Bugun...
Bizi izleyin:



Saim Yavuz "Kent Konseyi Kenti de Yönetemez"

Tarih: 26-12-2016 06:14:39 Güncelleme: 26-12-2016 06:51:39 + -


İdare Mahkemenin kararından sonra ileri bir tarihe ertelen Çanakkale Kent Konseyi genel kurulu öncesinde konsey başkanı Saim Yavuz ile görüştük. Yavuz, Aynalı Pazar okurlarına Kent Konseyi hakkında yanlış bilinenleri anlattı.


Saim Yavuz

İdare Mahkemenin kararından sonra ileri bir tarihe ertelen Çanakkale Kent Konseyi genel kurulu öncesinde konsey başkanı Saim Yavuz ile görüştük. Yavuz, Aynalı Pazar okurlarına Kent Konseyi hakkında yanlış bilinenleri anlattı.

 

Başkan Saim Yavuz, “Kent Konseyi, halkın görüşlerini oluşturarak, önerilerini ve taleplerini belirleyerek, bir rapor halinde kent yöneticilerinin önüne koyar. Raporu uygularlar uygulamazlar, o da yönetici kurumların sorumluluğudur” dedi.

 

Kimilerinin çok önemsediği, kimilerinin de hiç umurunda olmadığı Kent konseyi bugün, kentin gündeminde önemli bir yer işgal ediyor. Nedir bu kopartılan fırtına?

Bizim ülkemizde fırtınalar hep kopar. Koptuğuyla da kalır! Bizi daha çok o fırtınanın gürültüsü, şiddeti heyecanlandırır. Yarattığı tahribat, geride bıraktığı yıkıntı ve kayıplarla boğuşurken biz, bir dahaki fırtınaya kadar, “fırtınayı” unuturuz. Ve sonra hadi yeniden, sil baştanı yaşarız. Yukarıdan aşağıya kültürümüzde böyle bir anlayış ve tutumumuz vardır. Kent Konseyi, belirli zaman aralıklarında kentin gündeminde yer almaya başladı. Bu iyi bir şey. Şimdilik, kitleleri ilgilendiren şeyin “seçim” olduğu aşikârdır. 2014 seçimleri öncesinde olduğu gibi şimdi de, kitlelerin çok umurunda olduğu Kent Konseyi başkanı ile kitlelerin hiç umurunda olmadığı yürütme kurulunun seçimleri ilgiye neden olarak görülüyor. Evet, başkan ve yürütme kurulu ayrı ayrı organlar olarak Kent Konseyinin genel kuruldan sonra gelen en önemli iki organı, bu iki organın da görevleri çok sınırlı. Kitlelerde sorunlu olan durum da bu bence? Karıştırıyorlar. Geleneksel örgütlü yapılarda (odalar, sendikalar, partiler, dernekler vb.) “başkan ne derse” o olur. Başkanlık kültü vardır. Başkan tek başına odadır, sendikadır, partidir. Onun ağzından çıkan kelâmdır. Üyeler de onun “ağzına” bakar. Dolayısıyla buralardan bakıldığında da Kent Konseyi başkanı öyle görülüyor, öyle biliniyor.

 

Kent Konseyi başkanlığı değersiz mi demek istiyorsunuz?

