Bugun...
Bizi izleyin:


Tuygan Çalıkoğlu


Facebookta Paylaş









Seçmenin Tepkisini Anlamak
Tarih: 24-06-2019 12:00:00 Güncelleme: 24-06-2019 12:07:00


İstanbul seçmeni, tarihsel bir destekle İmamoğlu’nu bir kez daha İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçti. 2011 yerel seçiminden bu yana oyları düşen Erdoğan bir kez daha yanıldı. Ak Parti’nin hukuka dayanmayan “seçim yenileme” talebinin kamuoyunda yaratacağı öfkeyi göremedi ve İstanbul’u kaybetti. Erdoğan bu süreci niye okuyamadı? Kimler kendisini yanılttı? Bunları irdelemek, sonuçları değerlendirmek Ak Parti için artık bir varoluş meselesi.

 

Ak Parti iktidarında ortaya çıkan yeni bir “Türkiye Sosyolojisi”  var. Hayalleri olan genç insanlardan oluşan büyük bir kitle fark edilmek ve fark edildiğini bilmek istiyor. Mevcut hiyerarşiye karşı çıkan, bilgi toplumunun nimetlerinden yararlanan, sosyal medyada önemli zaman harcayan, her coğrafyadan insanlarla etkileşim halinde olan dinamik bir büyük kitleyi oluşturuyorlar. Bu insanlar farklılıkların bilincindeler ve bu farklılıkları zenginlik olarak görüyorlar, kimseyi yok saymıyorlar, ötekileştirmiyorlar. Bu “Gezi” sosyolojisini Ak Parti anlayamadı, bu nedenle de hiç iyi yönetemedi.  Onları anlamak yerine bastırmak ve yok etmek istedi. Bugünkü İstanbul seçim sonuçlarında bu sosyolojinin etkisini görmek gerek. İnsanlar kutuplaşmak, ayrışmak istemiyor. Örseleyici sözler duymak istemiyor, azarlanmak hiç istemiyorlar. Cumhurbaşkanını, başbakanı ya da siyasal parti temsilcilerini ekranda sürekli olarak karşılarında görmek istemiyorlar. Çünkü onları dinlemeye ihtiyaç hissetmiyorlar, kendilerini dinleyen yöneticilere talepleri var. Talimat almak değil, etkileşime girmek istiyorlar. Onlar bu toplumun gençleri, tutuculuktan en arınmış kesimi. Var olan yapıya eleştirileri haklı olarak çok fazla. Çünkü onlar dünyadaki değişimi izleyen, kendi aklıyla hareket eden, bireysel tercihleri olan, eğitimli insanlarımız.

6 Mayıs’ta YSK’nın iptal kararı seçmende bir karşılık bulmadı, tersine kamu vicdanını yaraladı. Mağduriyetlerin yarattığı bir hareket olarak 2002’de ortaya çıkan Ak Parti, iktidar olduğu 17 yılda her geçen gün bu söyleminden uzaklaştı. Farkın 10 binlerden, 800 binlere çıkmasının temelinde, bu kez kendisinin yarattığı mağduriyetin sonucunda kaybetmiş olduğu toplumsal destek yatıyor. Bu nedenle yakın gelecekte Ak Parti’de ayrışma kaçınılmaz. Gül’ün açıklamaları da bunun somut işareti. Uluslararası finans çevrelerinin de desteğini alan Babacan muhtemelen kurulacak yeni partinin genel başkanı olacak. Milletvekillerinden çok, il örgütlerinden önemli isimlerin harekete katılmaları gündemde. Bir ivme yakalayıp yakalamaması hangi kadrolarla, ne zaman ve hangi söylemle çıkmalarına bağlı olacak. Toplumda bir değişim talebi var ve bu her parti için kaçınılmaz bir durum. Partilerin İstanbul seçim sonuçlarını masaya yatırmaları ve irdelemeleri şart.  

 

Bu arada Ak Parti ve MHP, erken seçim öngörmeseler de, Cumhur İttifakı’nın süreceğini vurguluyorlar. Ortada seçim yoksa ittifak neden vurgulanıyor? Kısa vadede ekonomik çözümlerin gelmesi mümkün değil. Bu ülkede adalete güven yok; evrensel hukukun olmadığı bir ülkeye yabancının güven duyması, sermaye getirmesi ve yatırım yapması beklenemez. Bu nedenle Türkiye bir an önce denetlenebilir bir hukuk devleti olmak zorunda.  Ayrıca Ak Parti’nin, güvenlik önlemleri almaya dayalı yönetim stratejisinden vazgeçerek, demokrasiyi ön plana çıkarması gerek. Ak Parti’nin seçim sonuçlarını analiz ederken bu konulara eğilmesi ve düşüncelerini yenilemesi şart. Aksi takdirde önümüzdeki dönemde siyasal yaşamını riske sokması, hatta yok olması yüksek bir olasılık.

