Bugun...
Bizi izleyin:


Tuygan Çalıkoğlu


Facebookta Paylaş









“Öğrettikleriniz Artık Gereksiz”
Tarih: 08-01-2018 07:18:00 Güncelleme: 08-01-2018 07:18:00


Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) kaldırıldı. Yürürlüğe girecek yeni liseye geçiş sistemi ile çocuklar “nitelikli liselere” yerleşmek için yarışacaklar. Sınava girmek istemeyenlerse ikametgahlarına göre tercihte bulunacağı beş liseden birine yerleştirilecek.  

 

Öncelikle eğitimde Türkiye’nin uluslararası ölçekteki yerine bir bakalım; Eğitim sistemiyle ilgili kaygıların temelinde OECD’nin yaptığı PISA sınavlarının sonuçları yatıyor. Uluslararası eğitim değerlendirme testine (PISA) 72 ülke katılıyor ve 35’ini Avrupa Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’nın(OECD) ülkeleri oluşturuyor. Üç yılda bir yapılan PISA testi 2015 sonuçlarına göre Türkiye önceki testlere göre gerileyerek 72 ülke arasında 50. sırada yer aldı, OECD ülkeleri arasında ise sondan 2. ülkeyiz.

 

Gazete Habertürk’ten Nalan Koçak, geçtiğimiz günlerde PISA Direktörü Andreas Schleicher ile bir söyleşi yaptı. PISA Direktörünün Türkiye’ye tavsiyeleri dikkat çekici;

  • Her çocuğun başarılı olacağına güvenmelisiniz, ancak siz bazı öğrencileri daha yetenekli görüyorsunuz. En iyi eğitim sistemleri her öğrencisini başarıya götürenlerdir
  • Eğitimin genel başarısı asla öğretmenlerin başarısından fazla olmaz. Öğretmenler ne kadar iyi ise, eğitim o denli iyi olur. Bu nedenle en yetenekli kişileri öğretmen yapmalısınız
  • Öğretmenlik prestijli olmalı ve en yetenekli öğretmenleri en zor koşullardaki okullara vermelisiniz. Dezavantajlı kesimin tek şansı var: İyi eğitim almak. Çin bunu çok iyi başarıyor
  • Öncelikle hangi bilgi ve değerleri aktaracağınızı bilmeniz gerek. Hızlı değişen dünyada öğretmen öğrenciye bir pusula kazandırmalı ve öğrenciler belirsiz dünyada yönlerini kendileri bulamalılar
  • İnternetten bir şey yazdığınızda binlerce sonuç çıkıyor. Artık okuryazarlık bilgi bulup çıkarmak değil, bilgi inşa etmek demek. Geleceği şekillendiren matematik, öğrettiğiniz matematikten çok farklı
  • Eğitim sisteminde bir takım değişikliler olması doğaldır, ancak öğretmenlere her gün bir şeyler anlatırsanız, bir gün hiçbir şeye inanamaz hale gelirler. Değişim stratejik ve tutarlı olmalı
  • Türk öğrencileri ezberde iyi, ancak yaratıcılıkta ve o bilgiyi hayata geçirmede kötü durumdalar. Sorun şurada: Türk öğrencilerin iyi olduğu alanlar artık dünyada önemsiz
  • Öğrencilerin matematikçi gibi düşünmelerini sağlamalısınız. Fonksiyonlar sadece denklem ve formüller değildir. Sorunun nedenini ve doğasını anlamak formül ezberlemekten daha önemli
  • Çocukları yaratıcı ve risk alan bireyler yapmalısınız. Bunun için hata yapmalarını göze almalısınız. Geleceğin öğretmeni daha az eğitmen, daha çok akıl hocası olacak

Söyleşide öğrencilere ve öğretmenlere yönelik çok önemli mesajlar var. Öncelikle her çocuğun öğrenme potansiyeli olduğunu ve bu potansiyeli harekete geçirecek olanın da öğretmen olduğunu anlıyoruz.

 

Çocukları ele alırsak; başta aileler ve öğretmenler olmak üzere, toplumun çocuklara bakışını değiştirmek zorundayız. Korumacı ana baba modelini bir an önce terk ederek çocuklara özgüven kazandırmamız gerek. İnsanın birey haline gelebilmesi, kendi kararlarını almasıyla başlar. Çocukların bizim parçamız olduğunu düşünmek, kendimizi onların kişiliğinde gerçekleştirmeye çalışmak demektir. Bu yaklaşım bireyselleşmeyi engelleyici niteliktedir. Üstelik doğaya da aykırıdır. Çünkü bütün canlılar dünyaya geldikten bir süre sonra kendi ayakları üzerinde durmak zorundadır ve ailenin koruması altında yaşadığı zaman sınırlıdır. Diğer taraftan ana babanın korumacı yaklaşımı çocuklara müdahale hakkını doğurur, bu durum ise çocukların bireyselleşme sürecini geciktirir ya da hiçbir zaman gerçekleşmemesine yol açar. Bu çocuklar “bağımlı kişilikler” olarak yaşamlarını sürdürürler. Ana babaların koruması altında olan bu çocuklar kendileri olamazlar, bireye dönüşemezler, itiraz edemezler, kendi tercihlerini yapamazlar. İtaata dayalı bu süreçte kişinin doğuştan gelen yaratıcı potansiyeli de ortaya çıkmaz, çıkamaz.