Hayır, onu söylemiyorum. Tam aksine Kent Konseyi başkanlığı çok önemli. Önemi de diğerlerinden farklı bir görev ve işlevi olmasındandır. Bu anlamda da diğerlerinden ayrılan bu yanıyla çok kıymetlidir. Çünkü, alışılmış, geleneksel, ezberlenmiş, kimsenin dışına çıkamadığı başkanlık uygulamalarından farklıdır ve bütün bu alışkanlıkları, ezberleri bir tarafa bırakarak Kent Konseyi’nde başkanlık yapmak kıymetlidir. Kent Konseyi başkanının görevi nedir biliyor musunuz? Yönetmelikte aynen şöyle der: Kent Konseyi başkanı genel kurula başkanlık eder. Yürütme Kurulu’na başkanlık eder. Genel Kurul’da oluşturulan kararları belediye meclisinde sunar. Kurum ve kuruluşlarla yapılan yazışmalar, ortak çalışmalar, toplantı ve görüşmelerde Kent Konseyini temsil eder. Bu kadar. Bu çerçevede kalarak başkan, kendisi de dahil olmak üzere Kent Konseyi’nin yönetmeliğe uygun olarak çalışmasını sağlar. Buradaki sıkıntı şudur: Kent Konseyi Başkanının, Kent Konseyi olarak algılanmasıdır. Kent Konseyi adı üstünde bir “danışma” organıdır ve Vali, Belediye Başkanı, 10 Kamu kurumu ile Muhtarlar, Partiler, Üniversiteler, Odalar, Sendikalar, Noterler ve İlgili Dernekler ile vakıflardan birer temsilcinin katılımıyla oluşmuştur. Kent Konseyi denilince anlaşılması gereken de bu yapıdır. Saim Yavuz, Kent Konseyi değildir, Kent Konseyi’nin başkanıdır. Yani Kent Konseyinin yılda en az 3 kez bir araya geldiği Genel Kurul toplantılarına başkanlık yapar. O genel kurul yani Kent Konseyi, bir karar verdiği zaman Başkan, o kararı kente taşır. O karar etrafında oluşacak aktivitelere, düşüncelere yanıt verir, açıklamada bulunur.  Onun ötesinde kişisel fikirlerini söyleyemez. “Ben böyle istiyorum” deyip iş yapamaz. “Ben, kentimize şunun yapılmasını istiyorum” diyemez. Ayrıca, Kent Konseyi kenti de yönetemez. Kent Konseyi, halkın görüşlerini oluşturarak, önerilerini ve taleplerini belirleyerek, bir rapor halinde kent yöneticilerinin önüne koyar. Raporu uygularlar uygulamazlar, o da yönetici kurumların sorumluluğudur.

Kent Konseyi Genel Kurul’u rapor hazırlar dediniz. Raporlar nasıl hazırlanıyor? Kim hazırlıyor? Sonra ne oluyor? Bizde raporlar hazırlanır, sonra bir köşede unutulur. Bir işe yarıyor mu bu hazırlanan raporlar?

Aslında bu sorunun yanıtı, Kent Konseyi’nin ne olduğunun, nasıl olduğunun, ne işe yarayıp yaramadığının da yanıtıdır. Dilim döndüğünce basit bir şekilde anlatmaya çalışacağım. Önce Kent Konseyinin yapısını aşağıdan yukarıya tarif ederek başlayayım. Kent Konseyini bir binaya benzetelim. Bu binaya aşağıdan başlayarak merdivenleri çıkalım: Kent Konseyinin temelinde Çalışma Grupları ve Meclisler vardır. Daha sonra Yürütme Kurulu ve Başkan gelir. Daha sonrada en üst organ Genel Kurul’la yapı tamamlanır. Bir örnek: “Çanakkale’de ulaşım sorunu vardır” ve bu konuyla ilgili olarak birkaç vatandaş, ya da bir grup, ya da bir kurum, ya da Kent Konseyi meclislerinden biri veya Kent Konseyi Yürütme Kurulu veya Kent Konseyi Genel Kurulu, “bu konuyla ilgili bir çalışma yapılmalı-yapılırsa iyi olur” diye bir talep ya da karar alındı. Bununla ilgili çalışma yapmak üzere bir Çalışma Grubu kurulur. Bu çok basittir. Çalışma grubu, amacını, hedefini belirler ve çalışmaya başlar. Öncelikle bu çalışmanın içinde yer alması gerek kurum, kuruluş, uzmanlıklar ve ilgili kişiler kimlerdir, belirlenir. Konuyla ilgili olabilecekleri mümkün olduğu ölçüde çalışmaya katmaya özen gösterilir. Üniversite mutlaka olmalıdır bu çalışmaların içinde. Belediye, Valilik kurumları, emniyet, çevre şehircilik müdürlüğü, şoförler odası-dernekleri, bisiklet grupları, toplu taşımacılık, taksi-dolmuş dernekleri, şehir plancıları, mimarlar, eğitimciler vb. Bunlar belirlenip, davetleri çıkartılır ve Çalışma Grubu böylelikle oluşmuş olur. Bundan sonra Çalışma Grubu oluşturacakları iş planları ve programlarına göre çalışmaya başlarlar. Bu süreçte Kent Konseyi Yürütme Kurulu ve Başkanı ile sekretarya Çalışma grubunun taleplerini karşılayacak destekleri sağlarlar. Çalışma grubu konuyla ilgili durum tespitlerini yapar, sorunları belirler. Çözümleri ve önerilerini de içeren bir rapor hazırlar. Çalışma Grubunun bu raporu Kent Konseyi’nin yürütme kurulunda görüşülür ve Çalışma Grubunun sunduğu haliyle Yürütme Kurulu tarafından Genel Kurul’a götürülür. Rapor, genel kurulda görüşülmeden önce özeti bütün genel kurul üyelerine genel kurul davet yazısıyla birlikte gönderilir. Varsa önerileri beklenir. Daha sonra Kent Konseyi Genel Kurul toplantısında rapor Çalışma Grubu tarafından sunulur ve görüşülür. Sonunda da rapor oylanır. Kabul edilen rapor Kent Konseyi başkanı tarafından belediye meclisinin ilk toplantısında görüşülmek üzere sunulur. Ayrıca ilgili olan bütün kurum ve kuruluşlara da rapor gönderilir. Bu aşamadan sonra Kent Konseyi Yürütme Kurulu ve Başkanı bu raporun akıbetini, Çalışma grubuyla birlikte takip eder. Uygulanmayla ilgili bilgileri kentliyle paylaşır.  Ana hatlarıyla Kent Konseyinin yapısal işleyişi budur. Çalışma grupları yoluyla, dernekler, odalar, sendikalar, kurumlar sürecin içinde yer alırlar. Esas olan ilgili bütün kurumların bu süreçlerin içinde yer almalarını sağlamaktır. Bir başka deyişle “katılım” Kent Konseyinin olmazsa olmazıdır. Özellikle de Çalışma gruplarında ve meclislerin çalışmalarında çoğulcu katılım ve demokratik müzakerelerden oluşmuş bir çalışma ortamının oluşturulması, sonuçlardan herkesin memnun olacağı ve kendini bulacağı bir imkân olmaktadır. Böylesi çalışma ortamları, el birlikleri kentin huzuruna da yansıyacaktır. Farklılıklarıyla, herhangi bir ayrım yapmadan, bilgileri, becerileri ve uzmanlıkları ya da gönüllülükleriyle insanların kentleri için bir şey yapmak adına çalışmalarını çok önemsiyoruz.