 

Ak Parti özellikle son on yılda ekonomiyi iyi yönetemedi. Ağırlıklı hammadde/ yarı mamul madde üretimi ve inşaat ile Türkiye’yi gelişmiş bir ülke yapmak mümkün değil. Hane halkını borçlandırarak iç taleple büyümek diye model dünyada yok. Devasa borç stokunun temelinde Ak Parti’nin yanlış ekonomi politikaları yatmakta. İşsiz sayısı bir yılda 1,4 milyon arttıysa insanların tepki vermesi çok doğal. Ak Parti daha önce kazandığı birçok ilçede bu kez kaybetti. Ak Partili pek çok ailenin çocuğu, ana babasına rağmen İmamoğlu’na oy verdi. Ak Parti bu gerçeğin, sosyolojiyle olduğu kadar ekonomi ile ilişkisini görmek zorunda. Her iki seçimde de, Ak Parti toplumun ihtiyaçlarını göremedi. Liderleri Erdoğan’ın meydanlara çıkarak, yine rahatlıkla kazanacaklarını sandı. Bunun sonucu, toplumun yarısı gibi, İmamoğlu da görmezden gelindi. Bir tarafı görmezden gelerek varlık gösteremezsiniz. Ona değer vermek ve onu dikkate almak zorundasınız. Ak Parti’nin büyük özgüveni bir işe yaramadı. Çünkü İmamoğlu ezberi bozdu. Diğer CHP yöneticilerinden çok farklı bir strateji izledi. Daha işin başında gitti Erdoğan’dan randevu istedi, görüştü. İmamoğlu’nun muhafazakâr kesimi ürkütmeyen söylemi tuttu. İptal kararının alınması ile de “ yıldız” olma yoluna girdi ve geçtiğimiz Aralık ayına dek, Türkiye ölçeğinde kimsenin tanımadığı bu genç adam bugün Türkiye’nin umudu oldu. Bu noktaya gelmesinde; İmamoğlu’nun kişisel özelliklerinin yanında, Ak Parti’nin yaptığı yanlışların da büyük etkisi oldu.

 

Ak Parti haksızlığa uğrayanların desteğini alarak iktidara gelen bir partiydi, ancak iç/ dış ve ekonomik sorunların yarattığı öfke ile rasyonel düşünmeye unuttu. Parti içinden yapılan uyarılara bile kulak vermedi. Yandaş medya Erdoğan’ın her söylediğini destekledi, karşı çıkanları itibarsızlaştırma çabasına girdi. Geçtiğimiz dönemde yeni anayasa ve başkanlık sistemi doğru dürüst tartışılmadı bile. Parlamenter sistemden vazgeçerek; denetimsiz, üstelik siyasal parti genel başkanlık sıfatını da bünyesinde barındıran başkanlık sistemine geçmek dramatik bir hataydı. Ancak Erdoğan dinlemedi ve hayatının en büyük hatasını yaptı. Bugün kendi kararıyla kendini zora soktu. Düşüncesini acilen değiştirmezse, iktidarda kalması her geçen gün daha da zorlaşacak. Ak Parti’nin sıra dışı milletvekili Mustafa Yeneroğlu’nun seçim sonrası yaptığı açıklama çok ilginç ve yol gösterici nitelikte: “ İstanbul’u ahlaki üstünlüğümüzü yitirdiğimiz için kaybettik. Geçmişi ve mitleri bırakıp geleceğe ve gençlerin hayallerine bakmalıyız, rasyonalite, hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı ve temel haklara odaklanmalıyız.”

 

İmamoğlu’nun başlangıçtan bu yana, CHP’nin geçmişte yaptığı gibi sert mesajlar vermemesi, onu farklı kılan yanıydı. Ak Parti ilk kez oyun kuran ve stratejik plan yapan bir adayla karşılaştı. Bu nedenle şaşkındı, ne yapacağını bilemez haldeydi. Siyasal partilerin kutuplaşmadan beslendiği siyaset anlayışı bu süreçte bitti. İmamoğlu’nun barışçıl mesajları çok etkili oldu. Farklı düşünce gruplarıyla ilişkiye girdi ve kazandığı takdirde onlar için bir yaşam alanı sorunu olmayacağına onları ikna etti. Bu arada millet ittifakının böylesine konsolide olmasında Erdoğan karşıtlığının payı da büyük. Ortada kolektif bir başarı var. Önemli bir başka noktayı da işaret etmek gerek; İmamoğlu’na yönelik yoğun ilgi, oluşan büyük beklentiler ciddi bir tehlike oluşturuyor. Unutmamamız gerekir ki;  İmamoğlu Türkiye’yi değil İstanbul’u yönetmek için yetki aldı. Beklentileri bu bağlamda oluşturmak; hem İmamoğlu’na haksızlık yapmamak hem de düş kırıklığı yaşamamak için şart.

 

Tuygan ÇALIKOĞLU



Bu yazı 7373 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
FOTO GALERİ
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • FANTASTİK
    FANTASTİK
  • ATATÜRK
    ATATÜRK
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
    Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
  • Barışın ve Özgürlüklerin Kenti "Çanakkale"
    Barışın ve Özgürlüklerin Kenti
  • TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
    TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
  • Çanakkale Gangnam Style
    Çanakkale Gangnam Style
  • HASTANEDEN KAÇIRILAN BEBEK BULUNDU
    HASTANEDEN KAÇIRILAN BEBEK BULUNDU
  • CEPA AVM'de Çanakkale Türküsü
    CEPA AVM'de Çanakkale Türküsü
VİDEO GALERİ
YUKARI