Bugun...
Bizi izleyin:


Dr. Mithat Atabay


Facebookta Paylaş









Gelibolu Yarımadası’ndaki Yabancı Mezarlıklar ve Anıtlar Konusunda Lozan Tutanakları ve Birkaç Söz
Tarih: 23-09-2018 09:32:00 Güncelleme: 23-09-2018 09:32:00


Ölülerin ahrete ait hatıralarından, yaşayanların istifade ederek bu dünyaya ait    hesaplar yapmaları doğru değildir-İsmet İnönü

 

Lozan Konferansı’nın birinci döneminde Lord Curzon, 08 Aralık 1922 tarihli oturumda, mezarlıklarla ilgili görüşlerini açıklarken, Gelibolu’daki İtilaf Devletleri mezarlıkları konusunda direnmek gerektiğini vurgulamış ve “Biz savaş sırasında ölen kahraman askerlerimizin ve denizcilerimizin Türk ülkesinin çeşitli yerlerinde bulunan mezarlarını kapsayan toprakların, mülkiyetiyle birlikte müttefiklere verilmesini istemek zorundayız” demişti. Curzon, sözlerine, bu mezarların bulundukları yerlerin kendileri için “kutsal topraklar” olduğunu, bu konuda da Türklerin herhangi bir itirazda bulunamayacağı kanısında olduğunu da ekledi.

 

İsmet Paşa, Lord Curzon’un bu görüşlerine cevap niteliğindeki konuşmasında, bütün mezarlara ve özellikle savaş alanlarında ölmüş askerlerin mezarlarına saygı göstermenin Türklerin bir geleneği olduğuna dikkat çekti. İsmet Paşa, Curzon’un konuşmasında söylediği mezarların bulunduğu toprakların mülkiyetine ilişkin olarak kullandığı terimlerin anlaşılır olmadığını belirterek Curzon’dan bu terimleri açıklamasını istedi. Curzon, İtilaf askerlerinin ve denizcilerinin gömülü oldukları toprağın “egemenlik hakkı” (souverainete, sovereignity) yerine “mülkiyet hakkı” (propriete, ownership) terimini kullandı. Lord Curzon, İsmet Paşa’yı, “bu terimleri bilerek kullandığını” ifade etti. İtilaf Devletleri Sevr Anlaşması sırasında da aynı şeyleri iddia ettiler ve şimdi de bu görüşten geri adım atmayacaklarını gösterdiler.

 

Fransız Delegesi M. Barrere, Suriye’deki Süleyman Şah’ın mezarına ilişkin olarak bu jesti Türklere yaptıklarını ve Türklerin de bu tür bir jest yapmalarını istedi. Lord Curzon da M. Barrere’nin görüşünü desteklemek için verdiği örnekte; İngiliz Kraliçesi Victoria’nın, Napolyon’un ömrünün son altı yılını geçirdiği Saint Helene adasındaki toprağın mülkiyetini, içinde öldüğü ev ile birlikte daimi olarak Fransız Hükümeti’ne verdiğini söyledi.

 

Lozan Antlaşması’nın mezarlıklarla ilgili bölümünü hazırlamakla görevli alt komisyon, 25 Ocak 1923 tarihindeki oturumda, hazırladığı raporu okudu. İsmet Paşa, 27 Ocak Salı günkü oturumda alt komisyon raporuna ilişkin eleştirilerini dile getirdi. İsmet Paşa; Türk Temsilci Heyeti’nin, karşılıklı olmak şartıyla, mezarların bakımlı tutulmasına ilişkin bütün tedbirlerin uygulanmasını mümkün olduğu kadar kolaylaştırmayı bir insanlık görevi olarak gördüğünü dile getirdi. Ölülerin gömülü olduğu yerlere saygı göstermenin Türklerin geleneklerinden olduğunu belirtti ve “Ölülerin gömülmesi ve onları anmak için anıt dikilmesi amacıyla bir toprak parçası ayırırken ilk yapılacak şeyin, önce toprak parçasının sahipleriyle anlaşmak” olduğunu söyledi.

