Bugun...
Bizi izleyin:


Dr. Mithat Atabay


Facebookta Paylaş









Cumhuriyet Döneminde İlk Açılımı Yapan Başbakan Şemsettin Günaltay
Tarih: 06-09-2015 09:03:00 Güncelleme: 06-09-2015 09:03:00


Hasan Saka Hükümeti, gerek muhalefetin gerekse iktidar partisinin içindeki grupların eleştirileri karşısında 14 Ocak 1949’da istifa etti. Kendilerine yeni hükümeti kurma teklifi yapılan dört kişi bunu reddetti. Yeni hükümeti Şemsettin Günaltay kurdu. Şemsettin Günaltay medreseden yetişmiş bir bilim adamı olduğu için kimi İslâmcıları ümitlendirmişti.

Behçet Kemal Çağlar yeni hükümetin programı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülürken söz aldı ve iktidar partisini sert şekilde eleştirerek milletvekilliğinden istifa ettiğini açıkladı. Şemsettin Günaltay Hükümeti yapılan oylamada 368 kabul oyuyla güvenoyu aldı. Oylamada 42 milletvekili ret oyu kullandı, 68 milletvekili de oylamaya katılmadı.

 

Şemsettin Günaltay, oylamadan sonraki teşekkür konuşmasında “bir tarihçi sıfatıyla sizi temin ederim ki, bu milletin istikbali için yegâne çare, sağlam esaslara müstenit bir demokrasinin kurulması ve işlemesidir” diyerek liberal tutumunu ortaya koydu.

 

Şemsettin Günaltay Hükümeti’nin ele aldığı konular, okullarda din eğitiminin verilmesi, Ceza Kanunun 141, 142 ve 163. maddeleri üzerinde değişiklik yapılması ve yeni bir seçim kanunun hazırlanması olacaktı.

 

Tek parti döneminin son Başbakanı Şemsettin Günaltay, 9 Kasım 1949 Çarşamba günü Çanakkale’ye geldi. Balıkesir üzerinden Çanakkale’ye gelen Başbakanı Çanakkale il sınırında Vali Raşit Demirtaş, Müstahkem Mevki Komutanı General Remzi Atasü karşıladı.

 

Başbakan Şemsettin Günaltay’ı Çanakkale şehir merkezinde bando, askeri karşılama kıtası, subaylar, halk ve ilçelerden gelen heyetler ile memurlar tezahüratlarla karşıladılar. Orduevinde biraz dinlenen Başbakan, Çanakkale Halkevi’nde toplanmış olan Çanakkalelilere her konuyu içeren bir konuşma yaptı. Başbakanın konuşması hoparlörle şehrin her tarafına duyuruldu. Halkevi’ne gelemeyen halk da kahvelerde konuşmayı dinledi.

 

Başbakan Şemsettin Günaltay, Çanakkale’yi ziyaret için beslediği samimi arzuyu ve burada geçen önemli tarihsel olayları belirttikten sonra, Çanakkale’nin ekonomik potansiyeli üzerinde durdu. Hayvancılığın gelişmesi, deniz mahsullerinden faydalanmayı hedef tutan bir yöntem in Çanakkale’nin kalkınmasını kolaylaştıracağını söyledi. Bu konuda soğuk hava tesisleri, vapur ve trenlerle balık nakliyatını sağlamak için gerekli tedbirleri alacaklarını dile getirdi. Ayrıca Çanakkale’de madenciliğin gelişmesi için çaba içerisinde bulunduklarını, Türkiye’nin ekonomik açıdan gelişmesi için uzmanlara incelemeler yaptırdıklarını, devlet ile vatandaşın zekâ ve sermayesinin serbestçe çalışacağı sahaların kesin bir şekilde tespit edilerek ülkenin kısa sürede kalkınmasının sağlanacağını ifade etti.

