Bugun...
Bizi izleyin:
    • BIST
      107,2
      % 0,35
      BIST
    • DOLAR
      3,52
      % -0,09
      Dolar
    • EURO
      4,15
      % 0,27
      Euro
    • ALTIN
      145,47
      % -0,26
      Altın


Dr. Mithat Atabay


Facebookta Paylaş









İstanbul’un İşgalini Atatürk’e Bildiren İhsan Pere’den Nutuk’ta Neden Söz Edilmedi?
Tarih: 12-07-2015 09:28:00 Güncelleme: 12-07-2015 09:28:00


Atatürk 1927 yılında okuduğu Nutuk’ta İstanbul’un işgalini kendisine bildiren Manastırlı Hamdi Efendi hakkında şunları söylüyordu:

 

Bu vatansever ve cesur, Manastırlı Hamdi Efendi olmasaydı, İstanbul felâketinden haber almak için kim bilir ne kadar çok beklemek zorunda kalacaktık. İstanbul’da bulunan nazır, milletvekili, komutan ve teşkilâtımızdan bir kimsenin çıkıp da bize vaktinde haber vermeyi düşünememiş olduğu anlaşılıyor. Demek ki, hepsini heyecan ve korku bürümüştü. Bir ucu Ankara’da bulunan telin İstanbul'da bulunan ucuna yanaşamayacak kadar şaşkın bir duruma gelmiş olduklarına hükmetmek, bilmem ki doğru olur mu? Telgraf memuru Hamdi Efendi, daha sonra Ankara’ya gelerek karargâhımız telgraf memurluğunu yapmıştır. Kendisine borçlu olduğum teşekkürü burada açıkça ifade etmeyi millî ve vatanî görevlerimden sayarım.

 

Kurtuluş Savaşı sırasında İstanbul’un işgali ile İstanbul’da yaşanan olaylar hakkında Anadolu’ya haber veren “gizli telgrafhane” hakkında bugüne kadar pek çok yayın yapılmıştır. Bunlar içerisinde gerçeklere uygun olanlar olduğu gibi yanlış anlatımlar ve olayın farklı şekilde algılanmasına sebep olanlar pek çoktur. Hem İstanbul’un işgalinin bildirilmesi hem de işgal döneminde İstanbul’da yaşanan olayları Ankara’ya bildirilmesini içeren iki olayın da kahramanı bulunan kişi İhsan Pere’dir.

 

Peki, Atatürk bile bu konuda neden İhsan Pere’den söz etmemektedir? İhsan Pere’nin Çanakkale ile ilişkisi nedir? Önce İstanbul’un işgalinin Ankara’ya bildirilmesinden başlayalım. İhsan Pere, bu çok önemli olayı şöyle anlatmaktadır:

 

