Bugun...
Bizi izleyin:
    • BIST
      108,49
      % 0,05
      BIST
    • DOLAR
      3,67
      % 0,77
      Dolar
    • EURO
      4,33
      % 0,14
      Euro
    • ALTIN
      151,29
      % -0,71
      Altın


Prof. Dr. Rüstem Aslan


Facebookta Paylaş









Yaşar Kemal: “Anadolu, Homeros Destan Geleneğinin Son Halkası”
Tarih: 20-08-2017 08:40:00 Güncelleme: 20-08-2017 08:42:00


Kültür tarihinin en çok bilinen ve yorumlanan savaşı Troia Savaşı’dır. Binyıllardır biriken antik kaynaklar, destanlar ve yorumlara göre, savaşların anası olarak adlandırılan bu savaş on yıl sürmüştür. Ancak uğruna savaşılan Troia kenti yerle bir olsa da, savaşın sonunda ne saldıran ne de saldırılan kazanmıştır. Aslında savaşın sonu aynı zamanda Kahramanlar Çağı’nın da sonu olmuştur. Ancak kahramanların ‘gerçek serüveni’ savaştan sonra başlamıştır. Savaş kahramanları; onların trajedilerini, acılarını, zafer ve yenilgileri anlatan destanların en önemli öğeleri olmuşlardır. İşte bu destanlar arasında dünya kültür tarihinde en derin izler bırakan ve bırakmakta olanı ise, ozanlar ozanı Homeros’un 2800 yıl önce yazıya geçirdiği İlyada ve Odyseia Destanları’dır. Homeros’un destanları, Troya kenti için yapılan bu savaşı ve kahramanlarını anlatmaktadır. Homeros’tan sonra ise,  onun  destanları günümüze kadar kopyalanarak gelir. Ancak neredeyse Homeros kadar eski olan asıl sorun ise;  Homeros’tan yaklaşık beş yüzyıl önce yapıldığı kabul edilen Troya Savaşı destanlarında anlatılan öykülülerin ozanımıza nasıl ulaştığıdır. Bu konuda binlerce kitap yazılmış, yazılmaktadır. Modern Homeros araştırmaları bu soruyu “Sözel Destan Geleneği” ile açıklamaktadır. Yani destanlar, savaştan sonra yazı ortadan kaldığı için dize kalıpları şeklindeki destanlarla kuşaktan kuşağa aktarılarak beş yüzyıllık ‘Karanlık Çağları’ aşmış ve Homeros’a kadar ulaşmıştır. Yazının yeniden kullanılmaya başlandığı dönemde yaşayan Homeros da bu destanları dize kalıp geleneğini değiştirmeden yazıya geçirmiş ve böylece hem kendisini hem de destanları kalıcı kılmıştır.

 

DESTANIN BAŞLANGICI

Aslında Homeros’u belki de önemli kılan sözel ve yazılı geleneğin kesiştiği dönemde yaşamış ve iki geleneğe hâkim olmuş olmasıdır. Araştırmacıların diğer üzerinde durduğu sorun ise, bir destan için çok uzun olan bu beş yüzyıllık süre içerinde, destanın başlangıcındaki gerçekliğin hangi aşamalardan geçtiğidir; yani başlangıçtaki gerçekliğin nasıl bozulmaya başlayıp,  menkıbeye dönüştüğüdür.


Bu sorunun cevabını bulmak amacıyla sözel şiir araştırmaları başlatılmıştır. Özellikle 1930’lı yıllardan itibaren Yunanistan, Sırbistan ve Afrika’daki destan geleneği üzerinde önemli çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Söz konusu bu çalışmalarda, destanda anlatılan gerçek olayların üç kuşak sonra bozulmaya başladığını, ancak gerçek özün hiçbir zaman değişmediği sonucu elde edilmiştir. Bu konudaki çalışmalar konuyu daha detaylı hale getirmek için devam ettirilmektedir. Çünkü destanlar ve kolektif bellek arasında derin bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Çok ilginçtir Homeros ve  sözel gelenek araştırmaları şimdiye kadar neredeyse hep Anadolu’nun dışında yapılmıştır. Sadece 1985 yılında Michael Wood tarafından çekilen ve büyük ilgi gören  In Search of Trojan War (Troia Savaşı’nın İzinde) isimli belgesel film ve kitabında Anadolu’daki destan geleneğinden bahsedilir.