 

İsmet Paşa, “Bu mezarlıkların genişliği ve yüzölçümünü saptarken, bunu, Mezarlıklar Komisyonu’ndaki Türk üyenin de uygun bulmuş olması kesin olarak zorunludur. Sonradan öne sürülecek itirazlar üzerine, ayrılmış bu toprak parçasının gerektiğinden daha geniş olduğu anlaşılırsa, Türk Temsilci Heyeti, artan toprak parçasının, mezarların yerlerini değiştirmeye kalkışmadan, geri verilmesi gerektiği düşüncesindedir. Mütarekeden bu yana Müttefiklerin askeri işgali altında bulunmuş bir bölgede, ölülerin kalıntılarının henüz bir araya toplanmamış olması mümkün değildir” dedi. Türk Temsilci Heyeti, Arıburnu’ndaki mezarlara karşılık olarak çok geniş bir toprak parçasının ayrılmasını öngören ve onaylanmamış Sevr Antlaşma tasarısından alınmış bir maddeyi metinden çıkartmamayı kesin olarak haksız bulduğunu dile getirdi. İsmet Paşa, “ölülere ve ölülerin yattıkları yerlere Türk milleti kadar derin saygı gösterme eğiliminde olan başka hiçbir ulusun bulunmadığını” söyleyerek tamamladı.

Alt Komisyon raporu ile ilgili olarak Türk Temsilci Heyeti’nin birinci çekincesi, İngilizler için savaşmak üzere, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ülkelerden gelerek can vermiş insanların yattıkları toprak şeridine ilişkin 6. madde – Arıburnu, Anzak bölgesindeki mezarların bulunduğu toprakların İngilizlere bırakılması – konusundaydı. Lord Curzon, Türklerin bu çekincelerine yönelik olarak  “Bu insanlar, en yüksek bir yurtseverlik duygusuyla, ülkülerin en soylusu uğrunda savaşmak üzere, dünyanın en uzak yerlerinden gelmişlerdir. Bu ölülerin huzur ve saygı içinde yatmalarına izin vermek mümkün olmayacak mıdır? Söz konusu toprak şeridi 4,5 km uzunluğunda ve 1,5 km genişliğinde çorak bir toprak parçasıdır. Bugün bu toprak parçasında 19 mezarlık vardır. Bu mezarlıkların arasında bulunan ve yarı dolmuş ya da olduğu gibi duran siper kalıntılarından oluşmuş toprak parçasının her yanında kimlikleri belirsiz başka asker ölüleri de yatmaktadır. Bu bölgede kimse oturmamaktadır. Ekili bir toprak da değildir. Bu toprak parçasının ne Türk Hükümeti ne de herhangi bir kimse için değeri vardır. Fakat oğulları ve kardeşleri orada yatmakta olan Avustralyalılar ve Yeni Zelandalılar için, bu toprak parçası, tarih ve duygu yönünden çok derin bir anlam taşımaktadır” sözleriyle bu isteklerinin masum bir istek olduğunu belirtmeye çalıştı.

 

Curzon, “Gelibolu yarımadasında savaşarak binlerce ölü veren İngiliz İmparatorluğu’nun çeşitli bölümlerini temsil etmek üzere kurulmuş İmparatorluk Savaş Mezarları Komisyonu, çeşitli savaş alanlarında can vermiş İngiliz İmparatorluğu askerlerinin kalıntılarını mezarlarda toplamak gibi genel bir amaçla, şimdiden, büyük paralar harcamış bulunmaktadır” diyerek konunun önemini vurguladı.

