Bugun...
Bizi izleyin:


Tuygan Çalıkoğlu


Facebookta Paylaş









“Değişim Mühendisliği” ve CHP
Tarih: 03-12-2017 10:41:00 Güncelleme: 03-12-2017 10:41:00


Michael Hammer ile James Champy çeyrek yüzyıl önce iş yönetiminde devrim için bir manifesto kaleme aldılar: Değişim Mühendisliği (Reengineering). Her şeyin büyük bir hızla değiştiği, hiçbir şeyin sabit, öngörülebilir olmadığı, normal olan her şeyin değişmesinin kaçınılmaz olduğu, tüketicilerin çok çeşitli seçim haklarının olduğu ve rekabetin tavan yaptığı bilgi toplumunda, başarı için geleneksel yönetim anlayışlarının derhal terkedilmesi gerekmektedir. Yöneticiler öncelikle “Bütün bu yaptıklarınızı neden yapıyorsunuz?” sorusuna cevap vermelidirler. Çünkü “Değişim Mühendisliği”nde amaç iş yönetim süreçlerini radikal biçimde yeniden tasarlamaktır, yeniden yapılanma ya da yeniden örgütlenme değildir. İşletmeler pazar paylarını arttırmak istiyorlarsa, yeniden yapılanarak ya da yeniden örgütlenerek, yani insanları eğiterek, kadroya bazı takviyeler yaparak pazar paylarını bir miktar arttırabilir. İstatistikler yeniden yapılanma ile en fazla yüzde 15- 20 artış sağlanabileceğini gösteriyor. Ancak hedefiniz daha büyükse; pazar payınızı yüzde 50 ve üzerinde arttırmak istiyorsanız, değişim mühendisliğini uygulamanız şarttır. Bunun için ilk aşama,  “yaptığınızdan farklı” bir şey yapmak zorunda olduğunuzu kabul etmenizdir.

 

Hammer ve Champy’in önerdikleri yöntemin kullanımı salt ticari kuruluşların yönetimiyle sınırlı değil, siyasal kuruluşların yönetimleri için de kullanılabilir. Örneğin, bir siyasal parti çabalarına karşın oy oranını arttıramıyorsa, kendisine “Bütün bu yaptıklarımızı hala neden yapıyoruz?” diye sormalıdır. Yapılandan farklı şeyler yapmak ise “ürüne göre değil, pazara göre strateji geliştirmeyi” gerekli kılar. Bu sloganı siyasete uyarlarsak; “Partiler söylemlerini toplumdaki yeni beklentileri karşılayacak şekilde güncellemek zorundadırlar” diyebiliriz. Değişen sosyoloji toplumda yeni beklentiler, yeni talepler oluşturduğundan siyasal partiler bu değişimi görmeli ve söylemlerini geliştirebilmelidir.

 

CHP yıllardan beri ana muhalefet partisi konumunda. Siyasal partilerin temel işlevi, programları doğrultusunda ülkeyi yönetmek için iktidara gelmek ve iktidarda kalmaktır. CHP’ nin 2009’dan bu yana yapılan genel ve yerel toplam beş seçimde aldığı oy oranlarına birlikte bakalım:

     Genel

2011

2015- Haziran

2015– Kasım

 

2009- Yerel

2104- Yerel

CHP %

25,94

25,00

25,30

 

23,10

27,80

 

Tablodan görüleceği gibi, CHP genel seçimlerde yüzde 25 bandına sıkışmış durumdadır. Yerel seçimler adayların öne çıktığı, bazı seçmenlerin genel seçimlerdeki tercihini değiştirebildikleri bir seçimdir, ancak yerel seçim sonuçları da CHP’nin yüzde 25’ler bandında olduğunu doğrulamaktadır. CHP dayandığı seçmen tabanının büyük bölümünden oy aldığından; mevcut üye profili, örgütlenme modeli, programı, kadroları ve uyguladığı stratejileriyle diğer partilere oy veren seçmenden büyük bir ilgi beklememelidir. Ancak CHP kadrolarını eğiterek, takviye yaparak, toplumla iletişim kalitesini yükselterek verimliliğini arttırabilir. Bunun terminolojik karşılığı “yeniden yapılanma” ya da “yeniden örgütlenme” dir ve istatistiklere göre oylarını en fazla yüzde 15- 20 oranında arttırabilir. Bir başka deyişle CHP oy oranını yüzde 30 düzeylerine taşıyabilir. Ancak bu oran Türkiye’yi yönetmek için yeterli değildir ve CHP’yi iktidara taşıyamaz. İktidar için yapılması gereken CHP’ye kurumsal ölçekte “değişim mühendisliği” uygulamaktır

Radikal değişim kaotik bir süreçtir. Sanayi toplum paradigmasının ve onun yarattığı anlayışların/ yapıların terkedilmesini gerektirir. 80’lerde başlayan değişim sürecinde, modernleşmenin liberalleşmesi ve demokratikleşmesi talepleri artmıştır. Sosyal adalet salt refahın paylaşımında değil, kimliklerin tanınması, kadınların ve gençlerin siyasete katılımı alanında da aranıyor. Bilim adamları bunu “modernite krizi” olarak tanımlıyorlar ve çözümü toplumun, bireysel haklar temelinde yeniden kurulmasında görüyorlar. Çünkü modernleşme sürecinin dinamikleri toplumdaki değişimi anlamıyor, anlamak istemiyor. Bu arada yeni ekonomi, çalışanların niteliğini değiştirmiş durumda. Çünkü “emek ve enerji yoğun” üretimler yerini katma değeri yüksek “bilgi-yoğun” üretimlere bırakıyor. Ekonomik gelişme insanın yaratıcı gücüne bağlı.  Bu nedenle salt insanın mutluluğunu amaçlamak, onun tercihlerine göre söylem geliştirmek çok önemli.