 

KÖROĞLU VE YAŞAR KEMAL

Kars’ta destancı kahvelerinde içinde Murat Çobanoğlu’nun da bulunduğu ozanları anlatan bir bölüm vardır. Wood, kitabında da özellikle Anadolu’daki destan geleneğinin bir anlamda Homeros destan geleneğinin devamı olduğunu belirtir. Ancak bu popüler  yayından sonra bu konuda neredeyse hiçbir araştırma gerçekleştiril(e)mez. Anadolu’da şimdiye kadar yapılan destan geleneği konusunda çalışmalar ise maalesef oldukça yüzeysel kalmıştır. Aslında Homeros’la ilgili tüm bu soruların cevabını o geleneğin devamı olan, destanla yazılı geleneği birleştiren ve yaşatan Yaşar Kemal’de gizliydi. Çünkü Yaşar Kemal’in erken dönem eserlerine baktığımızda Homeros’taki destanla yazılı geleneği birleştiren geleneğin temsilcisi olduğunu görüyoruz. Yaşar Kemal, Ruşen Ali’nin nasıl Köroğlu olduğunu, Köroğlu’nun torununun torununun torunu olan arkadaşından dinleyerek kaleme almıştır. Yani tüm diğer eserlerinde de kısmen olduğu gibi, sözeli yazıya geçirmiştir. Yaşar Kemal’in Köroğlu’nu okuduğunuzda bir destanın nasıl gelişip, nasıl son bulduğunu aşama aşama görebilirsiniz. Ayrıca kendisinden uzun bir süre önce oluşmuş bir destanı bir 20. yüzyıl yazarının nasıl kaleme aldığını görürsünüz.

O BİR OZANDI

İşte tüm bunları 2003 yılında Yaşar Kemal ile Homeros destanlarına kaynaklık etmiş Troya Savaşı’nın sahne olduğu Troya ören yerinin kalıntıları arasında konuşma fırsatı bulmuştum. Aslında Yaşar Kemal’in o dönemin kazı başkanı Korfmann ve Mehmet Uzun’la Troya’da buluşmaları da bu topraklar için önemli bir olaydı.


Çanakkale’de verilen Homeros ödülünün Yaşar Kemal’e verilmesi gerektiğini uzun süre ısrarcı bir şekilde dile getirmekteydim. Bu gerçekleşti ve Yaşar Kemal,  2003 yılında, Çanakkale Troia Festivali kapsamında kendisine verilen Homeros Ödülü’nü almak için Troia’ya gelmişti. Rahmetli Korfmann (namı-diğer Osman Bey), Mehmet Uzun ve Yaşar Kemal  ile birlikte Troya’yı dolaşmış, sohbet etmiştik. O günün akşamı yapılan ödül töreninde, yaptığım konuşmada iki Anadolulu ozan (Kemal bana göre özünde bir ozandır) Yaşar Kemal ile Homeros’u birleştiren en önemli öğenin, ikisinin de Anadolu destanlarındaki sözel geleneği (Yaşar Kemal, Köroğlu Destanları’ndan Çukurova Destanları’na Homeros ise eski, derin gelenekten Troia Savaşı’na) yazıya taşımaları ve böylece bu destanları ölümsüz kıldıkları olduğunu, belirtmiştim. İkisi de Anadolu kültür belleğin en önemli mihenk taşıdırlar.

 

HOMEROS BİR EDEBİYAT KÜLTÜRÜDÜR

 

Ödül töreninde Yaşar Kemal çok önemli ve güzel sözler söylemişti. Toplumsal belleğimizin zayıf olduğunu bildiğim için, konuşmasını kayıt etmiş ve yazıya geçirmiştim. Hatırlatmak Yaşar Kemal özetle şunları söylemişti o zaman: “Avrupa kültürünün temelinde Troya var, İlyada var. Biz buraya layık olmalıyız, bu bölgeyi barış yeri yapmalıyız. Homeros bir halk ozanındır. O bütün çağların en büyük ustalarından bir tanesidir. Bütün dünya edebiyatının temelinde o vardır biraz da. Tabii biz çok iyi tanıdık bu Anadolulu arkadaşı. Bizi de oldukça etkiledi. Hiç olmazsa bir toprakta doğmayı, yerel olmayı, bizler Homeros’u okuduktan sonra öğrendik, o öğretti bize bunları. Homeros için şaşılacak bir şey anlatacağım. Ben de şaştım öğrendiğim günden bu yana. Homeros için bugüne kadar 40 bin kitap yazılmıştır. Homeros’un etkisinde kalmayan hiçbir yazar yoktur. Homeros bir edebiyat kültürüdür. Homeros destanı 8. yüzyılda yazıya geçirmiştir ve daha sonra ise kuşaktan kuşağa günümüze kadar ulaşmıştır. Bu destana kaynaklık etmiş Troia toprakları halen kazılmakta. Buraya canını koymuş insanlar var. Bu gün gördüm o insanları. Osman Bey de onlardan bir tanesi. Korfmann’nin ismini Osman koymuşlar, bu bir sevgidir.
Troia daha da büyümelidir. Burada seminerler yapılmalı. Dünyanın her yerinden insanlar çagrılmalı. Homeros Vakfi kurulabilir. Bunun adına ödüller koyabiliriz.


