Türkiye’de gerilim, özellikle seçim döneminde iyice tırmandı. Dolayısıyla bu vahim olay, Ak Parti’nin seçim kazanma stratejisi olan “Kutuplaştırma Siyaseti”nin bir ürünüdür. Çünkü uzmanlar nefreti insanın bilinçaltına yerleştirebilmenin mümkün olduğunu söylüyorlar. Önyargılar, ayrımcılık, ötekileştirme insan bencilliğinin göstergeleridir. Nefreti yaratan nedenlerin başında korku, güç, yetersizlik ve kıskançlık yer alıyor.  Dolayısıyla nefretin sosyal ve ekonomik boyutları var. Toplumdaki adaletsizlikler, eşitsizlikler, yaşam standardının tehlikeye düşmesi, ekonomik kayıplar korkuyu, önyargıyı, arkasından da nefreti doğuruyor. Bunların dışında Türkiye’de görüldüğü gibi, siyasetin yarattığı, rakip partiyi alt etme stratejisi olarak yaratılan başka bir nefret türü de var.

Şimdi bu eylemin yaratacağı etkileri birlikte sorgulayalım ve buna benzer olaylar artar ve diğer kentlere ve kişilere yönelirse neler olacağına bakalım;

 

  • Türkiye’nin yurt dışında, zaten iyi olamayan algısı daha da kötüleşecektir. Dünya finans merkezlerindeki yatırımcıların Türkiye’nin demokrasiden uzaklaştığına, otoriter bir rejim olduğuna dair var olan düşünceleri daha da derinleşecektir. Bunun sonucunda, Türkiye’ye sermaye girişi engellenme süreci başlayacaktır. Sermaye girişinin engellenmesi kuru yükseltecek, kurun yükselmesi de faizi yükseltecektir. Bu durum ithalata bağımlı ve zaten çok zor durumda olan imalat sanayini çökme noktasına getirecektir.

 

  • Elinde borçlanma kâğıdı, tahvil, hisse senedi bulunan yabancı yatırımcı Türkiye’den kaçmak isteyecektir. İlk aşamada sıcak paranın sahibi yabancı yatırımcı elindeki kıymetli kâğıtları satıp Türkiye’den ayrılacaktır. Türkiye’deki sabit yatırımı olan yabancılar da, yatırımlarını ellerinden çıkartmaya çalışacaklardır. Bütün bunlar dolar kurunun yükselmesi demektir.

 

  • Yerli yatırımcılar ve sermaye sahipleri de yükselen kurla yatırımlarını askıya almak zorunda kalacaklardır. Zaten bu koşullarda bırakın yatırım yapmayı, bu girdi maliyetleriyle üretimlerini bile sürdürmeleri imkânsız. Hem krediye erişimleri yok hem de iç talep yetersiz. Katma değeri yüksek teknolojik üretimi olmadığından ihracat şansları olduğunu da söyleyemeyiz.

 

Bu nedenle Cumhur İttifakı’nı oluşturan partilerin, seçmeni konsolide etmek için geliştirdiği, nefret kültürünü yaratan stratejiyi derhal terk etmesi ve yeni bir dili geliştirmesi şart. Bu sorumluluk başta, ülkeyi yöneten İktidardaki Ak Parti’ye aittir. Türkiye’nin barış diline ihtiyacı var. Ak Parti bu barış dilini Türkiye’ye yaymak zorundadır. Aksi takdirde dolar kurunu tutmak mümkün değil. Ayrıca Türkiye’nin başını ağrıtan; S 400 füzeleri, F 35 uçakları konusu, İran’a ambargo ve Suriye sorunları var, Türkiye- ABD ilişkileri iyice gerilmiş durumda ve Türkiye’ye yaptırımlar kapıda. Bu durumda imalat sanayinin çökmesi kaçınılmaz olur. İmalat sanayinin, 5TL/Dolar kuruyla bile ayakta kalması çok zorken, bugün kur 5,80TL/Dolar düzeyinde. Siyasetin yanlışları, kin ve nefret söylemini artırır ve ülke geneline yayılmasına yol açarsa, kurun iki basamaklara çıkması ciddi bir olasılıktır. İmalat sanayisi çöken bir ekonominin; resmi rakamlarla yüzde 14,5 olan işsizliği daha da tırmandıracağı, hatta sosyal patlamaları beraberinde getireceğini söyleyebiliriz.

 

Türkiye’nin bugün GSYH’sinin yüzde 56,7 büyüklüğünde, tam 445 milyar Dolar borcu var. Çok ciddi bir dış finansmanı acilen bulması gerek. Türkiye yüzde 7,5-8 gibi çok yüksek faizlerle yaptığı borçlanmanın da sonuna geldi. Çünkü kredi limitini doldurdu. Dışarıdan artık bu yüksek faizlerle bile borç bulması zor görünüyor. Bundan sonra, ancak tefeci faizi diyebileceğimiz yüzde 10- 11’lerle borç bulabilir. Türkiye’de batık krediler resmi rakamlarla yüzde 4,2. Ancak BDDK bunu yüzde 6 olarak revize etti. Kredilendirme kuruluşu S&P ise, 12 ay içinde bu oranın yüzde 8’e çıkacağını ve sayılmayan batıklarla bu oranın daha da artarak yüzde 10-15’e ulaşacağını söylüyor. Yani 375 milyar Lira ya da 60- 70 milyar Dolar batık kredi var. Bu nedenle Türkiye ekonomisinin, yaklaşık 800 milyar Dolar olan GSYH’nin yüzde 10’una dek gelen 80 milyar Dolar parayı acilen bulması şart. Çok ciddi bir durgunluk içine giren ekonomiyi krizden çıkartmanın başka yolu yok. 

 

Ekonomik krizi aşabilmek için öncelikle nefret söylemini terk etmeliyiz. Bunun için bir tutum değişikliği gerek. Değişim sadece kişilerin iradesinden kaynaklanır. Bu iradeyi koyacak kişi Erdoğan’dır ve bunu yerine getirmek onun tarihsel sorumluğudur. Ülke olarak çok zor bir dönemden geçiyoruz; birlik ve beraberliğimizi yeniden yakalamak, birbirimize güvenmek ve sevmek zorundayız. İşte bu nedenle Erdoğan’a büyük iş düşmektedir. 82 milyonun ittifakını dile getirdiği günün hemen ardından linç girişiminin yaşanması çok düşündürücüdür. Derhal bu olaya müdahale etmeli, bu eylemin arkasındaki güçleri ortaya çıkarmalı ve cezalandırılmalarını sağlamalıdır. Bu vahim olayın bir kez daha yaşanmaması için Erdoğan’ın kararlı ve net bir duruş sergilemesi, bu ülkede yaşayan herkesin menfaati gereğidir.

 

Tuygan ÇALIKOĞLU

Kaynak: www.hazine.hmb.gov.tr       www.bddk.org.tr        www.standardandpoors.com



Bu yazı 6778 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
FOTO GALERİ
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • FANTASTİK
    FANTASTİK
  • ATATÜRK
    ATATÜRK
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
    Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
  • Barışın ve Özgürlüklerin Kenti "Çanakkale"
    Barışın ve Özgürlüklerin Kenti
  • TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
    TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
  • Çanakkale Gangnam Style
    Çanakkale Gangnam Style
  • HASTANEDEN KAÇIRILAN BEBEK BULUNDU
    HASTANEDEN KAÇIRILAN BEBEK BULUNDU
  • CEPA AVM'de Çanakkale Türküsü
    CEPA AVM'de Çanakkale Türküsü
VİDEO GALERİ
YUKARI