Öğretmenlere gelince; öğretmenlik öğretme işidir, herkesin yapabileceği bir iş de değildir. Bilgi ister, donanım ister; sevgi, özveri, sabır, hoşgörü olmadan yapılamaz. Öğretmenlik özünde, bir ruh ve gönül işidir. Öğrencilere öğrenmeyi sevdirmek öyle kolay bir iş değildir. Böylesine zorlu bir görevi yerine getirmesini beklediğimiz öğretmenlerin iki temel sorunu var; öğretmenliğin prestijli bir iş olmasını ve maddi sorunlarının giderilmesini bekliyorlar. Toplumumuzda sözde öğretmene saygımız yüksek, ancak öğretmenler olması gereken saygınlığa ve satın alma gücüne sahip değiller. Öncelikle öğretmenlik herkesin yapabileceği bir iş olarak algılanıyor. Bu çok yanlış ve öğretmenlik mesleği hak ettiği yerde değil. Gelişmiş toplumlarda öğretmenin toplumda saygın bir yeri ve sahip olduğu ortalamanın üzerinde bir yaşam kalitesi var. Türkiye’de ise öğretmen maaşları kıdemine göre ortalama 2.950- 3.350 TL/ Ay. Türk- İş’in Kasım 2017 için açıkladığı yoksulluk sınırı ise 5.106 TL/ Ay. Bu rakam gıda harcaması ile birlikte giyim, konut(kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu harcamaları kapsıyor. Burada hiçbir lüks tüketim yok, tatil yok, gelecek için bir tasarruf yok. Bu maaşlarla öğretmenlerin kendilerine ve ailelerine insana yakışır bir yaşam sağlaması mümkün değil. Ve devlet öğretmenlere yoksulluk sınırının altında verdiği bu maaşlarla, çocuklarımızı eğitmelerini ve onların uluslararası değerlendirme sınavlarında başarılı olmalarını bekliyor. Bu arada PISA Direktörü Schleicher de “En yetenekli kişileri öğretmen yapın ve en zor koşullardaki okullara gönderin” diyor. Kim bu şartlarda öğretmen olmak ister? Dahası kim en zor koşullardaki okullarda görevlendirmek ister?

 

Eğitim ve öğretimde temel belirleyiciler eğitim sistemi ve onu uygulayan öğretmenlerdir. Artık hiçbir işe yaramayan ezberciliğe dayalı mevcut sistemin bütünüyle terkedilmesi şart. Ekonomik gelişme için gerekli yapısal reformların başında eğitim geliyor, ancak 15 yıllık Ak Parti iktidarında ne yazık ki yapılmadı. Dahası üzerinde uzlaşma bile yok. Eğitim reformunu yapmadan, öğretmenlerin toplumdaki yerlerini yükseltmeden ve ona paralel satın alma güçlerini arttırmadan çocuklarımızı yaratıcı ve risk alan bireyler haline getiremeyiz. PISA testlerinde sonuncu ülkelerden biri olmaktan da kurtulamayız. Ekonomik gelişme; düşünen, soru soran, sorgulayan, itiraz eden çocuklar yetiştirmemize bağlı. Bu gerçeği görmek, başta siyasal iktidar olmak üzere hepimizin temel sorumluluğudur.

 

Tuygan ÇALIKOĞLU

tuygan@hotmail.com  www.tuygancalikoglu.com.tr 

Kaynak: http://pisa.meb.gov.tr    http://www.ogretmenlerhaber.com     http://www.haberturk.com



Bu yazı 410 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • FANTASTİK
    FANTASTİK
  • ATATÜRK
    ATATÜRK
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
    Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
  • Barışın ve Özgürlüklerin Kenti "Çanakkale"
    Barışın ve Özgürlüklerin Kenti
  • TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
    TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
  • Çanakkale Gangnam Style
    Çanakkale Gangnam Style
  • HASTANEDEN KAÇIRILAN BEBEK BULUNDU
    HASTANEDEN KAÇIRILAN BEBEK BULUNDU
  • CEPA AVM'de Çanakkale Türküsü
    CEPA AVM'de Çanakkale Türküsü
VİDEO GALERİ
YUKARI