 

Başbakan Şemsettin Günaltay, tarihsel gerçeklere dayanarak ticari sahada ahlakın önemini vurguladı. Gayri ahlaki yollarla kazanılan servetlerin ne sahiplerine ne de evlat ve ahfatlarına hayırlı olmadığını belirtti. Asıl olanın dürüst ve temiz çalışma olduğunu bütün iyilikleri, mutlulukların bundan doğacağını kaydettikten sonra her şeyden fazla fazilet ve bilime değer vermek gerektiğine dikkati çekti. Günaltay, Türkiye ve dünyadaki siyasi gelişmeler konusuna da değinerek dünyanın iyiye ve aydınlığa doğru gitmediğini, bu bakımdan siyasi ülkümüzün karanlık bir manzara arz ettiğini, bunun vatandaşlar tarafından iyi anlaşılması gerektiğini, dünyanın iki cepheye ayrıldığını söyledi. O nedenle böyle bir dünya siyaseti içerisinde ülkemizde milli birliğimizi korumak ve sürdürmek için ulusal bütünlüğümüzü ve azimle ve halkın gücüyle sürdüreceğimizi dile getirdi. Başbakan, Türk Ordusunun dışarıdan gelebilecek her türlü tehlikeye karşı tam bir görev bilinci içerisinde olduğunu ve gücünü Türk Milletinden aldığını dile getirdi.

 

Başbakan Şemsettin Günaltay, 1950 yılında yapılacak olan genel seçimler için yeni bir seçim kanunu hazırlamakta olduklarını ve bu seçim kanunun vatandaşa tam bir özgürlük ve emniyet içerisinde oylarını sandığa atma imkânı vereceğini ve oyların sandığa atıldığı gibi çıkacağını, hiçbir gücün ve müdahalenin bahis konusu olamayacağını, ancak oyunu bu şekilde kullanmak hakkına sahip olan vatandaşın da büyük sorumluluklarla karşı karşıya bulunduğunu, oyunu isabetli olarak kullandığı takdirde ülkenin saadet ve yüceliğe erişebileceğini, aksi takdirde akıbetinin felaket olacağını dile getirdi. Şemsettin Günaltay, milletvekillerinde aranacak vasıflar konusunda da; her şeyden önce kuvvetli bir ahlak, bilgi, çok çalışkanlık ve toplumun çıkarını her şeyin üstünde tutan bir karakter… Türk milletini hayra ve refaha götürecek milletvekili tipi budur dedi.

 

Başbakan Şemsettin Günaltay, Çanakkale’den sonra Eceabat yoluyla Gelibolu’yu şereflendirdi. Burada büyük bir halk topluluğu tarafından coşkun bir tezahüratla karşılandı. Orduevinde bir süre dinlendikten sonra, manzarası çok güzel olan Gelibolu Orduevi için deftere aşağıdaki hatırayı yazdı:

 

Vatanın kahraman yuvası olan Gelibolu’da milletimizin ümran abidesi olarak yükselen Orduevi’nde ataların bütün yüksek meziyetlerini yaşatan kahraman subaylarla birlikte geçirdiğim anlar, hayatımın en tatlı hatırası olarak ruhumda yaşayacaktır. Eski ordu otağlarının dillere destan olan canlılığını, misafirperverliğini burada yaşamakta olduğunu görmekle derin bir bahtiyarlık duydum. Şerefli ordumuzun güzide ve kahraman evlatlarına kendilerine teveccüh edecek vatan hizmetinde başarılar diler, milletin ordumuza olan güvenini bu satırlarda bir daha belirtmekle sonsuz bir şeref duyarım.”

 

Geceyi Gelibolu’da geçiren Başbakan Şemsettin Günaltay, ertesi günü tekrar Çanakkale’ye geçerek, yanındaki zevatla birlikte Biga’ya hareket etti. Biga’da da büyük bir kalabalık ve tezahüratla karşılandı. Bigalılar sabahın erken saatlerinden itibaren Başbakan’ın geçeceği caddeleri doldurmaya başladılar. Köylerden, bucaklardan gelen vatandaşlar Biga’yı bir bayram yerine çevirdiler. Başbakan Şemsettin Günaltay, Biga’ya gelince kurbanlar kesildi ve halk tarafından bayraklarla, “Sağ ol, hoş geldin” sesleriyle karşılandı.

 

Biga’da halka hitap eden Başbakan Şemsettin Günaltay şunları söyledi:

 

Çanakkale bölgemizi ziyaretimden istifade ederek yol uğrağı olmamasına rağmen buraya gelmek istedim. Bigalıların zeki, müteşebbis, ziraat ve ticaret âleminde gayretli vatandaşlar olduklarını da duyuyordum. Sizinle görüşmek ve durumu yakından  incelemek için buraya geldim.”