Başmemuru bulunduğum İstanbul Telgraf Merkezinin de askeri işgalin başladığı 16 Mart 1920 sabahı nöbette idim. Sabah nöbetinden çıkmadan evvel makineleri dolaştığım bir sırada santral memurunun “telefonu dinleyiniz” demesi üzerine Harbiye Nezareti (şimdiki İstanbul Üniversitesi Rektörlük Binası) santralindeki telefoncu “İngilizler sabaha karşı Şehzadebaşı Karakolu’nu basıp askerlerimizi şehit etmişler, şimdi de Beyazıt Meydanı’na doğru geliyorlar. Harbiye Nezareti binasına girmeye başladılar” dedi ve konuşma kesildi. Harbiye Santralı işgal edilmişti. Pek az bir müddet sonra Beyoğlu Santralı da beni bularak Tophane merkezi’nin rıhtıma asker çıkarıldığını haber verdikten sonra kaybolduklarını söyledi ve merkezlerine gelirse ne yapacaklarını sordu. Ben de hepiniz buraya gelirsiniz dedim. O esnada gözüme ilişen Manastırlı Hamdi Efendi’yi Ankara ciheti makinesine oturtarak etraftan aldığım kötü haberleri kendisine dikte ettirip Ankara’ya yazdırdım. Çok geçmeden merkezleri işgale uğrayan memurlar İstanbul Merkezi’ne geldiler. Biraz sonra da en önde telgraf işleri mümeyyizi Leon olduğu halde büyük rütbeli bir İngiliz subayı ile bir miktar Hintli asker ve beraberinde dört mitralyözle gelerek İstanbul Merkezi’ni de işgal ettiler. İngilizlere tercümanlık yapan Leon, hepimizin hiçbir şeye el sürmeden muhabere salonunu terk etmemizi söyledi. Memurların elbiseleri salonda kaldığından baş memur olmaklığım hasebiyle mümeyyiz Leon’a, kumandana söyle memurların elbiseleri içeride kaldı, alsınlar dedim ve memurlar elbiselerini aldılar. Bu arada Manastırlı Hamdi Efendi’nin rolüne gelince; bu memurun yaptığı iş, her telgrafçının yapacağı gibi baş memurun not ettirdiklerini Ankara’ya yazmaktan ibaretti. Nitekim kendisi de öyle yaptı. Lakin zamanla hadisenin cereyan tarzı o kadar değiştirildi ki, Hamdi Efendi hadisenin kahramanı oldu.”

 

Diğer taraftan makine başındaki bir memurun Beyazıt, Beyoğlu ve Tophane merkezlerinin verdikleri haberleri toplayacak bir durumda olamayacağı düşünülürse tarihe geçen ifadelerdeki yanlışlık kendiliğinden meydana çıkar. Ayrıca şu noktanın da belirtilmesi yerinde olur ki, o da yapılan hizmetin memleket için yapılmış olmasıdır. Yoksa Hamdi Efendi yazmış veya İhsan Bey yazmış önemi yoktur. Olayın devamını İhsan Pere şöyle anlatmaktadır:

 

Süngülü askerlerle başlarındaki büyük rütbeli subayın muhabere salonuna girdiklerini, salonun sokağa bakan pencerelerini mühürlediklerini ve posta gişelerinin bulunduğu taraftaki pencereleri açarak oralara birer mitralyöz yerleştirmek suretiyle akıllarınca telgrafçıları ürkütmek istediler. Merkezin İngilizler tarafından işgalinin telgrafçı arkadaşlar üzerinde yarattığı tepki izah edilemeyecek derecede idi. Biraz dokunulsa hepsi teessüründen boşanacak bir durumda idiler. Bu işgal gününün acısı arkadaşlarım gibi, benim de içimden bir türlü çıkmıyordu. Fakat bir müddet sonra kurulan gizli merkezin faaliyete geçmesi üzerine 16 Mart intikamını almış olduğumuzdan sevincimiz sonsuz idi.”

 

İkinci önemli olay yani “gizli telgrafhane” nasıl kuruldu? Kimler kurdu ve görev aldı?

 

İhsan Pere, İstanbul Merkezi Müdürlüğü’ne atandıktan sonra ve işgalden yaklaşık beş altı ay kadar sonra merkezin baş memurlarından ve koyu İttihatçılardan Hilmi Bey’e gizli bir telgraf merkezi kurmak istediğini belirtir ve düşüncesini sorar. Hilmi Bey, “İhsan, böyle bir şey yaparsan memlekete çok büyük faydan dokunur. Yalnız bu işi başarabilmek için Başçavuş Hacı Mümtaz’ın elde edilmesi lazımdır” diye cevap verir. Sözünü şöyle tamamlar: “Sana birbirinden emin asılacak olsalar gık demeyecek arkadaşlar bulurum fakat en iyisi bu memur işini de Mümtaz’a (Tekmen) bırak o seçsin.”

