Bugun...
Bizi izleyin:
    • BIST
      107,21
      % 0,15
      BIST
    • DOLAR
      3,53
      % -0,22
      Dolar
    • EURO
      4,15
      % -0,07
      Euro
    • ALTIN
      143,46
      % 0,28
      Altın


Dr. Mithat Atabay


Facebookta Paylaş









En Eski Türk Topçu Alayının Marşını Yazan Adam: Muzaffer Tuğsavul
Tarih: 23-08-2015 08:54:00 Güncelleme: 23-08-2015 08:54:00


Çanakkale’de bir caddenin ismi Tuğsavul Caddesi’dir. Peki, neden bir caddeye bu isim verildi? Bu hafta Muzaffer Tuğsavul’un Çanakkale ile olan hikâyesini ele alalım. Ama olaya Muzaffer Tuğsavul’un asker olması sebebiyle bu noktadan konuya giriş yapalım. Hiç şüphesiz Türkiye’de “En eski Topçu Türk Alayı hangisidir?” diye sorulsa, farklı farklı cevaplar alınacaktır. Bazıları Çanakkale Savaşları’nın meşhur piyade alaylarının numaralarını sıralayacak, bazıları da Kurtuluş Savaşımızın unutulmaz milis alaylarının isimlerini dile getireceklerdir. Ama hiç şüphesiz modern Türk Ordusu kurulurken ve ordu takım, bölük, tabur, alay, tugay, tümen, kolordu ve ordu biçimde şekillendirilirken ilk kurulan topçu alayı 1’nci Topçu Alayı’dır. O nedenle de sıra numarası birdi. Bu alayın marşını yazan kişi aynı zamanda 1’nci Topçu Alayı’nın komutanlığını da yapmış ve cumhuriyet döneminde Alay Komutanı iken Alay Sancağı kendisine Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal adına tevdi edilmişti.

 

Peki, kimdir bu kişi? İsmi Muzaffer Tuğsavul… Muzaffer Tuğsavul’un ismi pek çok şehrimizde sokaklara, caddelere, okullara, parklar ve kışlalara verilmişti. Önce kısa hayat hikâyesine bakalım ve sonra da Muzaffer Tuğsavul’un hikâyesini anlatalım.

 

Muzaffer Tuğsavul, 1894 yılında Bingazi’de doğmuş, 1914 yılında Kara Harp Okulu’ndan, mezun olarak Osmanlı Ordusu’nda subay olarak Birinci Dünya Savaşı’nda yer almıştı. Savaş sonrasında Mustafa Kemal önderliğinde Ankara’da kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti’nin Ordularına iltihak etmiş, 26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruz’a Kurmay Binbaşı rütbesi ile 14’ncü Süvari Tümeni Kurmay Başkanlığı görevi ile iştirak etmişti. 1925 yılında Harp Akademisi’nden mezun olarak kurmay subay olmuştu. 1939 yılına kadar çeşitli rütbe ve görevlerde bulunduktan sonra 30 Ağustos 1939’da tuğgeneralliğe yükselmişti. Tuğgeneralliğe terfi ettiği sene kendisiyle birlikte daha sonra Türk Ordusu’nda üst düzey görevlerde bulunacak kişiler ile Türk siyasetinin önde gelen şahsiyetler vardı. Bunlardan Arif Tanyeri, Fahri Belen, Sadık Aldoğan, Asım Tınaztepe, Fevzi Mengüç ilk akla gelenlerdi. Korgeneralliğe yükselenler arasında ise Ali Rıza Artunkal, Nuri Yamut ve Amiral Şükrü Okan ilk dikkati çekenlerdi.

 

Muzaffer Tuğsavul, 1939 yılında Tuğgeneralliğe terfi ederek önce Çanakkale Topçu Komutanlığı ve daha sonra da Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanlığı görevine atanmıştı. Tuğsavul, 1941 yılında tümgeneralliğe terfi etmişti. Tümgeneral rütbesi ile 69’ncu Tümen Komutanlığı ve 2’nci Ordu Müfettişliği Kurmay Başkanlığı görevlerini yürütmüş, rütbesi 1944 yılında korgeneralliğe yükseltilmişti. Korgeneral rütbesi ile 2’nci Kolordu Komutanlığı, Genelkurmay Eğitim Yarbaşkanlığı ve Genelkurmay 2’nci Başkanlığı görevlerinde bulunmuş, 1948 yılında orgeneral olmuştu. Orgeneral rütbesi ile 2’nci Ordu Müfettişliği ve Yüksek Askeri Şura üyeliği görevlerinde bulunmuştu.