 

Başbakan Şemsettin Günaltay, konuşmasının devamında dünyanın siyasal durumu üzerinde bilgiler verdikten sonra Türkiye’de yakında seçim olacağını belirterek; “Herkes içimizden en zeki, en faziletli, en bilgili insanı seçerek Büyük Millet Meclisi’ne gönderdiği takdirde netice çok hayırlı olacak ve memlekete gelecek, hayır ve şerden müştereken herkes mesul bulunacaktır” dedi ve Bigalılara birlik ve beraberlik tavsiyesinde bulundu.

Şemsettin Günaltayın TBMM'ne Verdiği Hayat Hikayesi - Şemsettin Günaltayın TBMM Konuşması - Türk Büyüklerine Ait Türbeler Açıldı

 

Başbakan Şemsettin Günaltay konuşmasının sonunda ülkenin güvenliğine değindi ve bu konuda şunları söyledi:

 

Memleketin harici emniyetine itimat ediniz. Sizler dimdik durdukça, bugünün en yeni silahları ile mücehhez olan evlatlarımız, yani göz bebeğimiz ordumuz, her türlü tehlikeye karşı koyabilecek kudrettedir. Avrupa2nın en kuvvetli ordusu Türk Ordusu’dur. Evlatlarımıza inanınız. Bu ordunun canlı olması ve mücadele etmesi için sizin birlik halinde olmanız ve kardeş olduğunuzu göstermeniz gerekir. Allah hepinize bütün işlerinizde muvaffakiyetler ihsan etsin.”

 

Konuşmasını saat 16’ya doğru bitiren Başbakan Şemsettin Günaltay’a Bigalılar bir yemek düzenlediler. Yemekte İsmail Hakkı Kiymir, Biga’yı ziyaret eden ilk Başbakan olması sebebiyle Şemsettin Günaltay’a bütün Bigalıların duydukları derin memnuniyeti dile getirdi. Bu sözlerden duygulanan Günaltay, Bigalılardan gördüğü iyi kabule minnettar olduğunu, Bigalılar arasında bulunmaktan çok büyük zevk duyduğunu, kendisinin bir halk çocuğu olduğunu, memleket iradesinden kuvvet aldığını ve yönetim mekanizmasını buna göre düzenlediğini dile getirdi.

 

Peki, aslında kimdi Mehmet Şemsettin Günaltay? Kısaca yaşam öyküsüne bakalım.

 

Mehmet Şemsettin Günaltay, 1883 yılında Erzincan’ın Ilıç İlçesi Urik Köyü’nde doğdu. Babası müderris İbrahim Edhem Efendi, annesi Sâliha Hanım’dı. İlköğrenimine doğduğu köyde başladı. Daha sonra İstanbul’a gelerek önce Üsküdar’da Ravza-i Terakki Mektebi’nde devam etti. Vefa İdâdîsi’nde okudu. Arkasından, Cumhuriyet devrinde adı ‘Yüksek Öğretmen Okulu’ olarak değiştirilecek Dârülmuallimîn-i Âliye’ye devam ederek, 1905’te bu okulun Fen Şubesi’nden birincilikle mezun oldu. Bu başarısından ötürü “Defne Dalı Altın Madalya” aldı.

 

Meslek hayatına İstanbul Dârüşşafaka’da Hendese Muallimliği (geometri öğretmenliği) ile başlayan Mehmet Şemsettin, 1907 yılında Kıbrıs İdadisi’nde öğretmenlik, müdür muavinliği ve müdürlük yaptı. 1909 yılında İstanbul’a dönerek Maarif Vekâleti’nin açtığı yurtdışı sınavlarını kazandı ve Lozan Üniversitesi Doğa Bilimleri Bölümüne eğitim amacıyla gönderildi. 1910 yılında bu bölümü bitirerek yurda döndü ve 23 Ekim 1911 tarihinde Midilli İdadisi Müdürlüğü’ne, 14 Aralık 1911’de terfi ederek İzmir Lisesi Müdürlüğü’ne ve 4 Ekim 1914’te İstanbul Gelenbevi Lisesi Müdürlüğü’ne atandı. Bu sırada tanıştığı Ziya Gökalp’in etkisiyle Türk tarihini araştırmaya başladı.

