Bugun...
Bizi izleyin:
    • BIST
      0
      BIST
    • DOLAR
      0
      Dolar
    • EURO
      0
      Euro
    • ALTIN
      0
      Altın


Dr. Mithat Atabay


Facebookta Paylaş









Yetmiş Yıl Önce İzzet Melih Dilmaç’tan Bir Ekonomi Dersi
Tarih: 20-09-2015 08:52:00 Güncelleme: 20-09-2015 08:52:00


Hiç şüphesiz Çanakkale’nin tarihinde “Dilmaç” ailesinin önemli bir yeri vardır. Bugün ailenin en yaşlı üyesi olan İzzet Melih Bey’in ekonomi üzerine 1945 yılında verdiği bir konferanstan söz edeceğim. Ama önce İzzet Melih Bey, kimdir kısaca hatırlayalım.

 

İzzet Melih Dilmaç, 1917’de Kepez Köyü’nde doğmuş, aslen ailesi Sakız’dan buraya gelmişlerdi. Babası Halil Dilmaç, Çanakkale’nin siyasal, kültürel, ekonomik ve toplumsal yaşamında pek çok şeye öncülük etmişti. İngilizler Halil Bey’i tutukladıklarında bizzat Mustafa Kemal (Atatürk) Paşa İngiliz Yüksek Komiseri Harrington’a telgraf çekerek derhal Halil Bey’in bırakılmasını istemiş ve İngilizler bunu yerine getirmek durumunda kalmışlardı. Halil Bey, İsmet Paşa’nın da Çanakkale’de en çok güvendiği kimseydi. Halil Bey’in oğlu İzzet Melih Bey de babasının yolundan gitmişti. İlk ve ortaokulu Çanakkale’de okuduktan sonra İstanbul Haydarpaşa Lisesi’nden mezun olmuş ve yüksek öğrenimini İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde tamamlamıştı. 1943 yılında baba mesleği olan ticarete Çanakkale’de atılmıştı. Tahsilinin gereği ticareti bilimsel verilere göre yürütmüş ve başarılı olmuştu. Okulunu bitirdikten iki yıl sonra İzzet Melih Dilmaç 1945 yılında Türkiye’nin ekonomik durumu ile ilgili bir konferans vermişti. Çanakkale Halkevi’nde verdiği konferansın metni 2.Dünya Savaşı yılları konusunda 1990’larda doktora çalışmamı yaparken okumuş ve notlar almıştım. Aradan yaklaşık yirmi beş yıla yakın bir süre geçtikten sonra eski notlarım arasında karşıma çıktı. İzzet Melih Bey’in 1945 yılı başında verdiği ve Türkiye ekonomisini ele alan konferansı bugün de güncelliğini koruyan kısımlar içermektedir. Tam yetmiş yıl önce verilen bu konferansı Çanakkalelilerle paylaşmak oldukça anlamlı olacaktır, zannederim. Bu vesile ile Sayın İzzet Melih Dilmaç Bey de sağlıklı nice yıllar dilerim. İzzet melih Bey’in 70 yıl önceki konferansı şöyledir:

 

Hemen her gün hepimiz paramızın kıymetinin çok düştüğünü söylüyoruz. Acaba bu düşüş bir enflasyon neticesi midir?

 

Başbakanımızın son nutukları gazetelerde okumuşsanız görmüşsünüzdür ki, biz de tam olarak bu çareye vurulmamıştır. Tedavülde bulunan paranın karşılığı daima göz önünde tutulmuştur. Mesela bakın aynen nutuktan alıyorum.

 

(2.Dünya Savaşı) Savaş başlangıcında tedavül eden paramız 230 milyon buna karşılık Merkez Bankası’nın kasasında 26 ton altın bulunuyor. 1942 yılının sonunda tedavül eden para 742 milyon, altın miktarı 101 ton, 1943 yılının sonunda tedavül eden para miktarı 8*5 milyon, altın miktarı 143 ton, 1944 yılının sonunda tedavül eden para miktarı 920 milyon, altın miktarı 196 ton ve 35 milyon döviz mevcut. B vaziyete göre bizdeki kıymet düşüklüğünü başka yönlerde aramak icap ediyor.

Devletler bozulan para sistemlerini düzeltmek için şu çarelere başvururlar.

 

Ya para birimlerini eski kıymetlerine çıkarır ve orada tutarlar. Buna (revalüasyon=paranın değerlenmesi) denir. Yahut paralarının biriminin düştüğü kıymete kanuna bağlayıp orada tutarlar. Buna (stabilizasyon=paranın değerini sabitleme) denir veyahut da paralarının birimlerini sıfıra düşürüp yeni ve istikrarlı bir para birimi meydan getirirler ki, buna da (demonizasyon) denir.