 

1281 sayılı kanunun 1’nci maddesi gereğince 27 Ocak 1952 - 15 Mayıs 1952 tarihleri arasında kısa süre İzmir Valiliği görevinde bulunmuş, görevde iken 15 Mayıs 1952 günü Sakız Adası’ndan gelen bir Yunan Heyeti’ne Kadifekale Gazinosu’nda Belediye Başkan Vekili tarafından verilen akşam yemeği sırasında saat 21.30’da kalp krizi geçirerek vefat etmişti. Cenazesi 17 Mayıs 1952 günü İzmir’de düzenlenen törenden sonra uçakla Ankara’ya getirilmiş ve burada yapılan törenden sonra da Cebeci Şehitliğinde toprağa verilmişti.

 

Bu hayat hikâyesinden sonra Muzaffer Tuğsavul’un modern Türk Ordusu’nun 1’nci Piyade Alayında görev yaptığı sırada alaya sancak verilmesine bakalım.

 

Ordu İç Hizmet Talimatnamesi’ne göre sancakların alaylarına Cumhurbaşkanı veya onun belirleyeceği vekili tarafından törenle verilmesi gerekmektedir.  Milli Savunma Bakanı Kazım Özalp, bu konuda ne yapılması gerektiğini Başbakanlığa bir yazı ile sormuştu. Başbakanlık da konuyu Cumhurbaşkanlığı Genel sekreterliğine iletmiş ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hasan Rıza (Soyak) Bey’in Başbakanlığa bildirdiği yazıda alaylara sancak verilmesi töreni için Orgeneral Fahrettin Altay’ın Atatürk adına görevlendirildiğini bildirilmişti. 

 

Başbakanlık Müsteşarı da Alaylara sancak verilmesi törenlerine Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün Orgeneral Fahrettin (Altay)’ı görevlendirdiğini Milli Savunma Bakanlığı’na iletmişti.

 

Bu çerçevede Cumhuriyet döneminde Latin Kökenli Türk Alfabesi’ne göre hazırlanan alay sancakları yapılan törenlerle alaylara verilmiştir. Milli Savunma Bakanlığı Ordu Dairesi tarafından 1’nci Ordu Müfettişliği kuruluşundaki birliklere mensup alaylara sancak verilmeye başlanmıştı.

 

13 Temmuz 1937 tarihinde Davutpaşa Kışlası’nda sancak töreni yapılacaktı. Bu münasebetle törende bulunmak üzere köylerden binlerce köylü kışlaya gelmişti. Saat 11.00’de Orgeneral Fahrettin Altay, Tümgeneral Osman Tufan, General Cemil Cahit Toydemir kışlaya gelmişler ve kışla komutanı Albay Muzaffer Tuğsavul tarafından karşılanmışlardı.

 

Orgeneral Fahrettin Altay, askeri teftiş ettikten sonra Alay saflarının ortasında durmuş, bu sırada önde askeri bando olduğu halde, yağız bir ata binmiş, gürbüz bir erin taşımakta olduğu şanlı alay sancağı arkasından süngüleri parıldayan muhafızlar olduğu halde kışla kapısından çıkmış ve Orgeneral Fahrettin Altay önünde durmuştu. Orgeneral Fahrettin Altay alay sancağını almış ve “Topçu Alay Kumandanı Muzaffer Tuğsavul” diyerek alay komutanını çağırmıştı. Alayın başında bulunan komutan koşarak Orgeneralin karşısında selam durmuş ve Fahrettin Altay şunları söylemişti:

 

Milletimizin timsali olan sancağı Büyük Önderimiz namına size vermekle bahtiyarım. Şanlı Alayınızın bu sancağın gölgesi altında çok büyük muzafferiyetler kazanacağına eminim. Yeter ki Büyük Atatürk başımızdan eksik olmasın. Milletin emanetini size teslim ediyorum.”