 

27 Ekim 1915 tarihinde İstanbul Darülfünunun’da yapılan ıslahat sonrasında Edebiyat Fakültesi Türk Tarihi ve İslâm Kavimleri Tarihi profesörü oldu. 14 Eylül 1917’de Süleymaniye Medresesi’nde Dinler Tarihi ve İslâm Felsefesi Müderrisliğine, 7 Mayıs 1919’da 1919’da ise Edebiyat Fakültesi İslâm Kavimleri Tarihi Müderrisliğine, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra 3 Kasım 1922’de Ankara’da kurulan Şeriye Bakanlığı Tetkikat ve Telifat üyeliğine, 14 Mayıs 1924’te Üniversitenin İlahiyat Fakültesi İslam tarihi Müderrisliği Genel Kâtipliği’ne ve 2 Mayıs 1925’te de İlahiyat Fakültesi’nin başına getirildi.

 

25 Kasım 1915’te Ertuğrul Sancağı’ndan Osmanlı Meclis-i Mebusanı’na seçildi.  Bu görevi Meclis dağılana kadar devam etti. 1918’de Meclis-i Mebusan İdare Memurluğu’na seçildi. 3 Ocak 1919 tarihinde Meclis-i Mebusan’ın feshi üzerine iç tüzük gereği görevi 3 Şubat 1920 tarihine kadar sürdü. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan ve harp sorumlusu olarak İttihat ve Terakkî ileri gelenlerini sorgulayan Divan-ı Harp Komisyonu’nda görev aldı. Sorgulama sırasında şüphelileri en çok sıkıştıran kişiydi, Şemsettin Günaltay.

 

Mütareke günlerinde İstanbul Darülfünûnu’nda millî davayı kuvvetle savunan ve gençlere yol gösteren hocalardan biri oldu.

 

Şemsettin Günaltay, TBMM’nin II’nci dönem ara seçimlerine katıldı ve 23 Aralık 1926 tarihinde Sivas’tan milletvekili seçildi. Milletvekilliği kesintisiz 1954 seçimlerine kadar devam etti.

 

Mustafa Kemal’in isteği ile 1931’de Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti adıyla kurulan Türk Tarih Kurumu’nda kuruluştan itibaren kurucu üyesi oldu. 1941 yılından ömrünün sonuna kadar kurumun başkanlığını yürüttü.

 

Şemsettin Günaltay, başlangıçta İslâm düşüncesi ve tarihi üzerine yazılar yazdı. Bu konudaki ilk makalelerini 1909 yılında “Sırât-ı Müstakîm”, daha sonra “Sebilürreşad” dergilerinde yayınladı. Mehmet Akif, Musa Kazım, gibi dönemin modernist İslâmcıları arasında yer aldı.

 

Bu yazarlar Sırat-ı Müstakim dergisinden ayrılarak 1913’te yayın hayatına başlayan “Sebilürreşad Mecmuası’nda” yazı yazmaya başladılar. Dergi, İslâmcılık düşüncesinin yayın organı olan “Sırat-ı Müstakim” ile Türkçülük düşüncesinin yayın organı olan “Türk Yurdu” dergisinin arasında kendine bir yer bulmaya çalışmaktaydı. Yukarıda belirtilen yazarlar da kendilerine “İslâmcılık-Türkçülük” karışımı bir yol tutturmuşlardı.

 

Mehmet Şemsettin, 1915 yılında yazdığı “Zulmetten Nura” adlı kitabında Anadolu’nun sorunlarına değinmişti. Günaltay, Anadolu’nun; cahillik, yoksulluk, hastalık gibi konularına el atmak için oraya heyetler gönderilmesini, Anadolu’da yaşayanların sağlığı için sağlık teşkilâtının tüm köylere ulaşacak şekilde kurulmasını savunmuştu. Sorunların çözülmesi için de okulların yaygınlaştırılması, vakıfların etkin hale getirilmesi ve “millî tenvir heyetleri”nin Anadolu’ya gönderilmesini dile getirmişti. Ayrıca bir takım zararlı alışkanlıkların terk edilmesi (örneğin; düğünde yapılan israflara son verilmesi, tefeciliğin kaldırılması, faizin sona erdirilmesi) gerektiğini belirtmişti. Günaltay, Anadolu’yu ve onun kaynaklarını azınlıkların sömürdüğünü dile getirerek “Her gün binlerce misalleri görülen bu fecîalara bir çare düşünülmezse emin olunmalıdır ki, çok geçmeden Anadolu’da emlâk ve arazi sahibi bir Türk kalmayacaktır. Bugün sefil ihtiraslar peşinde mest ve medhûş koşanlar bu hale bir çare düşünmez, köylerimizin tenvirine çalışmaz onlara doğru yollar gösterilerek bu gibi sefil tefecilerin kan içen pençelerinden bîçareleri kurtarmazlarsa yarın ayıldıkları zaman kendilerini pek feci, pek gönül yakan manzaralar karşısında bulacaklardır” diye yazacaktı.