 

Enflasyondan bahsetmiştik. Enflasyonun meydana getirdiği mahzurlar deflasyon (paranın tedavülden çekilmesi)  ile adil bir şekilde ortadan kalkar ki deflasyon enflasyonun aksidir. Yani burada bütün şartlar aynı kaldığı takdirde nüfus başına isabet eden emtia tedavülünün çoğalmasıdır.

 

Görüyoruz ki, bir memleket parasının değer, Merkez Bankası’nı idare eden bir müdürün yahut bir Maliye Bakanı’nın para miktarını çoğaltmasına bağlıdır. Şu halde paranın dahili kıymeti (iç piyasadaki değeri) eşyaya tekabül eden satın alma kudretinden ibarettir. Acaba paranın dış değeri neden ibaret oluyor?

 

Bunu izah edebilmek için kısaca döviz ve kambiyonun ne demek olduğuna temas etmemiz icap eder. Kambiyo, milli para ile yabancı parasının değiştirilmesidir. Yani yabancı memleketler tediye vasıtasına (gerçekleşen bir alacağı para ile ödeme) kambiyo döviz deniyor. Şu hale göre paranın dış değeri paranın yabancı tediye vasıtalarına karşılık gelen satın alma kudretidir. 7 Türk lirası ile her zaman bir İngiliz lirası sterlin alabilir miyim?

 

Döviz bir maldır. Bu hale göre bunun fiyatı diğer mallarda olduğu gibi döviz arz ve talebine bağlıdır. Bu arz ve talep şu şekilde meydana gelir.

 

Bir memleketin uluslararası alışverişinden bir sene zarfında meydana gelen borç ve alacakları vardır. Bunlar ticaret bilançosu denilen bir bilanço dâhilinde gösterilir. Keza bir memleketin bir sene zarfında hizmet alışverişinden meydana gelen borç ve alacakları vardır. Bunlar da hizmetler bilançosunda gösterilir.

 

Yine bir memleket bir sene zarfında kredi ile alım ve satımından borçlu veya alacaklı vaziyette bu da sermaye bilançosunda gösterilir. Bu üç bilançonun bir araya gelmesinden bir memleketin hesaplar bilançocu meydana gelir ki, o memleket umumi olarak ya borçlu veyahut da alacaklı vaziyette bulunur. Spekülatör dediğimiz bir çeşit karaborsacılar bu döviz arz ve talebinden istifade yollarını ararlar. Hükümetler ise bunlara karşılık tedbirler alırlar. Böylece bir mücadeledir gider. Başta söylemiş olduğum bir noktaya geri dönüyorum. Paranın hattı zatında bir madde değerine karşılık olması gerekli değildir. Yalnız paranın keyfi surette arttırılmasının önüne geçmek bakımından faydalıdır. Zira kâğıt para hem gösterge (müşir) hem de teminattır. Biz de dâhil olmak üzere birçok memleketler altın para sistemini kabul etmiştir.(Türkiye altın para sisteminden 1971 yılında vazgeçmiştir)Bugün elimizde mevcut bir lira kanunun nazarında bir altın liraya eşittir.

 

Arkadaşlar!..

 

Biz insanlarda bazı öyle tuhaf haller vardır ki, bir şeyin fenalığını bildiğimiz halde o fenalığı yapmaktan kendimizi alamayız. Bunun gibi para insanlar için bir gaye olduğu zaman en büyük fenalığı doğurur. Fakat ne yapalım ki, ihtiyaçlarımızı tatmin için bir vasıtadan başka bir şey olmayan parayı kendimiz için bir gaye yapıp arkasından koşmaktan ve hatta onun için ölmekten asla çekinmiyoruz.”

 

İzzet Melih Bey’in konferanstaki son sözü herkesin kulaklarına küpe olacak bir cümle ile bitiyor:

 

“Unutmayalım ki, para insanı zehirleyen ve büyüleyen bir sevgilidir.”

 




Bu yazı 16690 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • FANTASTİK
    FANTASTİK
  • ATATÜRK
    ATATÜRK
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
    Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
  • Barışın ve Özgürlüklerin Kenti "Çanakkale"
    Barışın ve Özgürlüklerin Kenti
  • TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
    TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
  • Çanakkale Gangnam Style
    Çanakkale Gangnam Style
  • HASTANEDEN KAÇIRILAN BEBEK BULUNDU
    HASTANEDEN KAÇIRILAN BEBEK BULUNDU
  • CEPA AVM'de Çanakkale Türküsü
    CEPA AVM'de Çanakkale Türküsü
VİDEO GALERİ
YUKARI