 

Bu çalışmalara katılanlar para alıyor mu? Siz para alıyor musunuz? Bütçeniz ya da kaynaklarınız nereden geliyor?

Çalışma grupları, meclislerin yürütme kurulu üyeleri, Kent Konseyi’nin Yürütme Kurulu ve Başkanı tamamıyla gönüllü. Herhangi bir ad altında bir para verilmiyor kimseye.  Çalışmalarla ilgili gerekli olan bütün harcamalar karşılanıyor. Mal, malzeme, hizmet, yol, konaklama gibi giderler belgeli olarak bütçeden karşılanıyor. Kent Konseyi ofisinde çalışan sekretarya maaş alır.  Çalışma ofislerimiz ile  mahalle meclisleri binalarımızın kiraları vardır. Bütçemiz belediye tarafından ayrılır. Başka herhangi bir yerden para almayız. Herhangi bir ulusal veya uluslararası projelere girmeyiz, ortak olmayız. Bu tarz projeler için dernekleri bilgilendirir, onların kaynak almalarını ve yapmalarını teşvik ederiz. O tarz projelerinde yönetmelik çerçevesinde derneklere destek oluruz ki, Kent Konseyinin önemli görevlerinden birisi de, Sivil Toplum Kuruluşlarının yapabilirliklerini, güçlenmesini desteklemektir. Bütçemizi de, Haziran ayında bir sonraki yıl için faaliyet programlarımız çerçevesinde, belediye bütçe kullanma usul ve esaslarına uygun olarak hazırlayarak belediyeye veririz. Belediye meclisi de bütçe talebimizi genellikle bir miktar keserek belirler ve onaylar. Kent Konseyi de bu bütçe faaliyet planlarına göre çalışmalarını yapar. Bütün bu bütçe harcamaları ve personelden Kent Konseyi Genel Sekreteri sorumludur ve yetkilisi odur. Genel Sekreter de yönetmelik gereği belediye tarafından atanır.

 

Son olarak, sizin hakkınızda söylenenler var. Kent Konseyini bırakmadığınız, tapulu malınızmış gibi davrandığınız, birkaç entel, seçkin kişilerin elinde hep aynı yüzlerden oluşmuş kişiler deniliyor. Kente dair hiçbir şey yapmıyormuşsunuz…