 

Mehmet Şemsettin Günaltay, 1923’te yazdığı “Maziden Atiye” adlı kitabıyla İslâm modernleşmesinden Anadolu Türk Tarihine dönmüştü. Günaltay, Kurtuluş Savaşı’nın Türk tarihinde yeni bir devir açtığını belirterek İslâmiyet'ten önceki Türk tarihinin Türklerin en eski ulus olduğunu gösterdiğini ifade ederek, İslâmiyet’i kabul eden Türklerin İslâm dünyasını birleştirip savunduklarını ileri sürmüştü. Türkler, yöneticilik vasıfları nedeniyle de sürekli olarak yeni devletler kurmuşlardı. Bugün de büyük bir ulusal devrimle geçmişten geleceğe doğru koşan Anadolu Türkünün uyanışının başarılı olması için ulusal İslamî ruhun tarihsel - toplumsal bozulmalarının gidermesi gerektiğini savunan Mehmet Şemsettin, bunu Anadolu Türklerinin tarihsel bilincinde görmekteydi.

 

Mehmet Şemsettin Günaltay, 1926-1950 yılları arasında Sivas, 1950-1954 yılları arasında Erzincan milletvekilliği yaptı. 1949 yılında Başbakan Hasan Saka’nın istifası üzerine 18’nci Cumhuriyet Hükümetini kurdu ve 15 Ocak 1949 ile 22 Mayıs 1950 tarihleri arasında Başbakanlık görevini üstendi. Daha sonraki yıllarda Başbakanlık görevi sırasında devrimlerden taviz vermekle suçlandı. İslamcı kesim ise Sebilürreşad’ta yayınladıkları makalelerde Günaltay’ı çok az şey yapmakla eleştirdiler.

 

Şemsettin Günaltay 1954 seçimlerini kaybetti. Hatta bir ara Demokrat Parti’ye geçeceği söylentileri bile çıktı. Ancak o bunu hep yalanladı ve partisinden ayrılmadı. Günaltay, 1961’de İstanbul senatörü seçildi, ancak göreve başlayamadan 19 Ekim 1961 tarihinde İstanbul Ortaköy Şifa Yurdu’nda prostat kanserinden 78 yaşında vefat etti. Vasiyeti üzerine Ankara’da Cebeci Asri Mezarlığı’nda kızının yanında toprağa verildi.

 

Biga’yı ilk ziyaret eden Başbakan olma özelliğine sahip Başbakan Ordinaryus Profesör Şemsettin Günaltay’ın Çanakkale ve ilçelerine yaptığı bu ziyaret çok büyük sevinç, güven ve vatandaşlar arasında sarsılmaz bir bağlılık vücuda getirdi. Şemsettin Günaltay’ın bu seyahatini, Çanakkaleliler en kıymetli ve en aziz bir hatıra olarak kalplerinde yaşmışlardır. 

 




Bu yazı 18696 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • FANTASTİK
    FANTASTİK
  • ATATÜRK
    ATATÜRK
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
    Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
  • Barışın ve Özgürlüklerin Kenti "Çanakkale"
    Barışın ve Özgürlüklerin Kenti
  • TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
    TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
  • Çanakkale Gangnam Style
    Çanakkale Gangnam Style
  • HASTANEDEN KAÇIRILAN BEBEK BULUNDU
    HASTANEDEN KAÇIRILAN BEBEK BULUNDU
  • CEPA AVM'de Çanakkale Türküsü
    CEPA AVM'de Çanakkale Türküsü
VİDEO GALERİ
YUKARI