Manastırlı Hamdi Efendi - Ahmet Cevat Besen - İsmet Tükel

 

Hilmi Bey, İhsan Bey ile Mümtaz’ı Sirkeci’de Bahçeli İlkbahar Lokantası’nda buluşturmuştu. Mümtaz, “gizli telgrafhane” veya o günün deyimiyle “giz tel” hakkındaki teklifi hemen kabul etmekle birlikte bu tel’in memleket için yapacağı hizmetin önemi açıklanınca “derhal işe başlarız” diye söz vermişti. Bu gizli tel’de çalışmak üzere muhabere memurlarından Cevat (Besen) ile Cumhuriyet döneminde posta işlerinden emekli uzman İsmet’i seçmişti. Bu iki memura Müdüriyet Kalemi’nde çalışan Edip de (Cumhuriyet döneminde Samsun Başmüdürü iken genç yaşta vefat etmişti) katılmıştı. İhsan Pere, Ankara ile birlikte hazırladığı bir şifre suretiyle görevini açıklayan bir mektup yazarak Ankara’ya gönderilmek üzere o sırada Adapazarı’na atanmış olan Celal adında bir memura vermişti.

 

İngiliz askerlerin işgali altında bulunan İstanbul Posta Merkezi’nin bodrum katındaki karanlık ve nemli pis odasına gizlice kurulan bir telgraf makinesi ile Ankara’yla düzenli telgraf muhaberesi sağlanmıştı. Bu gizli merkezi çağrı işareti olan “P.R.” cumhuriyet döneminde merkezin kurucusu İhsan Bey tarafından Çanakkale’de yaşadığı sırada soyadı olarak alınmıştı

 

İstanbul’un işgali sırasında bir aralık büyük para ödülü vaadine kapılan bir “soysuz” un ihbarı üzerine gizli merkeze baskın yapılmışsa da bu ihbar daha önce öğrenildiğinden adı geçen oda tahliye edilmiş ve İngilizler bir şey elde edememişlerdi. Bu baskından sonra İhsan Pere telgraf makinesini evine kurup telefon telinden faydalanarak işgalin sonuna kadar Ankara ile muhabereye devam edilmişti.

 

İhsan Pere, Sakarya Savaşı sırasında muhabere yoluyla büyük katkı sağlamıştı. Sakarya Savaşı’nın sonlarına doğru bir gün Beyoğlu Santralındaki memur kendisine telefon ederek her tarafın Yunan bayrakları ile donatıldığını ve Rumca gazetelerin ikinci baskı yaparak “Gazi’nin mahiyeti ile birlikte Yunanlılara esir olduğunu yazdıklarını” söylemişti.  İhsan Pere, bu haberlere inanılmamasını, uydurma olduklarını ve üzülmemesini bildirdi. Bununla birlikte, İhsan Pere bir aşağı bir yukarı dolaşırken kapısı vurulmadan içeri M.M. Grubu’ndan bir kişi girerek elindeki şifreyi İhsan Bey’e uzatarak “İhsan Bey, ne yaparsan yap, ölümü bile göze al, bunu hemen Ankara’ya yazmanın çaresine bak” diyerek şifreyi bırakıp gitti. İhsan Pere, “Allah yardım etti, gündüz olmasına rağmen aradığımız Ankara Merkezi karşımıza çıktı ve bırakılan şifreyi yazmaya muvaffak olduk” diyerek “Meğer bu şifreli telgraf Sakarya Muharebesi’nin son günlerinde, bilahare Atine Sefirimiz olan merhum Enis Akaygen’in, yabancı resmi bir membadan Yunan Ordusu’nun ricat (geri çekilmekte) etmekte olduğunu öğrenerek M.M. Grubu’na haber vermesi üzerine keyfiyeti Ankara’ya bildirmek üzere yazılmıştı” diye anlatacak ve bu telgraf Türk Milletinin kaderini değiştiren bir haber olacaktı.