Diyecekler, ama biraz vicdan biraz izanla. Diyecekler, ama arada bir de kendilerine dönüp bakacaklar. Dedikleri yere “dışarıdan gazel okumayacaklar”. İçine girecekler ya da kenarında dolaşacaklar hiç değilse. Benim hakkımda söylenenlerin hiçbirisine yanıt vermeyeceğim, çünkü hepsi yalan, hepsi saptırma. Kent Konseyi tabii ki benim tapulu malım değil. Buna dair de herhangi bir beyanatım olmadığı gibi öyle de davranmadım, davranmam. Ben şunu bilirim: Kent Konseyi kentlilerindir. 2009’dan buyana Kent Konseyi’nin başkanlığını yapıyorum. Kent Konseyi’ni özel, grupsal, siyasal çıkarlarına alet etmek isteyenlere karşı çıktım; kullandırtmadım; ne kendim için ne de başkası için. Kişisel kariyer, kişisel nüfuz alanı, kişisel menfaat alanı olarak görenlere yol vermedim. Bu amaçla gelenlerin bazıları da kendiliğinden birkaç gün sonra zaten çekip gittiler.  Kent konseyinde entel ve seçkin kişiler olabilir, niye olmasın ki? Dalkavukluk yapmanın bir manası yok. Her cinsten, her inançtan, her düşünceden, her sosyal sınıf ve statüden, yoksulundan zenginine, az düşüneninden çok düşünenine, az yapandan çok yapana herkese yer var Kent Konseyi’nde. Kent dediğimiz şeyde bunlar yok mu? Kent Konseyi taraflar üzerinde bir yapıdır. Herhangi bir tarafa ait değildir. Herkes bu yapının içinde eşittir ve özgürdür. Yani Vali, Belediye başkanı neyse; bir dernek temsilcisi de bir gönüllü kişi de aynı değerde ve önemdedir. Kimse kimseden üstün değildir Kent Konseyi’nde. Orada herkes koltuklarını ve kimliklerini bir tarafa bırakır, yalnızca bu kentte yaşayan, bu kentin sorunlarından da güzelliklerinden de aynı oranda etkilenen kentli hemşeriler olarak vardırlar. Tek farkları, farklı bilgi ve deneyimlere sahip olmalarıdır ve bu birikimlerini özgürce orada ifade ederler. Zaten bu özellikleriyle çok kıymetlidir herkes. Kararlar verilirken bu farklı birikimler, bilgiler Kent Konseyi’nden çıkan karara çok yönlü düşünülmüş ve katkı sağlanmış güçlü bir içerik kazandırır. “Hep aynı yüzler”! Ne kadar klişe bir lâf. “Sen yüzünü gösterdin de yüzüne peçe çeken mi oldu. Üstüne üstlük ‘hep aynı yüzler’ dediğin ve hiç yüzünü göstermediğin Kent Konseyi’nin başkanlığına hangi yüzle aday oluyorsun? Olmayan yüzünle mi?”  diye sormak lâzım, ama gerek yok. Bugün, Çanakkale Kent Konseyi’nde Yürütme kurulu ve çalışma gruplarında, meclislerin yürütme kurulu ve çalışma gruplarında 200’ün üzerinde gönüllü var; kentleri için, mahalleleri için; çocuklar için; kadınlar için; çevre için; engelliler için; sporcular için… 36 kişilik,  engelliler ve annelerinden oluşmuş bir halk müziği korosu var Kent Konseyi’nin 4 yıldan buyana.  5 yıldan buyana Eylül ayında yapılan ve kente önemli bir turizm girdisi de sağlayan Kırkyama Festivali var. Kentin çevre sorunlarına dikkat çeken ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını savunmak ve sağlamak amaçlı, 5 yıldır yapılan “Atikhisar Kır Şenliği” var. Mahallelilerin mahalle meclisi öncülüğünde 3.süne hazırlandığı  “Bahar Şenliği” var. Çalışma grupları tarafından hazırlanmış ve Genel Kurul tarafından onaylanmış, belediye meclisine sunulmuş 15 raporu var Kent Konseyi’nin ve meclislerin-çalışma gruplarının yüzlerce günlük etkinliklerini saymıyorum bile…

 




Bu haber 5598 defa okunmuştur.

Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

DİĞER RÖPORTAJLAR Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • FANTASTİK
    FANTASTİK
  • ATATÜRK
    ATATÜRK
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
    Çanakkale 2015 Tanıtım Filmi
  • Barışın ve Özgürlüklerin Kenti "Çanakkale"
    Barışın ve Özgürlüklerin Kenti
  • TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
    TSK'dan Muhteşem Çanakkale Türküsü
  • Çanakkale Gangnam Style
    Çanakkale Gangnam Style
  • HASTANEDEN KAÇIRILAN BEBEK BULUNDU
    HASTANEDEN KAÇIRILAN BEBEK BULUNDU
  • CEPA AVM'de Çanakkale Türküsü
    CEPA AVM'de Çanakkale Türküsü
VİDEO GALERİ
YUKARI