 

Diğer taraftan CHP bugüne dek hiç dokunmadığı seçmene dokunmak zorunda, bu kategoride kendilerini geleneksel ya da dindar muhafazakar olarak tanımlayan, başı kapalı aileler var. Ak Parti bu katmandan yüzde 60 oy alırken CHP ancak yüzde 5 alıyor. İkinci katman Kürt ve Zaza’lar. Bu katmandaki Sünnilerin yüzde 77’si oylarını Ak Parti ve HDP’ye veriyorlar. CHP ise sadece Alevi Kürt ve Zaza’lardan yüzde 48 oy alabiliyor. Özetle Muhafazakar/ Başını örten seçmenler ve Kürt/  Zaza seçmenler CHP’ye oy vermiyorlar ve Türkiye genelinde CHP’ye oy vermeyen yüzde 75 seçmenin büyük bölümünü oluşturuyorlar (Ayrıntılı analiz için aşağıdaki linki tıklayınız). CHP bugünkü söylemi ve yönetici kadrolarıyla kendisine oy vermeyen bu büyük çoğunluktan oy alabilir mi? Tabii ki hayır. Çünkü CHP yıllardır tanıdığımız isimlerle seçmenin karşısında. Dahası, seçilmişler ülkenin temel meselelerinde, örneğin Kürt sorununda tümüyle çelişen fikirleri rahatlıkla ifade edilebilmektedirler. Üstelik CHP’yi temsil etme noktasındaki kişilerin birbirleriyle çelişen söylemleri sadece Kürt sorunu ile sınırlı değil;  Eğitimden, sağlığa, enerjiden ekonomiye çok farklı düşünceler seçilmişler tarafından rahatlıkla dile getirilmektedirler. Partinin resmi söyleminin dışında çelişen açıklamalar yapılması, yapabilme hakkının görülmesi düşünce özgürlüğü değildir. Sonuçta seçmenin kafası karışmakta ve ” CHP neyi savunuyor?” sorusunu sormaktadır.

 

Kaybedenin siyaset sahnesinden silineceği önümüzdeki seçimlerde, CHP söylemini, değişen sosyolojiye uygun güncellese de yeterli değildir. Çünkü söylemi seçmene aktaracak olan yöneticilerdir, adaylardır. Bu nedenle değişim yönetici kadrolara da yönelik olmak zorundadır. CHP seçmenle iletişiminde yaşadığı güven sorununu yeni kadrolarıyla aşabilir. Bu nedenle Genel Başkan Kılıçdaroğlu Türkiye’nin çok iyi yetişmiş, nitelikli insanlarının önünü açmalı ve siyasete kazandırmalıdır. Siyasetin yeni parametresi yüzde 50+1, karşı seçmenden gelecek bir oyu bile önemi kılmaktadır. CHP kendi içinde gerilim yaşarken, başka partilere gönül vermiş seçmenleri kazanmayı beklememelidir. Öncelikle parti içi konsolidasyonun sağlanması şarttır. Farklı düşünenlerin, farklı tercihler yapanların edilgenleştirilmesinin savunulacak bir yanı yoktur. Öncelikle öfkesini kontrol edemeyen, empatik iletişim becerisinden yoksun, örseleyici dil kullanan, dinleme kalitesi düşük ve yorgun seçilmişlerin, bırakın yeni seçmeni, kendi seçmenlerinden bile destek alması şüphelidir.

 

Tuygan ÇALIKOĞLU

tuygan@hotmail.com.tr    www.tuygancalıkoglu.com.tr    

http://www.tuygancalikoglu.com.tr/index.php/dusunduklerimi-yazdim/item/1621-yeni-secmen-kazanamayan-kaybeder 



Bu yazı 709 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • FANTASTİK
    FANTASTİK
  • ATATÜRK
    ATATÜRK
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
    Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
  • Barışın ve Özgürlüklerin Kenti "Çanakkale"
    Barışın ve Özgürlüklerin Kenti
  • TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
    TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
  • Çanakkale Gangnam Style
    Çanakkale Gangnam Style
  • HASTANEDEN KAÇIRILAN BEBEK BULUNDU
    HASTANEDEN KAÇIRILAN BEBEK BULUNDU
  • CEPA AVM'de Çanakkale Türküsü
    CEPA AVM'de Çanakkale Türküsü
VİDEO GALERİ
YUKARI