 

Curzon, İngiliz Temsilci Heyeti’ni özellikle ilgilendiren bu iki noktada, heyetin kesinlikle taviz vermeyeceğini belirtti. İsmet Paşa ise, “bütün uygulamaların karşılıklı olma ilkesine dayandırılması” gerekliliği üzerinde durdu. Curzon, İsmet Paşa’ya, “Müttefikler Türkiye’nin duygularına saygılıdırlar. Türkiye de onların duygularına saygı göstermelidir” dedi. Curzon, mezarlıklar konusunun “onur duyguları içinde çözülmedikçe Gelibolu yarımadasından bir tek asker bile çekmeye niyetlerinin olmadığını” belirterek tehdit edici bir tavır içine girdi.

 

İsmet Paşa, bunun üzerine “Bugüne kadar, savaş alanlarını kutsallaştırarak onlara sahip çıkma yolu bilinmemekteydi. Bu hesaba göre, Türkiye dışında kalan, uçsuz bucaksız pek çok savaş alanlarında kanlarını dökmüş olan Türkler, daha da meşru olarak, böyle istemlerde bulunabileceklerdir. Fakat bunun, mezarlar konusuyla hiçbir ilgisi olmadığını anlamaktan daha kolay hiçbir şey yoktur. Lord Curzon’un istemekte olduğu toprak parçası bir mezarlık değil, fakat Çanakkale Savaşları sırasında askeri hareketler için temel olarak kullanılan ve her zaman böyle bir amaçla kullanılabilecek bir toprak şerididir” dedi.

 

Lozan Antlaşması’nın 131.maddesi bu toprak parçalarının başka amaçlarla kullanılmasını yasaklamaktadır ve mezarlık olarak belirlenen toprak parçasının mülkiyet hakkı İngilizlere verilmemiş ve sadece antlaşmada yazılı amaçlar için, mezarlık olarak kullanılmasına izin verilmiştir.

 

Lozan Antlaşması’nın 136.maddesi İnönü’nün karşılıklı hakları koruma prensibi göz önüne alınarak “İngiliz, Fransız, İtalyan Hükümetleri, Türkiye’den ayrılan ülkeleri de kapsamak üzere, kendi yetkileri altındaki ülkelerde gömülü bulunan Türk askerleriyle denizcileri için mezarlar, mezarlıklar, kemiklikler yapmak ve anıtlar dikmek konusunda, 128.Madde ile 130.Madde’den 135. Maddeye kadar olan maddelerdeki hükümlerden yararlanma hakkını, Türk Hükümetine tanımayı yükümlenirler” maddesi eklenmiştir.

 

Çanakkale Savaşları üzerinden bunca zaman sonra Gelibolu Yarımadası’nda yeni yabancı anıtlar yapmak için girişimler yapılmaktadır. Görünürde masumane ve insanlık hisleri ön plana çıkarılan gündeme getirilen bu isteklere Lozan sırasında İsmet Paşa şu cümle ile cevap vermişti: “Ölüler hürmete şayandır fakat ölülerin ahrete ait hatıralarından, yaşayanların istifade ederek bu dünyaya ait hesaplar yapmaları doğru değildir.

 

Gelibolu Yarımadası’nda yabancıların yaptığı anıt ve mezarlıklar yapılmış ve bitmiştir. İsteyen herkes de rahatlıkla bu yerleri ziyaret edebilmektedir. O sırada İngiliz ve Fransızların sömürgesi ve kolonisi olanların ölüleri de bu mezarlıklarda yatmaktadır. İngilizler ve Fransızlar anıtlarını da o sırada dikmişler ve olay sona ermiştir.



Bu yazı 2087 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • FANTASTİK
    FANTASTİK
  • ATATÜRK
    ATATÜRK
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
    Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
  • Barışın ve Özgürlüklerin Kenti "Çanakkale"
    Barışın ve Özgürlüklerin Kenti
  • TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
    TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
  • Çanakkale Gangnam Style
    Çanakkale Gangnam Style
  • HASTANEDEN KAÇIRILAN BEBEK BULUNDU
    HASTANEDEN KAÇIRILAN BEBEK BULUNDU
  • CEPA AVM'de Çanakkale Türküsü
    CEPA AVM'de Çanakkale Türküsü
VİDEO GALERİ
YUKARI