Türkiye’de yürekli, memleketini seven insanlar yaşıyor.


Troia bir barış sevenler yeri olsun. Dünya insanlarının yeri olsun. Bakın arkadaşlar burada taşlar var. O devirlerde yapılmış tiyatrounun taşlarında otuyoruz biz. Yani insanlıktan kalan bir şeyler var burda. Ama bilin ki en kalıcı olanı Homeros Destanı. Burada İlyada Destanı var. O yıldan bu yana insanlığı besliyor bu destan. Ve bizler ise bu dönemde kültüre çok az önem veriyoruz. Bizim Karacaoğlanımız var, Yunus Emre’miz var, Pir Sultan Abdalımız var. Yani Anadolu bin çiçekli bir kültür bahçesidir. 50 yıldır söylüyorum. Dünya diyorum, bir kültür bahçesidir. Avrupa kültürünün temelinde Troya var diyorum. Homeros var daha doğrusu. Biz buraya layık olmalıyız, burayı yeşertmeliyiz. İnsanların barış yeri yapmalıyız burayı. Homeros ne kadar savaşı anlatmışsa da, destanı, barışı amaçlayan bir destandır. Dünya kültürünün başında Homeros gelir. O da bizdendir. Bizler bunu dünyaya daha iyi anlatmalıyız. Bir zamanlar ‘folklor şiire düşman’ dediler. Hiç doğru değil. Çünkü bizler Homeros’u taklit ettik Taklit zararlıdır, ama Anadolu kültürüyle beslenmek de bizim işimizdir. Dünya kültürünün başında Homeros gelir. O da bizdendir. Bizler bunu dünyaya daha iyi anlatacağız”. Kelimesi kelimesine bunları söylemişti Yaşar Kemal.  


Troya bir kez daha tarihi bir gün yaşamıştı.  Troya  kalıntıları arasında yaptığımız sohbette Yaşar Kemal, gençlik yıllarında nasıl köy köy dolaşarak destancılık yaptığını, elinde hiçbir yazılı metin olmadan nasıl saatlerce destanlar dillendirdiğinden sözetmişti. Özellikle Çukurova’da elinde değnekle iki gün destan anlatan Homeroslara da şahit olmuş, onlardan pekçok sey öğrenmişti. Yani, Yaşar Kemal, 20. yüzyıla kadar anlatılarak gelen destanları duymuş, dinlemiş ve yazıya geçirmişti. Bu nedenle de çağımızın Homeros’uydu o.  Çünkü bu büyük yazar,  bu topraklardaki mirası almış, 20. yüzyıldan geleceğe taşımıştır.  Homeros’un iki gözü de görmüyordu; binlerce yıl sonra aynı topraklarda bir gözü açıldı Yaşar Kemal oldu.


9 Ağustos 2003’teki bu önemli tarihi buluşmadan tam iki yıl sonra 9 Ağustos’ta, yapıdığı kazılarla Troya’nın bir Anadolu kenti olduğunu ispatlayan,  Troya’yı Anadolu’ya geri veren Korfmann; 2007 yılında dengbejleri bir destan gibi ele alan, ardında çok önemli eserler bırakan Mehmet Uzun; 28 Şubat 2015’te ise Anadolu Homeros destan geleneğinin son halkası olan, Yaşar Kemal aramızdan ayrıldı.


Geriye Troya ve Kahramanlarının destanları kaldı.



Bu yazı 653 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • FANTASTİK
    FANTASTİK
  • ATATÜRK
    ATATÜRK
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
    Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
  • Barışın ve Özgürlüklerin Kenti "Çanakkale"
    Barışın ve Özgürlüklerin Kenti
  • TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
    TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
  • Çanakkale Gangnam Style
    Çanakkale Gangnam Style
  • HASTANEDEN KAÇIRILAN BEBEK BULUNDU
    HASTANEDEN KAÇIRILAN BEBEK BULUNDU
  • CEPA AVM'de Çanakkale Türküsü
    CEPA AVM'de Çanakkale Türküsü
VİDEO GALERİ
YUKARI