 

Peki, kimdi Mehmet İhsan Pere? İhsan Pere, 1 Aralık 1301 (14 Aralık 1885)’te İstanbul’da doğmuştu. Galatasaray Sultanisi ikinci sınıfından ayrılmış, Fransız, İngilizce ve Rumca bilmekteydi. 1904’ten 1914 yılına kadar İngiliz Kablo Kumpanyası’nın Bozcaada, Şıra ve İzmir merkezlerinden çalıştıktan sonra Beyoğlu Posta Telefon ve Telgraf Merkezi’ne memur olarak atanmış ve 29 Kasım 1330 (12 Aralık 1914) tarihinde işe başlamıştı. Bu merkezde yabancı muhaberatı, gelirler ve tahsilât dairelerinde baş memurluk görevinde bulunmuştu. İstanbul Telgraf Merkezi birinci sınıf memuru (başmemur) iken 21 Nisan 1920 tarihinde İstanbul Telgraf Müdürlüğü’ne vekâleten atanmış ve 1 Mayıs 1920 tarihi itibariyle de asaleten bu görevi yürütmeye başlamıştı. 24 Mayıs 1922-10 Temmuz 1922 tarihleri arasında Büyükada Merkezi’nde çalışmış, bu tarihten sonra Muamelat Müfettişliği’ne, 2 Ekim 1922 tarihinde de Ankara Telgraf Müdürlüğü’ne tayin olmuştur. Daha sonra Trabzon Merkez Müdürlüğü’ne naklen tayin edilmiş ve bu görevinden 9 Ağustos 1923’te istifa etmiştir. 30 Ekim 1924 tasrihinde tayin edildiği Mirgün Müdürlüğü’nü kabul etmeyerek tayininden vazgeçmişti. İhsan Bey daha sonra Çanakkale’ye yerleşmiş, burada hayatını kazanmaya başlamıştı. Soyadı Kanunu çıktığında Çanakkale’deydi. Ve gizli telgrafın şifresi olan Pere’yi soyadı olarak almıştı. İhsan Pere, 1928 yılında kurulan Çanakkale Çocuk Esirgeme Kurumu’nun uzun süre başkanlığını yapmıştı. Eşi Refia İhsan Hanım da çok faal bir insandı. Kadınlara seçme seçilme hakkı verildiğinde Refia İhsan Hanım seçimlerde Halk Partisi Çanakkale Genel Meclis Üyeliğine seçilmişti. Refia Hanım ve İhsan Bey’in dört erkek çocukları olmuştu. Çocuklarının isimleri Nuri, Rıfat, Erol ve Ali’ydi.  İkinci Dünya Savaşı’nın bütün şiddetiyle devam ettiği sırada Refia İhsan Hanım ve ailesi acı bir olayla karşılaşmıştı. Çocuk Esirgeme Kurumu Başkanı İhsan Pere ve Genel Meclis üyesi Refia İhsan Pere, çocukları Ali Pere’yi Tekirdağ’da 30 Ağustos 1943 tarihinde yakalandığı zehirli sıtma hastalığından kaybetmişlerdi. Ali Pere çok gençti, liseyi yeni bitirmiş gelecek vaat eden bir insandı. Bu olay Refia İhsan Hanım’ı derinden yaralamış ve savaş sonrasında aile İstanbul’a dönüştü. Aile oğullarını çok iyi yetiştirmişti. Nuri Pere, yıllar sonra Yapı ve Kredi Bankası’nın genel müdürü olmuş ve 18 Ekim 1983’te vefat etmişti. Rıfat Pere, doktor olmuştu. Erol Pere ise albay olarak silahlı kuvvetlerde görev yapmıştı. İhsan Bey’in eşi Refia Hanım, 10 Kasım 1968 tarihinde vefat etmişti. İstanbul’un işgali ve Kurtuluş Savaşı’nın en buhranlı zamanlarında çok önemli görevler üstelenmiş olan Ankara ve İstanbul arasındaki muhabereyi sağlayan “Gizli P.R.” teşkilatının kurucu olan İhsan Pere ise, 1969 yılında hayatını kaybetmişti.  