 

Alay sancağı Albay Muzaffer Tuğsavul’a teslim edilmiş ve Tuğsavul da şunları söylemişti:

 

Bugün Alayımızın unutulmayacak, şerefli ve şanlı bir günüdür. Bütün milletlerin gözünü kamaştıran Ulu Önderimizin kahraman alayımıza büyük komutanımız eliyle bu sancağı tevdi ediyor. Bu sancağın Alayımıza verilişini tespit eden bu dakikalar asırlarca sonra bile büyük bir kuvvet kaynağı olacaktır. Nerede yurdumuza yan bakacak bir göz olursa, nerede karşımıza çıkacak bir düşman bulunursa son canlı mahlûkumuz kalmayıncaya kadar bu sancağı düşmana bırakmayacağız. 1’nci Alay, Ordunun 1’nci Alayı olduğunu geçmişte olduğu gibi gelecekte de gösterecektir. Bilhassa Atası’nın verdiği sancağı hiçbir zaman bırakmayacaktır.”

 

Bu sözlerden sonra İstiklal Marşı çalınmış ve askerler tarafından 1’nci Alay Marşı dinlendikten sonra resmigeçit yapılmış ve misafirler Davutpaşa Kışlası’nı gezdikten sonra öğle yemeğine alıkonulmuştu.

 

1’nci Alay Marşı’nı Alay Komutanı Muzaffer Tuğsavul yazmıştı. Marşın beş-altı mısrası şöyleydi:

İnönü Dağları’nda biz şimşekler yarattık, /  Yıldırımlar saçarak kanı gövdeye kattık,

Gökler gibi gürledik, aslan gibi kükredik, / Çek tetiği gürlesin şanlı sesi topların,

Altı üstüne gelsin düşman gibi toprağın.”

 

Muzaffer Tuğsavul, 30 Ağustos 1939’da Çanakkale Topçu Komutanlığı’na atandıktan sonra bu görevini 17 Mart 1940 tarihine kadar sürdürmüştü. Sözkonusu tarihte Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanlığı görevini yürüten Korgeneral Ali Rıza Artunkal, 8’nci Kolordu Komutanlığına terfi ederek Çanakkale’den ayrılmış ve Tuğgeneral Muzaffer Tuğsavul Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı olmuştu. Vali Atıf  Ulusoğlu ve Muzaffer Tuğsavul  28 Nisan 1940 günü Karacaviran Köyü’nde çevre köyler Kemel, Özbek ve Işıklar halkının da katılımıyla halkevi tarafından düzenlenen köy toplantısına katılmış ve burada yaptığı konuşmada halkın milli duygularını coşturan bir konuşma yapmıştı.

 

Muzaffer Tuğsavul, 1941 yılı 30 Ağustosunda terfi ederek Çanakkale’den ayrılırken, İkinci Dünya Savaşı’nın başlangıcından her dakika düşman taarruzunu beklendiği Çanakkale’de, Çanakkalelilerin yanında onları savunmak için bulunmuş ve Çanakkale halkının moralini yüksek tutmak için çaba sarf etmişti. Doğal olarak Çanakkaleliler de bunu unutmamışlar ve Muzaffer Tuğsavul’un 1952 yılında ölümünden sonra onu gelecek kuşakların da unutmaması için bir caddeye ismini vermişler ve sevgilerini göstermişlerdi.

 




Bu yazı 19420 defa okunmuştur.

Tosun Saral / 23-08-2015 11:12

Orgeneral Fahrettin Altay, Sancak töreninde ne büyük kehanette bulunmuş "Yeter ki Büyük Atatürk başımızdan eksik olmasın." Evet Atatürk başımızda iken çok büyük işler yaptık. Onun ölümünden sonra vatan ve millet iyi yetişmemiş, mutaassıp, bağnaz, tarih bilincinden yoksun taşralıların eline kaldı ve bu günkü felakete sürüklendi.



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • FANTASTİK
    FANTASTİK
  • ATATÜRK
    ATATÜRK
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
    Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
  • Barışın ve Özgürlüklerin Kenti "Çanakkale"
    Barışın ve Özgürlüklerin Kenti
  • TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
    TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
  • Çanakkale Gangnam Style
    Çanakkale Gangnam Style
  • HASTANEDEN KAÇIRILAN BEBEK BULUNDU
    HASTANEDEN KAÇIRILAN BEBEK BULUNDU
  • CEPA AVM'de Çanakkale Türküsü
    CEPA AVM'de Çanakkale Türküsü
VİDEO GALERİ
YUKARI