 

Gelelim konunun özüne… Mustafa Kemal Nutuk’ta İstanbul’un işgalini telgrafçı Manastırlı Hamdi Efendi’nin bildirdiğini yazmasına rağmen için iç yüzü farklıydı. Manastırlı Hamdi Efendi yukarıda da anlatıldığı üzere işgal gününde Sirkeci Telgrafhanesi’nde Ankara yönünde görev yapan bir telgraf memuruydu. Kendisinin işgal sırasında makine başında bulunması sebebiyle gelişen olayları dakika dakika bilmesi mümkün değildi. Hamdi Efendi’ye Mustafa Kemal Paşa’yı bağlamasını emreden kişi Başmuhabereci İhsan (Pere) Bey’di. İhsan Bey, kendisine telefonla bildirilen işgalin başladığı haberini ve gelişmeleri Ankara yönündeki makinede görevli olan Hamdi Efendi’ye yazdırmış ve bütün işgal telgraflarının altında görevli memur olması ve kural gereği yazan kişi olarak “Manastırlı Hamdi” ismini koymuştu. Mustafa Kemal de olayın kahramanı olarak onu bilmiştir. Olayın gerçek kahramanı ise İhsan Pere’ydi.

 

Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasından sonra İhsan Bey tarafından Mareşal Fevzi Çakmak’a olayın gerçeği anlatılmasına rağmen ve Mareşal Fevzi Çakmak’ın konuyu Mustafa Kemal’e uygun bir zamanda açacağına dair söz vermesine karşın o zaman devletin birçok sıkıntı ve sorunlarla boğuşması sebebiyle konunun gündeme gelmediği ve olayın gerçek yüzünün sadece İhsan Pere ve Cevat Besen Beylerin hatıralarında kaldığı anlaşılmaktadır.

 

İhsan Bey, yaşı bir hayli ilerlemiş ve artık çalışacak durumda değildi. İdaredeki görev süresi bakımından da emekli maaşı alması mümkün değildi. Tam bu aşamada durum İsmet Paşa’ya anlatıldı. Başbakan İsmet İnönü, hemen Milli Savunma Bakanı’na emir vererek İhsan Pere hakkında bir kanun tasarısı hazırlanmasını istedi. Kanun tasarısı bütçe ve maliye komisyonlarından hızla geçirildi ve TBMM’de kabul edildi ve İhsan Pere’ye yaşadığı müddetçe “vatana hizmet tertibinden 500 lira aylık” bağlanmasına karar verildi.  Kadir kıymet bilir, İsmet İnönü sayesinde ömrünün son döneminde İhsan Bey’in, tarihte yaptığı işler TBMM tarafından da tescillenmiş oldu. Ama o bu maaştan ancak dört yıl yararlanabilmişti.

 



Bu yazı 19292 defa okunmuştur.

Mete Pere / 22-04-2016 01:11

Allah rahmet eylesin... Büyükbabamı hiç göremedim ama daktiloyla yazdığı anılarını okuyarak büyüdüm. Noktasına virgülüne kadar doğru yazmışsınız. Çok teşekkür eder başarılarınızın devamını dilerim. Saygılarımla...

İsmail SABAH / 12-07-2015 16:39

Aziz vatanımızın kurtuluşunda kan ve ter dökerek mücadele edenlere Allah gani gani rahmet eylesin. Kıymetli hocam size de bu insanları tanımamıza vesile olduğunuz için teşekkür eder, saygılarımı sunarım.



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • FANTASTİK
    FANTASTİK
  • ATATÜRK
    ATATÜRK
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
    Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
  • Barışın ve Özgürlüklerin Kenti "Çanakkale"
    Barışın ve Özgürlüklerin Kenti
  • TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
    TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
  • Çanakkale Gangnam Style
    Çanakkale Gangnam Style
  • HASTANEDEN KAÇIRILAN BEBEK BULUNDU
    HASTANEDEN KAÇIRILAN BEBEK BULUNDU
  • CEPA AVM'de Çanakkale Türküsü
    CEPA AVM'de Çanakkale Türküsü
VİDEO GALERİ
YUKARI